Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Enflasyonun aynası nasıl değişti?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Enflasyon yalnızca fiyatların değil, ekonominin hikâyesinin de ölçüsüdür. O hikâye ise, hangi mal ve hizmetlerin ne kadar “önemli” sayıldığına bağlıdır. TÜİK’in 2026 yılı itibarıyla Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) hesaplamasında yaptığı metodolojik değişiklikler tam da bu noktada duruyor: Enflasyonun kendisi değil, onu ölçme biçimimiz değişiyor.

        Merkez Bankası uzmanlarının çalışması, bu değişimin teknik olduğu kadar ekonomik ve hatta politik sonuçlar da doğurabileceğini gösteriyor. Tartışma şu soruda düğümleniyor: TÜFE daha mı gerçekçi hale geldi, yoksa daha “yumuşak” bir enflasyon mu üretiyor?

        Tüketim alışkanlıkları endekse girdi

        2026 ile birlikte TÜİK, uluslararası standartlara uyum gerekçesiyle COICOP 2018 sınıflamasına geçti. Bu yalnızca bir isim değişikliği değil. 12 ana harcama grubu 13’e çıkarıldı; heterojen yapılar ayrıştırıldı, “Çeşitli Mal ve Hizmetler” gibi muğlak başlıklar parçalandı.

        Daha önemlisi, dijitalleşen ve hizmetleşen ekonomi artık sepete daha net biçimde yansıyor. Online yemek servislerinin taşıma ücretleri, elektrikli araç şarjı, yeni iletişim ve eğlence kalemleri artık TÜFE’nin “kenar notları” değil, doğrudan parçası.

        Baz yılının 2025’e çekilmesi ise teknik bir yeniden ölçeklendirme. Geçmiş enflasyon oranlarını değiştirmiyor ama bundan sonra ölçülecek enflasyonun referans çerçevesini güncelliyor.

        Asıl kırılma: ağırlıklar değişti, enflasyonun dili değişti

        Asıl kritik adım, harcama ağırlıklarında atıldı. TÜFE’de ağırlıkların ana veri kaynağı artık Ulusal Hesaplar Hanehalkı Nihai Tüketim Harcamaları. Hanehalkı Bütçe Anketi ikinci plana alındı.

        Bu teknik tercih, şu anlama geliyor: Sepet artık daha az “anket”, daha çok makro muhasebe kokuyor.

        Ortaya çıkan tablo bitişikte görüldüğü gibi net:

        • Hizmetlerin ağırlığı 7,4 puan arttı.
        • Enerji grubunun payı 3,2 puan geriledi.
        • Temel mallarda 3 puanlık düşüş var.
        • Gıdada sınırlı ama alt kırılımlarda belirgin bir ayrışma söz konusu.

        Bu değişim, Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşümüyle uyumlu. Hizmetlerin hem millî gelirde hem istihdamda payı artıyor. TÜFE de bunu izliyor. Ancak bu uyum, ölçülen enflasyonun davranışını da değiştiriyor.

        Çekirdek enflasyon neden şişti?

        Ağırlık kaymaları, özellikle çekirdek göstergelerde çarpıcı sonuçlar doğuruyor. B ve C endekslerinin ağırlıkları sırasıyla %79,3 ve %65,3 seviyesine yükselmiş durumda. Bu, manşet enflasyonun giderek daha fazla hizmet fiyatlarına bakarak şekilleneceği anlamına geliyor.

        Yine bitişikte yer alan tablodan izlenebileceği gibi ikili harcama gruplarında en sert düşüş konut ve enerji tarafında.

        Buna karşılık lokanta, konaklama, eğlence ve kültür gruplarında ciddi artışlar var. Yani vatandaşın “dışarıda harcadığı” para, enflasyon hesabında artık daha yüksek sesle konuşuyor.

        Peki enflasyon kaç puan oynadı?

        Merkez Bankası uzmanlarının Dilara Ertuğ ve Nagihan Özlü yaptığı etki analizi önemli bir denge sunuyor. Ağırlık değişiminin 2026 Ocak ayı enflasyonunu yaklaşık 0,1 puan aşağı çektiği hesaplanıyor. Kısa vadede marjinal “yumuşatıcı” bir etki var.

        Ancak yıl geneline bakıldığında tablo tersine dönebilir. Hizmet enflasyonu hâlâ yüksek ve ağırlığı artmış durumda. Bu nedenle, yeni sepet yapısının yıllık enflasyonu yaklaşık 1 puan yukarı çekme potansiyeli bulunuyor.

        Yani sepet değişikliği ne sihirli bir düşüş ne de gizli bir manipülasyon. Ama enflasyonun ritmini ve tepkisini değiştirdiği kesin.

        Enflasyon değil ama ölçüm gerçekliğimiz değişiyor

        2026 TÜFE güncellemesi şunu söylüyor: Türkiye artık mal ağırlıklı bir ekonomi değil, hizmetlerin belirleyici olduğu bir yapıya doğru ilerliyor. Enflasyon da bu dönüşümün aynası.

        Ancak şu notu düşmek şart: Sepet ne kadar “gerçekçi” olursa olsun, vatandaşın hissettiği enflasyon, hâlâ gıda, konut ve ulaşım üzerinden şekilleniyor. İstatistik ile hayat arasındaki makas kapatılmadıkça, tartışma da bitmeyecek.

        Yönetim gurusu Peter Drucker şöyle demişti: “Ölçemediğin şeyi yönetemezsin; yanlış ölçtüğün şeyi ise yanlış yönetirsin.”