Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Enflasyonda 2026'ya farklı başlangıç
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Türkiye ekonomisi 2025 yılını %30,89’luk TÜFE artışıyla kapattı. Bu oran, son beş yılın en düşüğü. En son 2021’i %36,08’lik enflasyonla tamamlamıştık. Ancak 2022’ye çok sert başladık. Daha ilk ayda %11,10’luk aylık enflasyon geldi ve kur şokunun etkisiyle yıl adeta baştan kaybedildi. TÜFE, yıl içinde %85,51’e kadar yükseldikten sonra seneyi %64,27 seviyesinde kapattı.

        Benzer bir tablo 2023’te de tekrarlandı. Yıla %6,45’lik aylık enflasyonla girildi ve yıllık enflasyon yılı %64,77’de tamamladı.

        2024’e ise %6,70’lik ocak enflasyonuyla başlanırken %75’in üzerine çıkan yıllık enflasyon seneyi %44,38 seviyesinde noktaladı.

        Dört yılın ortak kaderi: Sert ocaklar

        2025’te ise yine tanıdık bir sahne vardı: Ocak enflasyonu %5,03 ile yılın en yüksek aylık oranı oldu. Dördüncü yıla da enflasyon sert başladı. Yılın başında gelen bu yüksek artış, fiyatlama davranışını yine yukarı yönlü biçimlendirdi.

        Ancak bu kez sonuç farklı oldu ve yıllık TÜFE aralık ayında %30,89’a kadar geriledi.

        Bir önceki yılın %44,38’lik oranına göre enflasyon 13,5 puan geriledi. 2024’te bu düşüş yaklaşık 20 puandı. Yani dezenflasyon doğası gereği aşağı doğru indikçe hız kesmeye başladı.

        Eğitim ve kiradan gelen güçlü katkı

        Bu yavaşlama tesadüf değil. Enflasyonun gövdesi giderek daha yapışkan kalemlere kayıyor. 2025 sonunda:

        • Konut grubu %49,45 ile zirvede.
        • Eğitim %66,27 ile ayrıksı bir şampiyon.
        • Lokanta-otel %34,11 ile hizmet enflasyonunu temsil ediyor.
        • Gıda ise %28,31 ile göreli olarak sınırlı kalmış.

        Özellikle kiralardaki %60’ın üzerindeki artış, TÜFE’ye güçlü bir katkı yapmayı sürdürüyor.

        Buna karşın üretici fiyatlarının %27,67 ile daha aşağıda kalması, maliyet baskılarının kısmen gevşediğine işaret ediyor; fakat hizmet sektöründeki yapışkanlığın hâlâ belirleyici olduğunu da gösteriyor.

        Bu yılın iki önemli farkı

        2026 yılı, önceki yıllardan iki önemli başlıkla ayrılıyor.

        Bunlardan biri vergi artışlarının sınırlandırılmasına gidilmesi. Yıl dönüşlerinde yeniden değerleme oranı kadar artırılan maktu vergiler bu yıl %25 yerine 2026’nın enflasyon patikasının üst bandı olan %19 ile sınırlanması, ocak aylarının şok etkisini törpüledi.

        Ocak aylarındaki yüksek enflasyon kıracak ve yılın farklı geçmesini sağlayacak ikinci gelişme ise kira hesaplamasında yöntem değişikliğine gidilmesi. Konut sahiplerinin “izafi kira”sının TÜFE sepeti dışında kalmasıyla kira ağırlığı ciddi ölçüde aşağı çekilecek. Bu, bir defaya mahsus güçlü bir dezenflasyon etkisi yaratabilir.

        Bu etkinin üzerine baz etkisi de eklendiğinde, yıllık enflasyonun 2026’nın ilk ayında %30’un altına gerilemesi güçlü bir ihtimal haline geliyor.

        2026: Hikâyenin yönünü belirleyecek yıl

        2025, Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde önemli bir eşik yılıydı. Zirveden aşağıya iniş devam etti ve 2026, bu dönüşün gerçek mi, yoksa geçici mi olduğunu belirleyecek yıl olacak.

        Enflasyonla mücadelede veri kadar beklenti de belirleyici.

        2022–2024 döneminde ocak aylarının yarattığı yüksek başlangıç etkisi, fiyatlama davranışını kronikleştirdi. 2026’da bu kalıbın kırılması hâlinde ilk kez şu cümleyi kurmak mümkün olabilir:

        Tek aylık sert kırılma etkisi

        Bu durumda:

        • Beklentiler gevşer.
        • Fiyatlama davranışı normalleşir.
        • Ücret–fiyat sarmalı zayıflar.
        • Kur şoklarının etkisi sınırlanır.

        Ve dezenflasyon bir veri değil, bir hikâyeye dönüşür.

        Ancak tabloyu romantize etmeyelim. Türkiye’de enflasyon hâlâ:

        • Hizmet kalemlerinde yapışkan,
        • Kira ve eğitimde kronik yüksek,
        • Gelir dinamikleriyle beslenen bir seyir halindedir.

        Aylık enflasyonda tek bir sert kırılma bile psikolojiyi tersine çevirebilir.

        Enflasyona sabır, dezenflasyona sabırsızlık mı?

        O zaman dezenflasyonda iş daha kolaylaşır. Yüzde 20’li rakamların ortasına doğru yoğunlaşmış yıl sonu için gerçekçi beklentiler bu kez yüzde 20 civarına doğru yollanabilir.

        Ekonomi ve piyasa bu. Gerçekleşmelerin beklentilere yaklaşması daha mümkün hale gelir. Yeter ki, enflasyonun düşüşüne gösterilen sabır, dezenflasyon politikalarını sürdürmede de gösterilsin.

        Çünkü enflasyonun hafızası uzundur; onu ikna etmek zaman ister.

        Son söz: “Ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına” Türk atasözü.