Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ara sıra Ümit Boyner’in güleç yüzlü açıklamalarını dinliyorduk. Bu konuşmalar, etkili eleştiri değil sadece alttan alan birer açıklama notu idi. Ümit Hanım hemen her gün ekranlardaydı. Kongrelerde, konferanslarda, ulusal ve uluslararası toplantılarda, nerede bir kalabalık varsa orada konuştuğu için tesiri sınırlı kalıyordu.

        Böylece Başbakan’a karşı sağlam ve etkili bir eleştiri yapan yok diyorduk.

        Bir sürpriz yaşadık. Ortalıkta fazla dolaşmayan ama etkinliği tartışma götürmeyen bir işadamımız, Tayyip Bey’e bir açık mektup yayınladı.

        Bu mektup Tayyip Bey’i dört koldan kuşatıyor ve her yönden eleştiriyor... Hani Mevlana’nın dediği gibi tam altı yönden, dört cihetten bir eleştiri... Eleştiri mektubunun başlığı bile çok tesirli: Ülke Bölünüyor...

        Bu eleştiriyi yapan kişi ülkemizin ortalıkta fazla dolanmayan, ama her zeminde saygı duyulan bir akademisyen işadamı: Pet Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gültekin Köksal... Kendi tanımlamalarıyla “mutekit” bir yurttaş... Atatürkçü, laik, cesur, kararlı ve iradeli...

        İş dünyasında sahtekarlığı yok. Vergi kaçırmıyor. Sigortasız adam çalıştırma kurnazlığına da sapmamış. Yani helal gelir sahibi. Bu gelirin bir bölümü ile her yıl 30 öğrenciyi üniversitede okutuyor...

        Başbakan’ı karizmatik bulduğunu açıkça itiraf ediyor. Kendisi de karizmatik... Böyle olunca bu kıyaslamadan nasıl yararlı sonuçlar çıkarılabileceği önem kazanıyor.

        Ben işin bu yanına baktım. Gültekin Bey, Tayyip Bey’i sert, kırıcı buluyor. Ve kendinde öğüt verme hakkı görüyor. Çünkü kendisini Tayyip Bey’in babası yaşında buluyor.

        Diyor ki “Hiçbir başbakan sizin kadar kırıcı olmadı. Hiçbir başbakanın her dakika, herkese sinirlenmeye hakkı yoktur.”

        Haklı!

        Diyor ki ülke bölünüyor. Diyor ki, “Biz ve onlar diyorsunuz. Bu ne demek? Tarihimizde hiçbir başbakan halka böyle hitap etmemiştir.

        Kendinize hakim olun!” Ve sonunda Gültekin Bey, Tayyip Bey’e bazı tavsiyelerde bulunmak istiyor. Bugün çok güçlüsünüz. Ya yarın? Allah bilir! Ve sonra ekliyor; “Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var...”

        Gültekin Bey’in sözlerindeki nasihat kültürünün özet cümlesi harika bir atasözümüzdür: “Keskin sirke küpüne zarar verir.” Bunun giderilmesi için makul bir çözüm yolu var mı?

        Elbette var. Gültekin Bey onu da gösteriyor ve diyor ki: “Danışın, başkalarının fikirlerini alın, diktatörleşmeyin, dalkavuklara itibar etmekten uzaklaşın...”

        Sonra ekliyor; “Hırslarınızı dindirin, sinirlerinize hakim olun çünkü keskin sirke küpüne zarar verir...”

        Değerli okuyucular, bunlar sıradan cümleler değil. Elbette ki tesiri olacaktır. Önemli olan birinin cesaret gösterip bu uyarıları nazik dille ve samimiyetle söylemesiydi.

        Gültekin Köksal’ın yaptığı şey, bu samimi cesareti göstermiş olmasıdır. Türkiye’nin en büyük talihi, Gültekin Bey gibi görüşlerini cesaretle ortaya koyan iş adamlarının olmasıdır.

        Bu sert cesaret, yüzlerce, binlerce yavşak yağ çekmelerden daha tesirli ve haklı bir vatandaşlık ispatıdır.

        Diğer Yazılar