Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Levent Özçelik, HT Cumartesi'de Yalıköy'ü kaleme aldı. Adını ara ara işitir sürekli niyetlenirdim. Karadeniz kıyılarının doğası ister batı ister doğu olsun hep ilgimi çekerdi. “Nereye gitsem” dediğim anlardan biriydi. Yalıköy ya da eski adıyla Podima’da baharın gelişini müjdeleyen çiçeklerin açtığı, güneşin geç saatlere kadar kıyılarda kaldığı günlerden biriydi. İstanbul’dan ayrılıp Kemerburgaz Göktürk’ü ardımda bırakıp artık iyice kasabalara köylere ait yolların içindeydim.

Harita

Küçük köy-kasaba meydanları, kahvelerin önünde takılan ahalinin meraklı bakışları arasından süzülerek yaklaşık bir buçuk saat sonra Yalıköy’deydim. Girişteki fırını geçip kasabın önündeki adamla sohbet ettikten sonra, yol boyunca sabırsızlıkla beklediğim kumsala ulaştım. Top oynayanlar, mevsim henüz yaz olmadığından tek tük denize girenler, bir iki küçük balıkçı teknesi ve gün batımının keyfini çıkaranlar vardı uzayıp giden kumsal ve kıyılarda. Önce ayakkabıları fırlatıp yürümeye başladım, sonra nefeslenmek için uzandım ince kumlara. İnce kumlar derken Yalıköy sahilindeki kumlar söylenene göre, dünyanın en güzel kumlarından biriymiş. İnce ve denize uzanan katmanlı kumlarıyla övünüyor Yalıköylüler ki haksız da değiller.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua