Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Savaşta ikinci perde: İkinci şok kapıda
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının üzerinden bir ay geçti. Savaşın ilk aşaması ağırlıklı olarak füze ve hava saldırılarıyla yürütüldü. Başlangıçta askeri üstünlük ABD ve İsrail tarafında görünse de zaman ilerledikçe tablo değişti. İran beklenenden daha dirençli çıktı, kritik hedeflere nokta atışı saldırılar gerçekleştirdi ve en önemlisi enerji yollarını stratejik bir baskı unsuru olarak kullanmaya başladı. Başlangıçta savaşın amacını, İran rejimini değiştirmek diye açıklayan ABD şimdi Hürmüz Boğazını gemi trafiğine açmaya çalışıyor.

        Bu süreçte savaşın askeri cephesi kadar ekonomik cephesi de hızla genişledi. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol mücadelesi, savaşın kaderini belirleyen en önemli unsur haline geldi. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar geçit, artık sadece bir coğrafi nokta değil, küresel enflasyonun ve büyümenin anahtarı konumunda.

        Savaşın ilk ayında enerji piyasaları sert tepki verdi. Petrol fiyatları yaklaşık 40 dolar artarak 110 dolar seviyesine çıktı. Doğalgaz, petrokimya ve gübre fiyatlarında ise yüzde 50 ile 75 arasında artışlar görüldü. Bu gelişmeler küresel ekonomide uzun süredir devam eden enflasyon düşüş sürecini tersine çevirdi.

        Enflasyon yükselince faizlerde düşüş beklentisi de ortadan kalktı. Küresel tahvil faizleri yükseldi, dolar güçlendi, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri değer kaybetti ve sermaye çıkışları hızlandı. Dünya borsaları değer kaybetti ve küresel piyasa değeri 12 trilyon dolar azaldı.

        Savaşın ilk ayı finansal piyasalar açısından net bir mesaj verdi: Enerji fiyatı yükselirse faiz yükselir, faiz yükselirse büyüme düşer.

        Enerji şokunun zincirleme etkisi

        Bugün dünya ekonomisi klasik bir enerji şokunun etkisi altında. Petrol fiyatındaki her sıçrama zincirleme bir etki yaratıyor.

        • Petrol yükseliyor, bununla enflasyon artıyor.
        • Enflasyon artıyor, faizler yükseliyor.
        • Faiz yükseliyor ve büyüme yavaşlıyor.
        • Büyüme yavaşlıyor, borsalar değer kaybediyor

        Bu zincir, modern ekonomide savaşın en hızlı yayılan etkisini oluşturuyor.

        Bu nedenle petrol fiyatı artık sadece bir emtia fiyatı değil, doğrudan ekonomik büyümenin de, finansal piyasaların da belirleyicisi haline geldi. Bu açıdan tam olarak barometre olma özelliğini bir aydan beri altından devraldı.

        Petrolde 120 doların üzeri gelişmekte olan ülkeler için zorlayıcı bir eşik, 150 doların üzeri ise küresel resesyon riski anlamına geliyor. 175-200 doların etkisini ise konuşmayalım bile, çünkü her türlü krizler ve iflaslar zincirini tetikleyebilir.

        İkinci perde neden daha kritik?

        Şimdi savaş yeni bir aşamaya giriyor.

        Bugüne kadar kullanılan ağırlıklı yöntem füze ve hava saldırılarıydı. Bu tür saldırılar piyasalarda büyük ölçüde fiyatlandı. Ancak kara harekâtı, savaşı yeni bir boyuta taşıyacak, savaşın maliyetini ve süresini dramatik biçimde artırabilecek bir gelişme.

        Bu nedenle piyasalar için asıl risk ikinci perdeyle birlikte ortaya çıkıyor.

        Çünkü kara harekâtı;

        • Daha uzun savaş,
        • Daha yüksek enerji fiyatı,
        • Daha yüksek enflasyon,
        • Daha yüksek faiz,
        • Daha düşük büyüme demek.

        Bu tablo finansal piyasalar açısından yeni bir şok dalgası anlamına geliyor.

        Önümüzdeki dönem için üç senaryo

        1) Savaş uzaması yüksek risk senaryosudur. Bu durumda:

        • Petrol fiyatı 120–150 dolar bandına çıkar.
        • Enflasyon yeniden yükselir.
        • Faiz indirimleri tamamen gündemden çıkar.
        • Küresel büyüme yavaşlar.
        • Resesyon ihtimali artar.

        Bu senaryo gerçekleşirse finansal piyasalarda yeni bir dalgalanma kaçınılmaz olur.

        2) Sınırlı operasyon ve geri çekilme orta risk senaryosudur.

        ABD kısa süreli bir kara operasyonu yaptıktan sonra bölgeden çekilebilir. Bu durumda:

        • Petrol fiyatı geçici olarak yükselir.
        • Ardından kademeli olarak geriler.
        • Piyasalar toparlanır.
        • Küresel büyüme yavaşlar ancak resesyon oluşmaz.

        Bu senaryo piyasalar açısından yönetilebilir bir risk anlamına gelir.

        3) Bölgesel yayılma en tehlikeli senaryo olur.

        Savaşın Körfez ülkelerine yayılması halinde:

        • Enerji arzı ciddi şekilde kesintiye uğrar.
        • Petrol fiyatı 150 doların üzerine çıkabilir.
        • Küresel büyüme sert şekilde düşer.
        • Finansal piyasalar güçlü bir şok yaşar.

        Bu senaryo gerçekleşirse dünya ekonomisi yeni bir krize girebilir.

        En büyük risk nerede birikecek?

        Bu savaşın ekonomik faturası eşit dağılmayacak.

        Özellikle enerji bağımlılığı yüksek olan ülkeler ve bölgeler daha fazla etkilenecek. Bu noktada Avrupa Birliği en kırılgan alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Doğal gazda tamamen ABD’ye bağlı kalıyor ve enerji yoğun sektörleri var. Kıtada durgunluk zaten vardı, şimdi buna yüksek enflasyon da eklenecekse Avrupa stagflasyona geçecek ilk bölge olabilir.

        Asya ülkeleri ise enerji fiyatlarının yanı sıra gübre maliyetleri nedeniyle tarımsal üretimde düşüş riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu durum bazı ülkelerde gıda fiyatlarının yükselmesine ve sosyal baskının artmasına yol açabilir.

        Gelişmekte olan ülkeler için risk üçlü bir baskıdan oluşuyor:

        • Yüksek enerji maliyeti
        • Güçlenen dolar
        • Sermaye çıkışı

        Bu nedenle petrol fiyatındaki her artış, bu ekonomiler için büyüme kaybı anlamına geliyor.

        İlk şok geçti, ikinci şok fiyatlanıyor

        Savaşın ilk ayı askeri üstünlükten çok ekonomik etkilerle hatırlanacak. Enerji fiyatları yükseldi, enflasyon yeniden gündeme geldi, faizlerde düşüş beklentisi ortadan kalktı ve finansal piyasalar değer kaybetti.

        Şimdi ise yeni bir aşamaya giriliyor.

        Kara harekâtı ihtimali, savaşın süresini uzatabilecek ve maliyetini artırabilecek en kritik gelişme olarak öne çıkıyor. Bu nedenle piyasalar için asıl risk geride değil, önümüzde duruyor.

        Geçen hafta durum kötüydü. Bu hafta daha zor olabilir. Asıl sınav, savaşın ikinci perdesinde verilecek.

        “Risk, gördüğünüz değil, henüz fiyatlanmamış olandır.” Nassim Nicholas Taleb