Renkli, güneşli ve hareketli: İşte Tiran
Ağaçlı caddeleri, çocuk parkları ve bisiklet yollarıyla Tiran, neredeyse tamamını düz ayak gezebileceğiniz, huzurlu, sakin ama bir o kadar da renkli ve hareketli bir şehir.
Şehre renk katan nedir diye sorarsanız her şey diyebiliriz; öncelikle Akdeniz iklimi etkisi altındaki Tiran genellikle güneşli, ışıl ışıl, anıtsal yapılardan tutun sokak aralarındaki sıradan binalara kadar, balkonlardan taşan canlı çiçeklerinden evleri süsleyen mural ve graffitilere, insanların giyim kuşamından irili ufaklı manav tezgahlarına kadar renk her yerde. Şimdi bu ortama genç nüfusu ve Avrupa’nın kişibaşına en çok cafe düşen şehir sıralamasında en başlarda olmasını da ekleyin. Avrupa’nın en ucuz başkentlerinden biri olduğunu ve Türkiye’den vizesiz gidilebildiğini de hatırlatalım.
Böylesine sempatik bir şehri gezmek istemez misiniz?
Şehre geldiğinizde ilk görmeniz gereken yer bu tarihi meydan olmalı. Şehrin ortasında büyük bir meydan düşünün, etrafı Ulusal Tarih Müzesi, opera binası, saat kulesi, Hacı Ethem Bey Camii ve meydana adını veren Arnavutluk’un milli kahramanı İskender Bey’in heykeli ile çevrili. Meydana girdiğinizde muhtemelen ilk olarak Ulusal Tarih Müzesi’nin üstündeki devasa mozaik dikkatinizi çekecektir.
Görkemli mozaiğin üstünde İllyria’lılardan bu yana Arnavutluk halkı resmedilmiş, birlikte yürüyen köylü, işçi, partizan figürler adeta kahramanca Tiran’ı selamlıyor. Tüm diğer dini yapılar gibi Ethem Bey Camii’nin de komünist dönemde kapalı kaldığını ancak bugün ziyarete açık olduğunu söyleyelim, caminin dış cephesindeki resimleri mutlaka inceleyin. Müzeye sırtınızı verip İskender Bey heykelinin arkasına doğru yürürseniz, Ulusun Şehitleri (Dëshmorët e Kombit) Bulvarı sizi Rahibe Teresa meydanına götürecek.