Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Trump'ın "Taş Devri" doktrini: Piyasalar belirsizliğin yeni merkezinde
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Küresel piyasalar dün sabah uyandığında, Orta Doğu’dan gelen ilk sinyalleri "savaşın sonu" olarak okumuş ve kısa süreli bir iyimserlik dalgasına kapılmıştı. Ancak Donald Trump’ın gece yarısı yaptığı ulusa sesleniş konuşması, bu iyimserliği sadece birkaç saat içinde yerle bir etti. Trump’ın retoriği, sadece askeri bir operasyonun sınırlarını değil, küresel ekonominin önümüzdeki dönemdeki en büyük risk haritasını da yeniden çizdi.

        "Taş Devrine döndüreceğiz"

        Trump’ın konuşmasındaki en çarpıcı ve piyasaları sarsan kısım, savaşın bitişine dair net bir takvim vermek yerine şiddetin dozunun artacağına dair verdiği mesajdı:

        "Önümüzdeki iki ila üç hafta içinde İran’ı son derece sert vuracağız. Onları ait oldukları yere, taş devrine geri götüreceğiz. Donanmaları yok oldu, hava kuvvetleri harabeye döndü. Geriye çok azı kaldı."

        Bu sözler, piyasaların beklediği "diplomatik çözüm" ihtimalini masadan tamamen kaldırdı. Trump, bir anlaşma yapma niyetinde olmadığını, aksine İran’ın kritik altyapısını, özellikle elektrik üretim tesislerini hedef alarak ülkeyi tam bir kaosa sürüklemeyi planladığını açıkça ilan etti.

        Finansal perspektiften bakıldığında bu, bölgede "istikrarlı bir yönetim" yerine "yönetilemez bir boşluk" anlamına geliyor.

        Hürmüz çıkmazı: "İhtiyacımız yok" kayıtsızlığı

        Ekonomi yönetimlerini ve enerji piyasalarını asıl tedirgin eden nokta ise Hürmüz Boğazı konusundaki tavrıydı. Trump, küresel petrol ticaretinin ana damarı olan bu boğazın açılması için bir sorumluluk almayacağını şu sözlerle ifade etti:

        "Bizim onların petrolüne ihtiyacımız yok. Dünyanın bir numaralı petrol ve gaz üreticisiyiz. Hürmüz Boğazı'ndan neredeyse hiç petrol ithal etmiyoruz. Oraya müttefiklerimize yardım etmek için gittik. Boğazdan petrol alan ülkeler biraz cesaret toplasın ve gidip orayı kendileri alsın."

        Bu "izolasyonist" yaklaşım, enerji arz güvenliğinde devasa bir kara delik yaratıyor. Hürmüz’ün trafiğe açılmadan ABD birliklerinin bölgeden ayrılma sinyali, petrol fiyatlarındaki volatiliteyi geçici bir sıçrama olmaktan çıkarıp, kalıcı bir maliyet baskısına dönüştürüyor. Nitekim konuşmanın hemen ardından Brent petrolün 106 dolar seviyelerini zorlaması, piyasanın bu "anlaşmasız ayrılık" senaryosunu nasıl fiyatladığının en somut kanıtı.

        Yatırıp kaldıran bir volatilite

        Piyasalar dün savaşı bitiriyordu, bugün ise “kalıcı belirsizliği” satın alıyor. Trump’ın piyasaları adeta bir tahterevalli gibi yatırıp kaldıran açıklamaları, kurumsal yatırımcı için en korkulan senaryoyu doğurdu: Öngörülemezlik.

        İran içinde başlayacak olası bir kaosun tetikleyeceği göç dalgaları, enerji arzındaki kronik kesintiler ve bölge ülkelerinin birbirine bilenmiş dişleri; enflasyonla mücadelenin verildiği bu dönemde küresel büyümenin önündeki en büyük bariyerdir. Trump piyasaları kısa vadeli sıçramalarla oyalasa da, satır aralarındaki “anlaşmasız çekilme” ve “taş devri” vurgusu, ekonomik faturanın sandığımızdan çok daha büyük ve kalıcı olacağını fısıldıyor.

        Hürmüz sorunu çözülmeden atılacak her geri adım, küresel ekonomiyi sadece enerji krizine değil, uzun soluklu bir stagflasyon sarmalına da sürükleyebilir.

        Piyasaların en büyük yanılgısı, bir fırtınanın en şiddetli anını ‘sonun başlangıcı’ sanmasıdır. Trump’ın ‘anlaşmasız ayrılık’ stratejisi, fırtınanın bitişi değil; jeopolitik riskin kurumsallaştığı, enerji arzının ise artık bir diplomasi konusu olmaktan çıkıp bir ‘hayatta kalma’ meselesine dönüştüğü yeni ve daha karanlık bir dönemin miladıdır. Bugün kutlanan her sahte bahar, yarınki sert realizasyonların faturası olacaktır.

        Son söz: "Tarih bize defalarca göstermiştir ki; çatışmaların sadece askeri güçle çözüldüğü, ancak diplomatik ve ekonomik bir zemine oturtulmadığı her 'zafer', aslında çok daha büyük ve kontrol edilemez bir kaosun ön sözüdür." Ray Dalio