Küresel borsalar ABD piyasaları gerilerken bile hem fiyat endeksi hem toplam piyasa değeri açısından tarihi zirveleri gördü. 26 Şubat’ta tüm dünya borsalarını kapsayan MSCI AC endeksi 1063.86’yla zirveye çıktı. Yine aynı gün Bloomberg’in hesapladığı dünya borsaları toplam piyasada değeri 158 trilyon dolarla rekor kırdı. Bu rakamlar küresel finansal krizin dip yaptığı 9 Mart 2009’da 172.71 endeks ve 25.5 trilyon dolardı. Yani 17 yılda dünya borsaları dolar bazında yüzde 611 yükseldi.
Tüm dünya borsaları endeksi son üç aydır 1.000 puanın üstünde ama ne doğru dürüst yükseliyor ne de düşebiliyor. ABD borsaları teknoloji öncülüğünde düşerken ABD dışı borsalar yükseliyor. Sektör rotasyonu, riskli varlıklardan defansif alanlara geçiş, büyük fonların pozisyon küçültmesi aslında yaklaşan dalganın ayak sesleriydi.
Derken aranan sağlam gerekçe jeopolitik cephede bulundu. İran-İsrail-ABD hattındaki gerilim nihayet hafta sonu savaşa döndü. Böylece finansal piyasaların bir süredir beklediği kar realizasyonu da meşruiyet kazandı.
Riskler fiyatlanır da…
Piyasalar çoğu zaman gerçekle değil, bahane ile düşer. Gerekçe bulunduğunda satış zaten hazırdır.
Bu noktada kritik mesele şudur: Jeopolitik risk fiyatlanabilir ancak savaşın süresi uzadıkça risk, belirsizlikten kaosa evrilebilir. Kaos ise fiyatlanamaz.
Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol ve LNG küresel enerji ticaretinin yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Bu hattın fiilen kapanması değil, kapanma ihtimalinin bile fiyatlara girmesi yeterlidir. Böyle bir senaryoda:
ABD’nin Körfezde kalacak olması, Başkan Trump’ın “Savaş 4 hafta sürebilir” demesi Hürmüz’ün kapatılma olasılığını artırıyor. ABD’nin nihai amacı Çin’i çevrelemekse petrol bunun iyi bir aracı. Önce Venezuela ayağını ele geçirdi, şimdi de Basra Körfezini gözüne kestirdi.
Ya kaos….
Böylesi dönemlerde klasik güvenli limanlar yeniden sahne alır. Altın, dolar ve kısa vadeli ABD tahvilleri değere biner. Belirsizlik arttıkça yatırımcı getiriyi değil, hayatta kalmayı düşünür.
Daha çok uzun süredir biriken kârların realize edilmesi ve portföylerin yeniden konumlandırılması söz konusu.
Yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri ve gelişmekte olan ülke borsaları bu süreçte daha kırılgan kalırken, enerji, savunma ve temel tüketim hisseleri görece daha dayanıklı duruyor.
Küresel borsalarda yaşanacak satış dalgasını bir ayı piyasasının başlangıcı olarak okumak şimdilik erken.
Açıkçası kısa vadeli düzeltmenin ayı piyasasına dönmesi, savaşta ABD’liler nezdinde infial yaratacak bir gelişmeye bağlı. Böyle bir durum savaşı şiddetlendirir ve daha uzatırken piyasalar için de yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
Türkiye niye muaf değil?
Türkiye piyasaları da dünyadaki bu dalgadan muaf değil. Çünkü savaş bizim bölgemizde ve petrol fiyat artışlarından en çok etkilenecek ekonomilerin başında geliyoruz.
Petrol fiyatlarındaki sıçrama ihtimali, Türkiye için öncelikle enflasyon tarafında bir risk başlığı. Ve de aynı zamanda cari açığı büyütücü bir gelişme. Bu nedenledir ki Borsa İstanbul, küresel satış dalgası geldiğinde “ucuz ama satılan piyasa” refleksiyle hareket edebilir.
Bankacılık ve sanayi hisseleri küresel risk iştahına duyarlı kalırken, enerji ve savunma temalı şirketlerin göreceli olarak pozitif ayrışma potansiyeli var.
Küresel belirsizlik dönemlerinde dünyada rezerv para olarak dolar talebinin artması ise içeride kur baskısını yükseltiyor. Bu baskıyı hafifletmek amacıyla Merkez Bankası haftaya TL uzlaşmalı vadeli döviz satışıyla başlıyor. TL repo ihalelerini de iptal ederek likiditeyi kısacak ve beraberinde gecelik faizleri yükseltecek adımı attı.
Borsada alınan önlem ise açığa satışın bir hafta süreyle yasaklanması ve yüksek frekanslı işlemlerde emir/işlem oranının düşürülmesi oldu.
Batıran da çıkaran da Trump
Piyasaların bu görünümüne bir de siyaset takviminin etkisini bekliyoruz. Yapılacak kar realizasyonu ve kısa vadeli düzeltmenin ardından, ABD’de seçim takvimiyle uyumlu yılın ikinci yarısında borsalarda yeniden atak denemeleri görmek şaşırtıcı olmaz.
Eğer ABD’de kasım ayındaki ara seçim süreci dış güvenlik gerekçesiyle ötelenmez ve sistemik bir kriz yaşanmazsa, piyasaların birkaç ay “soğuyup” ardından yeniden risk iştahı üretmesi oldukça olası.
Çünkü Başkan Trump için borsaların yükselmesi tam bir başarı göstergesi ve övünç kaynağıdır. Bazı önemli kararlarını da piyasaların durumuna göre veriyor. Aynen geçen yıl nisan ayında gümrük tarifelerinde ve bu yıl Fed’e başkan adayı belirlemede geri adım atmasında olduğu gibi.
Bu yüzden savaşla başlayacak satış dalgasını çöküşten ziyade, küresel piyasalar için mola olarak okumak eğilimindeyiz.
Savaş başlatarak satışa ve yıkıma yol açan Trump seçim öncesinde yapacaklarıyla da borsalar ve piyasaların umudu durumunda. Yani yıkan da yapan da aynı kişi.
Koşu öncesi dinlenme
Zaten piyasalar koşmadan önce nefeslenir. Bazen en güçlü ralliler, iyi bir dinlenme dönemlerinden sonra başlar.
Bu nedenle süreci “Her şeyi sat” ya da “her düşüşü al” dönemi olarak tanımlamıyoruz. Daha seçici, daha defansif, daha temkinli bir portföy kurgusunun zamanı olarak görüyoruz. Çünkü piyasanın yönünü artık grafikler değil, manşetler belirliyor.
Ve tam bu noktada Warren Buffett’ın sözünü hatırlamakta fayda var: “Risk, ne yaptığını bilmediğin zaman ortaya çıkar.”
Bugün piyasalarda yaşanan tam olarak bu. Yatırımcılar ve piyasalar şirketleri değil, dünyanın nereye savrulduğunu kestiremedikleri için tedirgin. Belirsizlik ise her zaman piyasanın en pahalı varlığıdır.