Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Yargı Anayasa Mahkemesi seçim barajı tartışması | Son dakika haberleri

        Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın HABERTÜRK gazetesi yazarı Muharrem Sarıkaya'ya yaptığı seçim barajına ilişkin açıklamalar sonrasında başlayan tartışma gündemin 1 numarasına oturmuş durumda.

        Haşim Kılıç'ın açıklamalarından daha öte bir noktaya taşınan tartışma, aslında Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) idari bölümüne yapılan bir bireysel başvurunun AYM'nin Genel Kurulu'na kadar neden gittiği, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun yüzde 10'luk seçim barajının Anayasa'ya aykırılığı veya uygunluğu konusunda verebileceği kararın sonuçları ve 2015 seçimlerine yansımalarıyla daha da derinleşmiş durumda.

        İŞTE TARTIŞMALARIN BAŞLANGIÇ NOKTASI

        Türkiye'deki hukukçuları ikiye bölen tartışmanın başlangıç noktasını ise Anayasa Mahkemesi'nin idari birimine yüzde 10 seçim barajıyla ilgili yapılan bireysel başvuru oluşturuyor.

        Bireysel bir başvurunun idari birimden AYM Genel Kurulu'na gidişi tartışmaların ilk boyutunu oluşturuyor.

        AYM Genel Kurulu, bireysel bir başvuruyla ilgili konuyu neden görüşüyor? AYM bireysel başvuru ile ilgili olan yasayı genel kurulda inceleyip onun hukuka aykırılığına karar verebilir mi?

        AYM'YE BİREYSEL BAŞVURU GENEL KURUL'A NASIL TAŞINIR?

        Anayasa Hukukçusu Yardımcı Doçent Dr. Levent Korkut, aslında AYM'nin bireysel başvuru dışında itiraz yolu denilen bir yolla da bir davayı görebileceğine dikkat çekiyor.

        Mahkeme olma sıfatıyla bütün mahkemeler kendi baktıkları davalarda o davayla ilgili yasanın anayasaya aykırılığını ciddi bir şekilde düşünüyorlarsa Anayasa Mahkemesi'ne gönderebildiklerini hatırlatan Korkut, bunun ardından AYM'nin o yasanın Anayasa'ya aykırı olup olmadığına karar verdiğine, alt mahkemelerdeki davaların da bu karara göre yürüdüğüne dikkat çekiyor.

        AYM BİREYSEL BAŞVURU BİRİMİ BİR MAHKEME MİDİR?

        Korkut şöyle devam ediyor: "Bunun yapılabilmesi için bir mahkeme olması ve iptali ciddiye alması yeterli.

        Demekki her mahkeme, iptali ciddiye alıyorsa bir yasa maddesini Anayasa Mahkemesi'ne götürüp orada inceletebilir."

        Peki Anayasa Mahkemesi bunu kendi kendine yapabilir mi?

        Ya da mesela bireysel başvuru yapılan bir davada bir ön sorun yaparak bir yasayı Anayasa Mahkemesi'nin genel kuruluna götürerek itiraz yoluyla inceletip burada bir değerlendirme yaptırabilir mi?

        Korkut'a göre "Burada bazı tartışmalar ortaya çıkıyor. Çünkü bir de bireysel başvurunun yasalara, yönetmeliklere ve düzenleyici işlemlere yönelik yapılamayacağına dair de bir madde var.

        Ama eğer itiraz yoluna başvuru için mahkeme olma sıfatı yetiyorsa ve ciddiye bulma varsa bu gerçekleşmişse 'bu mahkemenin diğer mahkemelerden farkı ne' diye de sorabiliriz. Gönderebilir diyebiliriz.

        Fakat asıl sorunu Korkut şöyle açıklıyor:

        "Bütün dünyada mahkemelerin genel özelliği şöyledir: Mahkemeler kendi başlarına hareket etmezler, başvuru üzerine hareket ederler. Kendi kendilerini yetkilendiremezler.

        Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru nedeniyle baktığı bir dava var. Buna Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu değil bölüm bakıyor. Bölüm de 'mahkeme' sıfatına bakarak buradan Genel Kurul'a yasanın aykırılığı konusunda bir gönderimde bulunmuş."

        PEKİ AYM GENEL KURULU SEÇİM BARAJINI ANAYASAYA AYKIRI BULURSA?..

        Yani özetle Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya bakan birimi, kendinde gördüğü "mahkeme" olma sıfatı ve bireysel başvuruyu ciddiye alması sonucunda bireysel başvuruya konu olan yasa maddesi AYM Genel Kurulu'na gelip görüşülmeye başlanmış durumda.

        İkinci tartışma noktası, buradan çıkacak olan kararlar.

        AYM Genel Kurulu eğer yüzde 10 seçim barajını Anayasa'ya aykırı bulmazsa zaten mevcut durum devam edeceği için zaten ortada bir sorun kalmıyor.

        Fakat eğer AYM Genel Kurulu, yüzde 10 seçim barajını Anayasa'ya aykırı bulursa bu durumda verilebilecek iki karar bulunuyor. Ya yasayı iptal edip hemen yürürlüğe sokmak ya da yasama organına durumu düzeltmesi için 1 yıla kadar süre vermek.

        "SEÇİME 1 YILA KALA YAPILAN SEÇİM YASASI DEĞİŞİKLİKLERİ..."

        Doçent Dr. Levent Korkut, "Seçim yasalarında seçime 1 yıla kala yapılan değişikliklerin gelecek seçimlere uygulanamayacağına" dikkat çekiyor ve ekliyor:

        "Bu da tabi başka bir tartışma başlatıyor, ki şu anda yaşadığımız tartışma bu.

        Bazı hukukçular diyor ki, 'Bu bir hak ihlali olduğu için herhangi bir süre olmadan hemen uygulamaya geçilmesi gerekir'. Bazıları da diyor ki 'Hayır uygulamaya hemen geçmez'.

        Fakat böyle kritik seçimler gibi bir konuda, yasama organının kendi iradesini ortaya koyması gerekir ve yeni bir süre verilmesi gerekir yasama organına kendi düzenlemesini yapabilmesi için. Aynı durum tutuklama süreleriyle ilgili konuda da yaşanmıştı.

        SÜRE VERİLEREK Mİ, YOKSA HEMEN Mİ?

        Buralarda dikkatli olmak gerekiyor. Yasama iradesi önemlidir, yasama iradesini yargı lehine daraltmayacak bir düzenleme yapılması gerekir, yoksa kurumlararası çatışma başlar ve siyasi atmosfere kayar.

        Bence baskın görüş Türkiye'de hak ihlali olan bir konunun hemen yürürlüğe girmesi şeklinde değil, belirli bir süre verilerek yürürlüğe girmesi şeklinde. Önümüzdeki seçimlere uygulanmaması eğilimi yasama organında ağır basacaktır diye tahmin ediyorum."

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ