Rusların gözdesi
Çok sevdiğim iki kız arkadaşım (üstelik abla kardeşler) beni bu hafta çok uzun zamandır gitmediğim bir yere davet etti. Hem de öyle böyle uzun bir zaman dilimi değil. En son altı yaşımdayken babamlarla gittiğim tatilde deve üstünde gezdirdiklerini bile hayal meyal anımsıyorum... Antalya'dan bahsediyorum... Tam tamına 3 saatlik bir uykuyla bindik uçağımıza. 1 saat 20 dakika kadarlık bir uçuştan sonra turizm cennetine iniş yaptım. Beni iki kız arkadaşım, Gülçin ve Gülay karşıladı. Antalya'da dikkatimi çeken ilk şey havanın inanılmaz sıcak oluşuydu. Hatta bu mevsimde halkın denize girdiğine inanamıyordum ama kendi gözlerimle gördüm!
HAVA ÇOK SICAK
Antalya gerçekten de sıcak bir şehir. Ekim ayında denizin tadını çıkaran turistler, Kasım ayında ve Aralık ayında da bunun keyfine varabiliyorlar. Ben denize girmeye cesaret edemedim ama bizim gezi tayfasında olan arkadaşlar havuz, deniz derken gününü gün etti. Bize de şehrin içinde biraz turlamak kaldı...
"ÇOK PARA HARCAMAK İSTEYEN BURAYA"
Belek'te kaldığımız otelden Antalya merkezin içine gidiyorduk. Sağlı sollu seralar eşlik etti bize. Elimde makine etrafı görüntülemeye çalışırken uykusuzluktan gezi arabasında uyuyakalmışım. Sadece ben mi? Ekipteki herkes horlamaya başlayınca seslerden yerimizden zıpladık. Merkezde indik ve kalenin oralarda dolaşmaya başladık. Bir Cumartesi gününü de farklı bir yerde yaşamanın tadını çıkarırken, sağ tarafımda çok kalabalık bir grubun balkon gibi bir yerden aşağı baktığını merak ettim. Meğer denize doğru bakıyorlarmış... Antalya Limanı'na inmek istedik bu kez. İnerken sağlı- sollu dükkanlarla karşılaştık. Bir dükkanın işletmecisi bas bas bağırıyordu, "Çok para harcamak isterseniz buyrun buraya" diye. Şok içinde dükkana daldık. Gerçekten de adamın dediği kadar varmış. Herşey Euro ile satılıyor ve inanılmaz pahalı! Yürürken ayakkabım sıkıyor, bir dükkana girdim. 40 TL'lik çakma spor ayakkabıyı sıkı bir pazarlıkla 15 TL'ye indirdim ve aldım. Büyük başarıymış söylenene göre. Burada indirim yaptırmak zormuş meğer.
TEKNELERLE GEZİ 5 TL
Limana indiğimizde muhteşem manzara bizi karşıladı. Ve tur tekneleri elbette. Gezi ekibinden Töre'nin elindeki kamerayı gören tur tekneleri 2 saatlik mavi turun fiyatını adam başı 15 TL'den 5 TL'ye indirdiklerini söylediler. Fiyat bize özelmiş, kameranın hatrına! Buradan Töre'ye de selamlar! Limanda tur teknelerinin önünden geçerek seyir kısmına yol alıyoruz. Uçsuz bucaksız Akdeniz karşımızda... Yürüyüş boyunca, "Ben burada yaşamalıyım" diyorum. Trafik yok, insanlar sakin, hayat güzel, hava sıcak... Herkes denizde, keyif yapıyor. Ekip biraz dalgaya alıyor beni... Eğleniyoruz hep beraber... Sonra bir çay bahçesine giriyoruz. Tam teknelerin karşısındaki mekân, Almanya tarafından, "Antalya'da kazık yemeyeceğiniz tek yer" olarak basında örnek olarak gösterilmiş. Mekânın işletmecileri, bu haberin kendilerine inanılmaz bir getiride bulunduğunu söylüyor ve ekliyor, "Bizde her şey normal fiyatında, turist ya da yerli diye ayrım yapmadan fazla fiyat vermeden mekânımızı işletiyoruz". Gerçekten de o kadar şey yiyip içmemize rağmen hesap fazla gelmiyor...
ŞİŞ KÖFTE- TAHİNLİ PİYAZ
Oradan ayrılıp Antalya çarşısında gezmeye devam ediyoruz. 3 saat yürüyoruz ve acıkıyoruz... Gülçin bize hayatımızda yiyemeyeceğimiz kadar güzel birşeyi tavsiye ediyor. Doluşuyoruz taksiye... Doğru şiş köfte ve tahinli piyaz yemeye! Antalya'ya giderseniz mutlaka denemeniz gereken bir yiyecek. "Aç değiliz daha" dememize rağmen şiş köftelerle, tahinli piyazı midelerimize indiriveriyoruz. Bu arada Antalya'da reçeller harika. Ceviz, incir, greyfurt, karpuz, limon kabuğu reçeli gibi tatlar var. Mutlaka alın!
NEDEN TURİSTLERİN TERCİHİ?
Antalya çok fazla turist çeken bir ilimiz. Gerek Kemer gerek Belek gerekse Side ve daha adını sayamadığımız pek çok ilçe yabancıların gözdesi. Sayısal rakamlara baktığımızda bu bilginin doğruluğunu bir kez daha görüyoruz. Bu yılın dört aylık döneminde Antalya’ya gelen Alman turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,03, Rus turist sayısı ise yüzde 33,10 oranında artmış. Aslında haksız da değiller. Doğa herşeye rağmen harika imkânlar sunuyor, havası çok temiz ve burada yapılabilecek çok fazla alternatif var. Erken rezervasyon sayesinde uygun fiyatlara otel bulmanız da mümkün olabiliyor. Sadece turistik bir alışveriş yapmanız biraz pahalıya patlayabilir o kadar... Bence bu sene yılbaşını Antalya'da geçirebilirsiniz. Üstelik yılbaşı programları iki ay önceden de planlanmış.
GÜNÜBİRLİK GEZİDE YORULMAMA HİSSİ
Antalya'dan hiç istemeye istemeye ayrılıyorum. Havalimanına geldiğimizde "Bir gün daha burada kalsam keşke" diye hayıflanıyorum. Uçak kalkıyor, güzel turizm beldesini ardımda bırakarak İstanbul'a dönmek ayrı bir sıkıntı yaratsa da, bu kısa geziden hiç yorulmadan şehrime dönmek de ayrı bir güzellik katıyor ruhuma