Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Davos 2026: Küreselleşme sahneyi terk ederken
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Davos bu yıl bir “gelecek vizyonu” zirvesi olmaktan çok, bitmiş bir çağın ardından yapılan hasar tespiti toplantısı gibiydi. Küreselleşme artık ne savunuluyor ne de idealize ediliyor. Tartışılan soru şu: Parçalanan bir dünyada daha az hasarla nasıl yol alınır?

        Bir zamanlar Davos’un ana dili olan serbest ticaret, açık sınırlar, çok taraflılık gibi kavramlar bu yıl sahnede yoktu. Onların yerini güvenlik, egemenlik ve kontrol aldı. Küreselleşme bir anda çökmüş değildi ama artık geri dönülmeyecek biçimde sahneden çekiliyordu.

        Üç önemli konuşma

        Bu tabloyu en net biçimde üç konuşma ortaya koydu: Donald Trump, Howard Lutnick ve Mark Carney. Üçü farklı yerlerden konuştu ama işaret ettikleri gerçek aynıydı.

        Trump, küresel düzenin siyasi taşıyıcılığından çekildiklerini saklamadı. “America First” söylemini bu kez daha açık bir çerçeveye oturttu:

        “Önce Amerika demek, Amerika yalnız kalsın demek değildir.”

        Ancak bu vurgu, eski türden bir işbirliğine değil, çıkar temelli ve şartlı ilişkilere işaret ediyordu. Trump’ın küreselleşmeye bakışını en iyi özetleyen cümlesi ise şuydu:

        “On yıllar boyunca biz kurallara uyduk, başkaları ise bu kuralları istismar etti.”

        Bu yaklaşım, küreselleşmenin Trumpçı okumasını ortaya koyuyordu: Kurallar vardı ama eşit uygulanmadı; o halde kurallar artık bağlayıcı da değil. Davos salonunda şu net biçimde hissedildi: Trump için küresel düzen onarılacak bir yapı değil, geride bırakılacak bir enkazdı.

        ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick ise bu siyasi kopuşun ekonomik mimarisini çizdi. Tonu daha teknokratikti ama mesajı çok daha sertti:

        “Gümrük tarifeleri bir ceza değil, bir araçtır.”

        Bu cümle, küreselleşmenin temel varsayımının, tarifelerin istisna olduğu fikrinin rafa kalktığını ilan ediyordu. Lutnick’in asıl vurucu tespiti ise şuydu: “Tedarik zincirleri verimlilikten önce ulusal güvenliğe hizmet etmelidir.”

        Carney: Kopuşun tam ortasındayız

        Davos’un eski kutsal kavramı olan verimlilik, yerini kontrol edilebilirliğe bırakıyordu. Ucuzluk değil, erişilebilirlik; hız değil, güvenlik esas alınıyordu. Küresel tedarik zincirleri yerini bölgesel ve siyasi olarak uyumlu ağlara bırakıyordu.

        Geçmişte hem İngiltere hem de Kanada merkez bankalarında başkanlık yapan Mark Carney ise sahnede en sakin görünen isimdi ama belki de en karamsar teşhisi koydu. Onun konuşması bir savunma değil, durum tespitiydi: Bir geçiş döneminde değiliz, bir kopuşun tam ortasındayız. Son 20 yılda finans, sağlık, enerji, ve jeopolitikte yaşanan krizler, aşırı küresel entegrasyonun risklerini açıkça ortaya koydu. Fakat son dönemde büyük güçler ekonomik entegrasyonu birer silah olarak kullanmaya başladılar. Gümrük vergilerini bir kaldıraç, finansal altyapıyı bir baskı unsuru, tedarik zincirlerini ise istismar edilecek zafiyetler olarak gördüler.

        Parçalanma artık bir risk değil, küresel ekonominin belirleyici özelliği haline geldi.”

        Yani bölünme bir ihtimal değil, yeni normdu. Carney bu dönüşümü şu sözlerle çerçeveledi:

        “Küreselleşmeden, ekonominin jeopolitikleştiği bir döneme geçiyoruz.”

        Artık ekonomi siyasetin aracı değil; siyasetin kendisi haline geliyordu. Ticaret, finans ve hatta yeşil dönüşüm bile jeopolitik rekabetin alt başlığına dönüşüyordu.

        Küreselleşme bitti, karşı hamle ne?

        Davos 2026’dan geriye kalanlar netti. Küreselleşmeyi açıkça savunan hiç kimse yoktu. Serbest ticaret bir ideal olmaktan çıkmış, güvenlik her başlığın önüne geçmişti. Eski düzenin kurumları ve kavramları ise alışkanlıkla anılıyor ama içi doldurulamıyordu.

        Çıkan ders daha da netti: Küreselleşme bitmedi, tasfiye edildi. Yerine henüz oturmuş bir düzen yok. Dünya, kuralları belirlenmiş bir sistemden çok, kaotik bir bölgeselleşme dönemine giriyor.

        Belki de bu süreci en iyi anlatan cümle, Davos sahnesinde hiç söylenmedi. Ama olan biteni yıllar öncesinden tarif eden Karl Polanyi’ye ait:

        Karl Polanyi’nin dediği gibi, “Piyasa toplumu çöktüğünde, toplum kendini korumak için karşı hamle yapar.”

        Bugün yaşanan tam olarak bu. Küreselleşme bir gecede çökmedi, toplumlar ve devletler onu geri itti. Davos 2026 ise bu karşı hamlenin artık inkâr edilemediği an olarak tarihe geçti.