Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

FETÖ’NÜN SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ OLDUĞUNA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

Sözde “Altın Nesil” yetiştirmek amacıyla yola çıkan örgütün, ılımlı İslam’ı savunan ve radikalleşmeye karşı barışçıl dini motifli söylemleriyle dünyanın ve ülkemizin her kesiminden taraftar bulduğu, eğitim kurumlarında ağabeylik-ablalık sistemiyle geniş kitlelere ulaştığı, özellikle mülki idare, adliye ve emniyet teşkilatları içerisinde kadrolaştığı, her bakımdan yasa dışı bir örgüt niteliğini aldığı (hücreler şeklinde teşkilatlandığı, kod adları kullandığı, bir istihbarat örgütü gibi hareket ederek devlet kadrolarını ele geçirmeye çalıştığı) ve Fetullah GÜLEN’in temel hedefinin kâinat imamı olarak dünyada büyük bir egemenlik kurmak olduğu, grubunun genel anlamda fetih olarak adlandırılan bu amaç etrafında faaliyet gösterdiği ve amaçlarına ulaşmak için her yolu mubah gören bir anlayışla hareket ettikleri görülmüştür.

Sivil toplum örgütü olarak kendini tanımlayan bu yapının açık ve şeffaf olması gerekirken bir istihbarat örgütü gibi “kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar ve gizli yöntemler” kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetlerini yurt dışından idare etmesi ve örgüt liderinin Türkiye’ye gelmekten imtina etmesi, hasımlarını saf dışı bırakmak için her türlü baskı, şantaj ve yasa dışı faaliyeti kullanması¸ çeşitli yabancı misyon temsilcilikleriyle mahiyeti bilinmeyen temaslarda bulunması, söz konusu örgütün casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize bir suç teşkilatlanması olduğunu ortaya koyan unsurlardandır. Bu kapsamda örgütün, Türk Devletinin ve Türkiye Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak/ele geçirmek, devletin iç ve dış güvenliğini bozmak amacını güttüğü ve bu kapsamda faaliyet yürüttüğü açıktır.

Yerleşik yargısal içtihatlarda ifade edildiği üzere; bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için,

a- Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır,

b- Bu örgüt, Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan (devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, düşmanla işbirliği yapmak, devlete karşı savaşa tahrik, temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama, yabancı devlet aleyhine asker toplama, askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma, düşman devlete maddi ve mali yardım; Anayasayı ihlal, Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan) suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,

c- Bu örgüt silahlı olmalıdır.

FETÖ’nün lider kadrosunun hedefinin devleti ele geçirmek olduğu, devletin silah kullanma yetkisini haiz kurumları olan Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet içindeki örgütsel kadrolaşma çabalarının bu asıl hedefe giden uzun yolun birer kilometre taşı olduğu, fakat gizlilik ile hareket ederek takiyye esaslarına göre örgütlenmeyi ve gerçek yüzünü gizlemeyi büyük bir başarı ile gerçekleştiren FETÖ’nün tam da yukarıda tanımı yapılan silahlı terör örgütü niteliğinde olduğu görülmektedir.

Örgüt ideolojisi çerçevesinde bağlılarının ideolojik dönüşümünü sağlayacak eğitim sistemi ve materyallere sahip olup hücre tarzındaki yapılanma suretiyle örgüt mensuplarının birbirleri arasında haberleşme, emir-talimat alışverişi, hiyerarşik emir-komuta sistemi bulunmaktadır. Bu hiyerarşi içerisinde alttan yukarıya doğru rapor, yukarıdan aşağıya doğru emir ve talimat gönderilmekte, örgüt mensuplarının yeni mensuplar kazanma faaliyetleri çerçevesinde yeni çocuk ve gençler örgüte katılmaya ikna edilmekte, ideoloji doğrultusunda eğitilip yetiştirilerek örgütün kadrolarına dâhil edilmektedir.

FETÖ’nün bu niteliğinin farkına varılması üzerine 30 Ekim 2014 tarihli MGK bildirisinde Paralel Devlet Yapılanması olarak yer alan örgüt Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde “Legal Görünümlü İllegal Yapılar” başlığı altında “Paralel Devlet Yapılanması” adıyla yer almış ve legal görünümlü “İllegal Hiyerarşik” yapılanma olarak açıklanmıştır. Söz konusu gelişmeler doğrultusunda J.Gn.K.lığınca da 8 Ocak 2016 tarihli komuta katı onayı ile FETÖ mevcut terör örgütleri listesine dahil edilmiştir.

FETÖ’nün terör örgütü niteliğine ilişkin değerlendirmelerden birisi de Anayasa Mahkemesinin 04.08.2016 tarihli kararında yer almaktadır.[1] Burada değinildiği üzere, süreç içinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından FETÖ’nün milli güvenliği tehdit ettiğine, bir terör örgütü olduğuna ve diğer terör örgütleri ile işbirliği yaptığına dair kararlar verilmiştir. Bu bağlamda MGK Genel Sekreterliği tarafından Kurul toplantılarına ilişkin basın duyurularının FETÖ ile ilgili değerlendirme yapılan kısımları şöyledir;

  1. 26/2/2014 Tarihli Toplantıda “Ülke genelinde güvenliği ilgilendiren hususlar ve yürütülen çalışmalar değerlendirilmiş; bu kapsamda halkımızın huzurunu ve ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanmalar ve faaliyetler görüşülmüştür.
  2. 30/4/2014 Tarihli Toplantıda “Ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanmalar ve bunlara yönelik olarak alınan tedbirler değerlendirilmiştir.
  3. 26/6/2014 Tarihli Toplantıda “Devlet içindeki illegal yapılanmalara yönelik olarak yürütülen adli ve idari işlemler hakkında Kurul’a bilgi sunulmuştur.
  4. 30/10/2014 Tarihli Toplantıda “Milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.
  5. 30/12/2014 Tarihli Toplantıda “Paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadele hakkında Kurul’a bilgi arz edilmiş, mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.
  6. 26/2/2015 Tarihli Toplantıda “Paralel devlet yapılanması ve legal görünüm altında faaliyet gösteren illegal oluşumlara karşı yürütülen ulusal ve uluslararası çalışmalar hakkında Kurul’a bilgi sunulmuştur.
  7. 29/4/2015 Tarihli Toplantıda “Milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlara karşı yürütülen mücadele hakkında tafsilatlı bilgi arz edilmiş, mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesine vurgu yapılmıştır.
  8. 29/6/2015 Tarihli Toplantıda “Milli güvenliğimizi tehdit eden, başta paralel devlet yapılanması olmak üzere, tüm yasadışı oluşumlara karşı yürütülen mücadeleye kararlılıkla devam edileceği bir kez daha dile getirilmiştir.
  9. 2/9/2015 Tarihli Toplantıda “Paralel devlet yapılanmasıyla, yurt içinde ve yurt dışında, illegal ekonomik boyutu da dâhil olmak üzere sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği belirtilmiştir.
  10. 21/10/2015 Tarihli Toplantıda “Milli güvenliğimizi tehdit eden ve terör örgütleriyle işbirliği içerisinde hareket eden paralel devlet yapılanmasına karşı yürütülen kararlı mücadelenin çok yönlü olarak sürdürüleceği teyit edilmiştir.
  11. 18/12/2015 Tarihli Toplantıda “Paralel devlet yapılanmasıyla yurt içinde ve yurt dışında sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği teyit edilmiştir.
  12. 27/1/2016 Tarihli Toplantıda “Millî güvenliğimize yönelik iç ve dış tehditler ile … paralel devlet yapılanmasına … karşı yurt içinde ve yurt dışında sürdürülen mücadele etraflıca değerlendirilmiştir.
  13. 24/3/2016 Tarihli Toplantıda “Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler kapsamlı şekilde görüşülmüştür. Bu çerçevede; … paralel devlet yapılanmasına karşı alınan tedbirlerin uygulanması üzerinde durulmuştur.
  14. 26/5/2016 Tarihli Toplantıda “Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler, terör ve teröristle mücadelede gelinen aşama, millî güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanmasına karşı alınan tedbirler görüşülmüştür.

Fetullah Gülen’in de aralarında olduğu örgütün 73 yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askeri casusluk yapma, zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, ele geçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.[2]

Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/74 esas-2016/12 karar sayılı 16 Haziran 2016 tarihli kararında ise özetle; Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere Anayasal düzene karşı işlenen suçlarda manevi cebrin de yeterli olacağı, bununla birlikte Terörle Mücadele Kanununda belirtilen “cebir ve şiddet kullanarak” kavramının içerisinde cebir veya şiddet kullanılacağına ilişkin güncel tehdidin de bulunduğu, bu kapsamda değerlendirme yapıldığında mahiyeti gereği silahlı olarak Emniyet, Jandarma ve Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde devletin hiyerarşisinden ayrı bir hiyerarşi kurarak ve bu hiyerarşiye sıkı bağlılıkla hareket eden bu örgütün, “terör örgütü ile mücadele” adı altında yetkilerini görevlerinin gereklerine aykırı kullanmak suretiyle amaca ulaşmak için toplum üzerinde baskı, korkutma, sindirme ve yıldırma yöntemi kullanarak işlemler yaptığı ve bu işlemleri kendisine bağlı medyada yayınlamak suretiyle korkutma ve sindirme politikasının ülke geneline yayılmasını sağladığı, bu itibarla örgütün hem manevi cebir ve şiddet kullanmak suretiyle hem de MİT tırlarının durdurulması olayında olduğu gibi doğrudan cebir ve şiddet kullanarak ve ele geçirmeye çalıştığı kurumların emniyet ve askeri kurumlar olması nazara alındığında cebir ve şiddet kullanımına ilişkin güncel tehdidin de bulunması göz önüne alındığında silahlı terör örgütünün yönetsellik, amaç, elverişlilik ve süreklilik unsurlarını gösterdiği dile getirilmiştir.

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsünden önce örgütün, insan öldürmeye fiziksel eğitimleri edindiği ve bu doğrultuda silah kullandığına dair kesin bir tespit yapılamamakla birlikte, örgütün kasıtlı olarak sızdığı/sızmaya çalıştığı devletin güvenlik kurumlarının hâlihazırda silah kullanma hususunda yetkilerinin ve fiziksel eğitimlerinin bulunması örgütün bu yöndeki eğilimini net bir şekilde göstermektedir. Kaldı ki nihai amacı devleti ele geçirmek olan FETÖ, bu amacını gerçekleştirmek yolunda en kapsamlı adımını 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirmiş, devletin silahlarını millete çevirerek tarihimizdeki en kanlı terör eylemini gerçekleştirmek suretiyle asker, polis ve sivil olmak üzere 249 insanımızın şehit ve 2.301 insanımızın yaralanmasıyla sonuçlanan darbe teşebbüsünde bulunmuş, silahlı terör örgütü olduğuna dair geçmiş tespitlerin haklılığını gözler önüne sermiştir.

 

[1] Anayasa Mahkemesinin 04.08.2016 tarih ve 2016/6 değişik iş-2016/12 karar sayılı kararı

[2] Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6.6.2016 tarihli ve E.2016/24769 sayılı iddianamesi

 

<< FETÖ'NÜN 15 TEMMUZ ÖNCESİ SİYASETE MÜDAHALE TEŞEBBÜSLERİFETÖ'NÜN 15 TEMMUZ 2016 TARİHLİ DARBE GİRİŞİMİ >>