Küresel hisse senedi piyasalarının toplam piyasa değeri 157 trilyon dolarla tarihi bir rekora ulaştı. Bu rakamın kendisi önemli. Asıl önemli olan ise bu rekorun, Wall Street gerilerken gelmiş olması.
Yıllardır küresel piyasalarda yazılı olmayan kural şuydu: Wall Street yükselirse dünya yükselir, Wall Street düşerse dünya duraksardı. Bugün bu kural bozuluyor. ABD borsaları geri gelirken, ABD dışı borsalar yükseliyor ve dünya piyasalarının toplam değeri ABD’nin katkısı olmadan rekor kırıyor. Bu, küresel sermayenin yön değiştirmeye başladığını gösteren yapısal bir kırılma.
Rotasyonun arkasındaki para hareketi
Son dönemdeki fiyatlamalar net bir rotasyona işaret ediyor. MSCI endeksleriyle geçen hafta ABD borsaları yüzde 1.4 gerilerken, diğer borsalar yüzde 2.3 prim yaptı. Gelişmekte olan borsalar yüzde 3.7 artarken Türkiye borsası yüzde 5.5 primlendi.
Bu rotasyon sadece hisse senedi coğrafyaları arasında değil, varlık sınıfları arasında da yaşanıyor.
Sermaye, ABD merkezli teknoloji hisselerinden çıkıp daha ucuz çarpanlı piyasalara, emtiaya ve reel varlıklara doğru yayılıyor.
Merkez yavaşlarken çevre koşuyor.
Wall Street neden dinleniyor?
Wall Street’in yorulmasının arkasında sadece faiz belirsizliği veya değerleme sorunu yok. Asıl mesele daha derin: Yapay zekâ hikâyesi, piyasada hem balon hem de korku yaratıyor.
Son iki yılda ABD borsalarının büyük kısmını yukarı taşıyan şirketler, yapay zekâ anlatısının merkezinde. Örneğin NVIDIA gibi şirketlerin değerlemesi, gelecekteki devasa kârlılık beklentisine dayanıyor.
Ancak piyasa artık şu soruyu sormaya başladı: Bu teknoloji gerçekten bu kadar geniş bir kâr havuzu yaratacak mı, yoksa beklenti fiyatın çok önüne mi geçti?
Beyaz yakalı korkusu: Sırada kim var?
Yapay zekânın asıl yıkıcı etkisi, borsadaki değerlemelerden çok, istihdam piyasasında hissedilmeye başlandı. Gelişmiş yapay zekâ uygulamaları:
➡️Birçok yazılım aracını gereksiz hale getiriyor.
➡️Bazı meslek gruplarının yaptığı işleri otomatikleştiriyor.
➡️Verimlilik artışı sağlarken aynı anda “beyaz yakalıların yerini alıyor?” korkusunu büyütüyor.
Lojistikte yaşanan sert düşüş bunun bir örneği. Otomasyon, rota optimizasyonu, depo robotları ve yapay zekâ tabanlı planlama sistemleri, sektördeki kârlılık modellerini değiştiriyor.
Yatırımcı şunu görüyor: “Bu sektör büyüyecek ama bu büyümeden eskisi kadar insan ve şirket para kazanamayacak.”
➡️Bu noktada korku dalga dalga yayılıyor, geçen hafta lojistikti. ➡️Bu hafta hukuk mu? ➡️Sonra sağlık mı? ➡️Ardından finans mı?
Hukukta sözleşme taslaklarını hazırlayan, sağlıkta görüntü analizi yapan, finansta rapor yazan sistemler zaten devrede.
Piyasa, sadece şirket kârlarını değil, bütün sektörlerin iş modelini yeniden fiyatlıyor.
Yapay zekâ paradoksu: Hem şişkinlik hem yıkım
Ortaya tuhaf bir çelişki çıkıyor.
➡️Yapay zekâ şirketlerinin hisseleri aşırı değerlenmiş durumda.
➡️Yeni AI versiyonları, eski yazılım şirketlerinin işini bitiriyor.
➡️Aynı teknoloji, AI dışındaki sektörlerin kârlılığını eritiyor.
➡️Beyaz yakalı istihdamına dair yapısal bir korku yaratıyor.
Yani yapay zekâ aynı anda, kendi hisselerini şişiriyor, eski teknoloji şirketlerini ve bazı sektörleri eritiyor, iş gücü piyasasında gelecek kaygısını büyütüyor.
Bu tablo Wall Street için kısa vadede sağlıksız bir karışım. Çünkü piyasa bir yandan “AI mucizesi” satın alırken, diğer yandan bu mucizenin yaratacağı sosyal ve ekonomik yıkımın nasıl yönetileceğini bilmiyor.
Büyük resim: Neden para ABD dışına kaçıyor?
➡️Bu belirsizlik ortamında küresel yatırımcı tek hikâyeye bağlı kalmak yerine, riski dağıtıyor. ➡️ABD merkezli teknoloji yoğun portföylerden çıkıp, daha dengeli ve daha ucuz piyasalara yöneliyor.
➡️İşte 157 trilyon dolarlık rekorun Wall Street’e rağmen gelmesinin arkasındaki ana nedenlerden biri de bu.
➡️Bu rekorun verdiği mesaj açık. Küresel piyasalar artık Wall Street’e mahkûm değil. ➡️Yapay zekâ, ABD borsalarının lokomotifi olmaya devam ediyor ama aynı zamanda onları yoran bir yük haline geldi. ➡️157 trilyon dolar da rotasyonun ve yeni korkuların fotoğrafı.
Yapay zekâ hikâyesi, Wall Street’i bir süre daha taşır. Ama bu hikâye artık tek başına yeterli değil. Çünkü yatırımcı sadece “ne kadar kazanırım?” diye bakmıyor, “Bu teknoloji kaç sektörü yıkar, kaç kişiyi işsiz bırakır ve bunun siyasi, ekonomik faturası ne olur?” sorusunu da fiyatlamaya başladı.
Belki de Wall Street’in dinlenme ihtiyacının asıl nedeni bu. Yapay zekâ, piyasaya kazanç vaadi verirken aynı anda bütün sistemi sarsacak bir belirsizlik üretiyor.