Dış ticaret ve ödemeler dengesi cephesinden gelen son rakamlar, bir süredir gündemin arka sıralarına itilen "cari açık" meselesinin, jeopolitik fırtınalarla birlikte yeniden en ön sıraya yerleştiğini kanıtlıyor. Mart ayı verileri, sadece bir rakam yığını değil; aynı zamanda küresel gerilimlerin Türkiye ekonomisinin yumuşak karnına nasıl isabet ettiğinin de bir vesikasıdır.
Ocak 2023 sonrasının zirvesi
Mart ayında verilen 9,7 milyar dolarlık cari işlemler açığı, Ocak 2023’ten bu yana görülen en yüksek aylık rakam olarak kayıtlara geçti. Bu tabloyu yıllıklandırılmış bazda okuduğumuzda ise karşımıza 39,7 milyar dolarlık devasa bir açık çıkıyor ki bu da yine aynı dönemin zirvesine işaret ediyor.
Açığın bu denli hızlanmasının arkasında yatan temel dinamik, bölgesel savaşın ikili etkisidir.
Şu anki 40 milyar dolarlık kümülatif açığın GSYH’ya oranı yaklaşık %2,2 seviyesinde. Ekonomi yönetiminin yıl genelinde bu oranın %2,4 - %2,7 bandına çıkabileceğine dair öngörüleri göz önüne alındığında, mevcut durum "beklenen bir bozulma" olarak nitelendirilebilir.
Finansman bilmecesi: Paranın kaynağı ve rezervler
Asıl can alıcı soru şu: Bu devasa açık nasıl finanse ediliyor?
Mart ayı verileri finansman tarafında oldukça sancılı bir süreci fısıldıyor.
Bu ihtiyacın nasıl karşılandığının cevabı ise TCMB bilançosunda gizli. Resmi rezervlerin bu dönemde 42 milyar dolar azalması, finansman yükünün neredeyse tamamen rezervlerden karşılandığını gösteriyor.
İhracatçıya "vergi" kalkanı ve gelecek beklentisi
Nisan ayı verileri, ihracatın %22,3 artmasıyla bir miktar soluklanma işareti verse de, enerji fiyatlarındaki katılık risk teşkil etmeye devam ediyor. Özellikle ABD-İran gerilimi gölgesinde petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, dış açığı besleyen temel faktör olmaya devam edecektir.
Ekonomi yönetiminin bu tabloya karşı en radikal hamlesi, ihracatçı şirketlerin kurumlar vergisini %20’den %9’a indirmesi oldu. Bu, döviz kazandırıcı faaliyetleri ne pahasına olursa olsun destekleme kararlılığının bir göstergesidir.
Ancak, jeopolitik riskler bu hızla devam ederse, sadece vergi teşvikleriyle bu yükün altından kalkmak zorlaşabilir.
Dış açıkla mücadele yeni evrede
Türkiye ekonomisi bir kez daha cari açık ve finansman kalitesi arasında bir denge arayışına girdi. Rezervlerin finansmanda bu kadar baskın kullanılması, önümüzdeki aylarda ekonomi yönetiminin manevra alanını belirleyecektir.
Ekonomi yönetimi, ihracatçıya sağladığı vergi kalkanı ve rezerv hamleleriyle fırtınanın ortasında rotayı korumaya çalışırken, dış açıkla olan bu kadim mücadelemiz de yeni bir evreye girmiş görünüyor.
Yazıyı konunun ruhunu ve mevcut ekonomik konjonktürü özetleyen şu meşhur sözle bitirelim.
Son söz: "Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun, martı sevdiği denizden asla vazgeçmez."Albert Camus