Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Cari açıkta savaş alarmı, finansmanda rezerv limiti mi?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Dış ticaret ve ödemeler dengesi cephesinden gelen son rakamlar, bir süredir gündemin arka sıralarına itilen "cari açık" meselesinin, jeopolitik fırtınalarla birlikte yeniden en ön sıraya yerleştiğini kanıtlıyor. Mart ayı verileri, sadece bir rakam yığını değil; aynı zamanda küresel gerilimlerin Türkiye ekonomisinin yumuşak karnına nasıl isabet ettiğinin de bir vesikasıdır.

        Ocak 2023 sonrasının zirvesi

        Mart ayında verilen 9,7 milyar dolarlık cari işlemler açığı, Ocak 2023’ten bu yana görülen en yüksek aylık rakam olarak kayıtlara geçti. Bu tabloyu yıllıklandırılmış bazda okuduğumuzda ise karşımıza 39,7 milyar dolarlık devasa bir açık çıkıyor ki bu da yine aynı dönemin zirvesine işaret ediyor.

        Açığın bu denli hızlanmasının arkasında yatan temel dinamik, bölgesel savaşın ikili etkisidir.

        • Hizmet gelirlerinde kayıp: Savaş, turizm ve taşımacılık gibi hizmet kalemlerinin katkısını zayıflatıyor.
        • Dış ticaret baskısı: Jeopolitik belirsizlikler ve enerji maliyetleri, dış ticaret açığının cari denge üzerindeki negatif yükünü artırıyor.

        Şu anki 40 milyar dolarlık kümülatif açığın GSYH’ya oranı yaklaşık %2,2 seviyesinde. Ekonomi yönetiminin yıl genelinde bu oranın %2,4 - %2,7 bandına çıkabileceğine dair öngörüleri göz önüne alındığında, mevcut durum "beklenen bir bozulma" olarak nitelendirilebilir.

        Finansman bilmecesi: Paranın kaynağı ve rezervler

        Asıl can alıcı soru şu: Bu devasa açık nasıl finanse ediliyor?

        Mart ayı verileri finansman tarafında oldukça sancılı bir süreci fısıldıyor.

        • Net Hata ve Noksan Çıkışı: Sadece Mart ayında "kaynağı belirsiz para" olarak bilinen bu kalemden 7 milyar dolarlık bir çıkış yaşandı.
        • Finansman ihtiyacı: Açık ve Net Hata Noksan çıkışı birleştiğinde, sadece Mart ayı için 16,7 milyar dolarlık bir finansman zorunluluğu doğdu.
        • Yılın ilk çeyreği: Ocak-Mart döneminde toplam açık 23,7 milyar dolarken, Net Hata Noksan çıkışı 16,2 milyar dolara ulaştı. Bu durum, üç ayda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir nakit ihtiyacı yarattı.

        Bu ihtiyacın nasıl karşılandığının cevabı ise TCMB bilançosunda gizli. Resmi rezervlerin bu dönemde 42 milyar dolar azalması, finansman yükünün neredeyse tamamen rezervlerden karşılandığını gösteriyor.

        İhracatçıya "vergi" kalkanı ve gelecek beklentisi

        Nisan ayı verileri, ihracatın %22,3 artmasıyla bir miktar soluklanma işareti verse de, enerji fiyatlarındaki katılık risk teşkil etmeye devam ediyor. Özellikle ABD-İran gerilimi gölgesinde petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, dış açığı besleyen temel faktör olmaya devam edecektir.

        Ekonomi yönetiminin bu tabloya karşı en radikal hamlesi, ihracatçı şirketlerin kurumlar vergisini %20’den %9’a indirmesi oldu. Bu, döviz kazandırıcı faaliyetleri ne pahasına olursa olsun destekleme kararlılığının bir göstergesidir.

        Ancak, jeopolitik riskler bu hızla devam ederse, sadece vergi teşvikleriyle bu yükün altından kalkmak zorlaşabilir.

        Dış açıkla mücadele yeni evrede

        Türkiye ekonomisi bir kez daha cari açık ve finansman kalitesi arasında bir denge arayışına girdi. Rezervlerin finansmanda bu kadar baskın kullanılması, önümüzdeki aylarda ekonomi yönetiminin manevra alanını belirleyecektir.

        Ekonomi yönetimi, ihracatçıya sağladığı vergi kalkanı ve rezerv hamleleriyle fırtınanın ortasında rotayı korumaya çalışırken, dış açıkla olan bu kadim mücadelemiz de yeni bir evreye girmiş görünüyor.

        Yazıyı konunun ruhunu ve mevcut ekonomik konjonktürü özetleyen şu meşhur sözle bitirelim.

        Son söz: "Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun, martı sevdiği denizden asla vazgeçmez."Albert Camus