Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Şafağı siyah görmek, karanlık zihinli insanlara aydınlık gibi gelir. Bu aslında inkârla kendini güçlü ve saygın göstermenin abes teşebbüsüdür.

        Tayyip Bey, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada konuyu sadece ekonomik zeminde ele almadı. Bu tür teşebbüslerin acı ve kanlı yanlarını da anlattı.

        Geçmişe baktığınızda Celal Bayar’ın emriyle kurulan Odalar Birliği, İttihat Terakki’nin Esnaf Cemiyetlerinden alınan ilham ile faaliyete geçirilmişti.

        İlk dört yılda Celal Bayar’ın direktifleriyle yönetilmiş ve Demokrat Parti lehine kullanılmıştı. Bu geleneği Menderes değiştirdi.

        Ticaret zeminlerini siyaset kürsüsü olarak kullanma fikrinin babası Samet Ağaoğlu’ydu. Ticaret Genel Müdürlüğü’nden siyasete geçmişti. İşin omurgasını tutmayı iyi biliyordu. Bu üslup bugüne kadar da sürüp geldi...

        Odalar Birliği, Esnaf Cemiyetleri, Sendika kürsülerini siyaset zemini olarak kullanma, çok akıllı düşünülmüş bir propaganda vesilesiydi.

        CHP bu işi küçümserken Demirel bu vesileyle defalarca başbakan oldu.

        Çünkü Türkiye’de reel sektörün kalbi TOBB’da atar.

        TÜSİAD ve MÜSİAD medya motifidir...

        Bu zemini şimdi en iyi Tayyip Bey kullanıyor. Bu kürsülerdeki siyasi amaçlı konuşmalarına dış politikayı, terörle mücadeleyi de ekledi. Hatta sanata katkılarının teşekkürünü de belirtti.

        Son konuşmasında terör bahsini ve buna karşı müsamahakâr bakışın siyasi partilerini ele aldı ve açık ölçülerde ortaya koydu.

        Bu açıklamaya ister eleştiri, ister teşhir deyin; sonuçta söyledikleri bir gerçek tarifi olarak isabet taşıyor.

        Çevremizdeki ülkelerde terör mücadelesinin finansmanına katkıda bulunan kurumların varlığını da ele aldı.

        Bunların iç siyasetteki uzantılarını ifade eden tespitlerini belirtti.

        İşte açıklamasından bir bölüm;

        “Birileri Kuzey Irak Kandil Dağı’nda taşeronluk ofisi açmış. Ne yazık ki bu ofiste kanla, canla alışveriş yapılıyor. Türkiye ile hasmı olan belli çevreler de kanla ticaret yapıyor. Böyle her işe uygun taşeron firma varken o çevreler bu faaliyetlere neden engel olsun.“

        Tayyip Bey’in işaret ettiği konu Türk siyasetinin en tehlikeli noktasıdır. Kürt kökenli gençler dağda ölürken bu kanlı ticaretin sahiplerinin sevinç içinde olduğunu söylüyor.

        Bu kadroları tarif için kullandığı ifade, terörlü ticaretin baronları deyimidir.

        Bunların sürekli mutlulukları için bu ticareti devam ettirmelerine müsaade etmeyeceklerini de belirtti..

        Elbette ki böyle bir durumun ulusal huzur için bertaraf edilmesi devletin temel siyasi tercihidir.

        Nitekim bunu ifade ederken hafızalardaki olaylara da işaret etti. Bu baronların örgüt içi infazlara, kadınlara mağaralarda yapılan tecavüzlere tepki koymadıklarını açıkladı.

        Başka deyimle bu bahislere umursamazlıkla bakıp geçtiklerini belirtti. Sadece dağa çıkan PKK’lıyı koruma sorumsuzluğunu destekleyen siyaset yaptıklarına işaret etti.

        Bir talebin içeriğini demokratik değerlerle tartışmak başka bir şeydir, o fikri terörle gerçekleştirmek başka bir şey...

        Yeni anayasa çalışmaları için çok kapsamlı bir birikim oluştuğunu dikkate alarak bu soruna iyi niyetli çözümler aranabilir. Ve böyle olması gerekir.

        En büyük sorumluluk da bu noktada toplanmış durumda...

        Diğer Yazılar