Ağlamak yetmiyor bazen
Öfkeliyim, öfkeliyiz, bir çocuğa bunu yaptıkları için içimiz yanıyor ve bu yangın sönmüyor, sönecek gibi de değil!!!
8 yaşında ya 8 yaşında! Sadece sekiz...
Önceki gün büyük birinin olması gereken bir tabutun içinde yatıyordu adı gibi güzel Narin. Üstelik üstünde gelinlik vardı. Oysa ki, gelinlikle toprağa değil, önlükle sınıfa girmeliydi.
Ve tam da bu dünyadan gittiği gün okulların ilk günüydü. Ne garip bir ironi!!! Ne garip bir Dünya!!! Sosyal alemde özellikle okulun ilk günü çocuk paylaşımlarından geçilmez malum. Anne ve babalar, çocukları ile okulda fotoğraf çektirip, paylaşır mutluluklarını gösterir. Ama biliyor musunuz? Önceki gün o kadar azdı ki, bu mutluluk fotoğrafları. Yok gibi bir şeydi.
Çünkü akıllarda, yüreklerde sadece Narin vardı. Bir de büyük bir tabut, üstünde gelinlikle görününce olan oldu. Bu görüntüden kim etkilenmiyorsa o insan değil canidir. O kişi vicdan yoksunudur. Bunun ötesi yok. Artık son nokta. O yüzden de sahnede ağlayan Melike Şahin gibi ben artık ağlamayacağım. Çünkü ağlamak yetmiyor, artık bir çözüm gerekli.
Ve ağlamaktan çok daha fazlası gerek.
Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi tüm suçluların ortaya çıkması, her şeyi bilip susan köy halkının tek tek konuşması ve tüm gerçeklerin ortaya çıkması gerek.
8 yaşında bir kız çocuğunun bedeni üzerinden hesaplaşan insanlığın yok olması gerek.
Arsa deniyor, mal deniyor, ki zaten bu toplumun en büyük kanayan yarası; mal-mülk.
Batsın sizin malınız, batsın sizin mülkünüz. Öbür dünyaya giderken malınızı götüremiyorsunuz, bakın Narin bile tek bir oyuncağını, defterini götüremedi yanında. Buz gibi toprağın altına yattı küçük beden.
İki gündür dinlediklerimden çıkarttığım şu var ki; mevzu büyük bir arsa. Daha doğrusu arsa yüzünden çıkan bir şeyler. Tabii başka mevzular da var belli ama konu edilen şu arsa neyse ise devlet büyüklerimize, yetkililerimize sesleniyorum; O arsayı aileden alıp;
-Kız çocukları için.
-Sesi çıkmayan, çıkamayan.
-"Yalanlarını anlatın" diye bağırdığı için yumruk atılan.
-Tüm ezilen kadınlar için bir merkez yapılsın. Ve adına da "Narin'in Yaşam Merkezi" densin. En azından bir mal için, bir güç için rant peşinde koşan, küçük bedenlere kıyan canların da her gün göreceği güzel mi güzel bir merkez haline gelsin. En azından biraz olsun içimiz soğur.
Biraz hayal mi kurdum, kuruyorum ama belli mi olur? Belki küçük Narin'in gidişi ile bir şeyler değişir. Olmaz olan olur. Habertürk TV'de Çetiner Çetin'in de dediği gibi "Pandora'nın kutusu" açılır ve hiçbir şey eskisi gibi olmaz belki.
Belli mi olur!!! Küçük Narin'de boşu boşuna gitmemiş, bu hayattan koparılmamış olur.
Benim çocuğum yok, olmadı değil hiç istemedim. Nedenini bilmediğim bir şekilde küçük yaşlardan bu yana bu ülkede eğitimli-eğitimsiz, zengin-fakir, şehirli-köylü hiç fark etmez; çocuklara, kadınlara yeteri kadar saygı duyulmadığını, olması gerektiği gibi yaşamlarının olmadığını hissettim ve gözlemledim. Belki çok küçük yaşta gezmeye başlamak, birçok hayat gözlemlemek, görmek, deneyimlemekten kaynaklanıyor.
Öyle hissedip, öyle düşünerek geldiğim noktada yanlış karar vermediğimi görüyorum. Çünkü hala çocuklara kıyılıyor hem de hiç gözler kırpılmadan.
Kıymayın çocuklara. Kıymayın yarınlarımıza...
Ve güle güle adı gibi güzel kız...
Ve güle güle Narin kız.
Sen bu dünyayı bu çirkin dünyayı, bu çirkin zihniyetteki insanlığı affet.
- Adınız artık sadece skor tabelasında değil, kalplerimizde de yazılı2 ay önce
- 12 Dev Adam Riga da devleşti3 ay önce
- Manifest2 ay önce
- Büyülü diyar Kapadokya'da unutulmaz bir gece2 ay önce
- Her ayrılığa sebep aramak zorunda mıyız?3 ay önce
- Ayvalık'ta bir nefes, Cunda'da bir ilham, müzik iyileştirir3 ay önce
- Neden ağlamadın da güldün?3 ay önce
- Kadın bedeninde toplumsal baskının en ağır hali; Kilo ve yaş2 ay önce
- Bize neler edeceksin Eylül2 ay önce
- Anneler, babalar özellikle siz susmayın! Kız çocuklarınızın yanında durun!3 ay önce