Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bu çok oturaklı ve kesin geçerliği olan bir tespittir.

        Mülkiye’de Ceza Hukuku okuduğumuz yıllarda hocamız Burhan Köni, cezada adalet ahlakını anlatırken hükmün, hukuka; infazın vicdana dayandığını güzel örneklerle anlatırdı.

        “Adamı yargılamışsın, hapse mahkûm etmişsin, ama yakalayıp hapishaneye sokamamışsan hüküm artık hikâyedir“ derdi.

        Bu hikâye ayniyle vaki olarak karşımızda duruyor...

        Adil verilmiş bir hüküm ve vicdan sızlatan bir infaz eksikliğiyle karşı karşıyayız...

        Münevver Karabulut’u hunharca öldüren yeğeni Cem Garipoğlu’nun kaçmasına yardımcı olduğu için 3 yıl hapis cezası alan Hayyam Garipoğlu sırra kadem bastı.

        Amca Hayyam’ın göz göre göre yurt dışına kaçtığı ortaya çıktı. İşte Garipoğlu’nun adım adım kaçış planı...

        Kaçışın macerasını özetleyen açıklamalarda, ilgili savcılık ile karar verecek mahkeme arasındaki ilişkinin gelişmesi anlatılıyor.

        Bu husus Adalet Bakanlığı’nın iç işidir. Bu konuda bir ihmal veya başka bir ihtimal varsa bu hususu elbette ki Adalet Bakanlığı ortaya çıkaracaktır. Ve halka açıklayacaktır.

        Muhtemeldir ki müfettiş görevlendirecek ve bir sonuca varacaktır.

        Bu konuda Adalet Bakanlığı’nın bir ihmal göstereceğine ihtimal vermiyorum. En doğru tespitleri yapacağına, en isabetli sonuçlara varmak için elinden gelen bütün imkân ve kaynakları kullanacağına hiç şüphem yok.

        Peki, sonuç ne olacak?

        Yurttaş hükümde isabet, infazda adalet ister.

        Devletinden bunu bekler. Bir aksama olursa vicdan yarası içinde kıvranır.

        Şimdi Türkiye bu kıvranışın pençesindedir...

        Yurttaşın zihninde bir şüphe akrebi dolaşıyor.

        Eğer katilin ailesi hem parasal, hem de örgütsel ilişki etkinliğinde olmayan birisi olsaydı. adalet duygusu bu kadar ağır bir zedelenme olarak değerlendirilir miydi?

        İşin doğrusunu isterseniz, bu soruya cevap vermek kolay olacaktı. Çünkü adaletin hızlı işletileceği hissi bütün Türkiye’ye hâkim olmuştu.

        Delillerin zamanında ve en hassas ölçülerde toplanıp değerlendirileceği fikri kökleşmişti. Nitekim duruşmalar sırasında bu olayın delil toplama zorlukları sık sık gündeme getirildi.

        Katil zanlısı kaçırıldı ve pazarlıkla ülkeye getirildi.

        Bütün bu aksamaların sonunda adaletin gerçekleştirilmesi geciktirildi.

        Sonunda bu olayın müdahillerinden birisi yani katilin amcası hakkında bir hüküm verildi. Katili kaçırdığı fiili tespit edildi. Mahkûm edildi ve hükmü Yargıtay tarafından onandı.

        Ama infazdan bir gün önce fail kaçtı.

        Hem de göz göre göre...

        Şimdi konu Adalet’in elinden çıktı “devletin” eline geçti.

        Vatandaşın gözü devlettedir.

        Gazetelerde yer alan haberlere göre Hayyam Garipoğlu, hakkındaki mahkûmiyet kararını Yargıtay’da onandığı anda hemen öğrenmiş ve derhal kaçış planını uygulamaya koymuştur?

        Bu doğru mudur? İspat isteyen bir konudur.

        Eğer doğruysa adalet, suçluyu değil kendini mahkûm etmiş demektir...

        Diğer Yazılar