Berlin'de sonbahar
Benim için sonbahar Almanya ama daha çok Berlin'dir. Sonbaharda şehre yeni yüzler gelir, yeni restoranlar, barlar açılır, yaşama yön verenler, yeni fikirler ortalığa dökülür...
Paradis adlı kitabım için araştırırma yaparken Paris’le ilgili pek çok şey okudum. En sık rastladığım kalıplardan biri “Paris hep Paris’tir” benzeri cümlelerdi. Sonra bir Fransız’ın cümlesi ilişti gözüme: “Paris daima Paris’tir” ama Berlin asla her zaman Berlin değildir.”
Evet Berlin başka bir şehirdi her zaman. Hafızalarda soğuk ve gri bir imgesi vardı, özellikle İkinci Dünya Savaşı’na ait film ve fotoğraflarda. O çirkin duvarın da etkisiyle uzun yıllar öyle kaldı. O geniş caddelerin, görkemli yapıların, Spree Nehri kıyılarının güzelliği uzun zaman anlatılamadı. Berlin, bir savaş ve düşman kardeşler şehriydi. 90’lı yılların başında duvarın yıkılmasıyla çiçekler açtı şehirde. Adeta mevsim değişti, gökyüzü mavileşti, sokaklar renklendi. Dünyanın hemen her yerinden göç aldı. Almanya’nın en renkli şehirlerinden birine dönüştü. Doğu Berlin’in Mitte’si Avrupa’nın en şık-bohem semtlerinden biri oldu. Yeni rota, nehir kenarından süzülüp Mitte’ye oradan Kastanien Strasse ve ver elini yükselen değer Kreuzberg (Küçük İstanbul) olarak belirlendi...