Buğdaydaki ihtişam ve zenginlik
Buğday size tüm dünyanın nimetini sunacak kadar zengin, ihtişamlı ve eşsizdir. Teknoloji ile birlikte başka bir boyuta girmiş olsa da ekmek ve un hayatımızın en temel besini. Kimileri öğünlerinden çıkararak daha sağlıklı beslendiğini düşünürken, ben ise özellikle sabahları ekmek olmadan güne başlayamayanlardanım.
Dünya’nın ilk ve en büyük keşfi ne diye sorsalar sanırım buğdaydır derim. Bir teoriye göre yapılan çok önemli kazılarda buğdayın anavatanının Mezopotamya toprakları olduğu, gerek arkeolojik buluntularda, gerek resim ve lahit yazılarında buğdayın izine rastlanmış ve neredeyse 12.000 yıl öncesine kadar kullanıldığı Göbeklitepe keşfinden sonra iyice netleşmiştir. Örneğin; Hititlerde ekmek yoğurma işi kadının göreviydi. O dönemde bile fırıncılık vardı. “Ninda” ismi Hititlerde ekmek anlamına gelirdi ve yapılan ekmek tanrı ve tanrıçalara sunulurdu. Diğer yaygın bir teoriye göre ise Natufian topluluğu ilk buğdayı 22 bin küsur yıl önce işleyip un haline getiriyordu. Ortaya çıkan bulgularda, çömlek içlerinde yanmış buğday tanelerine rastlandı. Yani karşımızda antik çağlar boyu varlığını sürdürmüş kutsal ve bir besin var ve onu işleyecek kusursuz bir teknoloji.
Günümüze aktarılmış teknik ve pişirme yöntemlerinin her biri çok kıymetli. Teknoloji ile birlikte başka bir boyuta girmiş olsa da ekmek ve un hayatımızın en temel besini. Kimileri öğünlerinden çıkararak daha sağlıklı beslendiğini düşünürken, ben ise özellikle sabahları ekmek olmadan güne başlayamayanlardanım. Fırından yeni çıkmış ekmek kokusu ve çıtırtısına kimse hayır diyemez..