Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Güntay Şimşek NATO Zirvesi'nden çıkacak en iyi karar…
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        NATO'da Türkiye'nin karşı karşıya olduğu en büyük çelişki yıllardır değişmedi. Aynı ittifak içinde yer aldığı birçok ülke, bir taraftan Türkiye'yi stratejik müttefik olarak tanımlarken diğer taraftan savunma sanayi ihracatına kısıtlama getiriyor, PKK/YPG konusunda Ankara'nın güvenlik kaygılarını dikkate almıyor, bu yapıları desteklemeyi sürdürüyor ve Doğu Akdeniz ile Ege'de Yunanistan'ın tezlerine açık arka çıkıyorlar. Bu nedenle zirveden çıkacak olumlu mesajların dikkatle okunması gerekiyor.

        NATO zirvesinden Türkiye adına çıkabilecek en iyi karar ne olabilir? Biraz sabredip göreceğiz. Ancak beklentileri çok fazla yükseltmeden, somut bir şey görmeden de iyi niyetle yorum yapmamak lazım. Neden mi?

        Türkiye’nin bölgedeki hak ve hukukunu hiç sayan, gelişip, büyümesini istemeyen, ellerinden gelen engeli çıkarmaktan da geri durmayan NATO’daki müttefiklerimizle ve aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi olan ülkelerle bu zirvede yeni bir yol haritasının ortaya çıkması bekleniyor. Bu da kolay bir iş değil. Günümüz şartları sebebiyle biraz zoraki bir iş birliği ve ilişkileri geliştirme süreci söz konusu. Bu sebeple NATO’daki müttefiklerden gelecek her iyimser adıma, yakınlaşmaya mesafeli yaklaşmak gerekir.

        Türkiye’nin NATO’daki müttefikleriyle şimdiye kadar bagajında biriktirdiklerinden günümüze zirveye dönersek…

        Tabloya bakıldığında Türkiye'nin masada en az üç ayrı dosyası olduğu dikkat çekiyor. ABD ile ikili ilişkiler, NATO içi konumlanma ve SAFE/Avrupa savunmasına entegrasyon.

        Muhtemelen Türkiye adına en net ve iyi haber NATO zirvesinin resmi bildirisinden değil, Erdoğan-Trump görüşmesinden çıkacak. Çünkü iki ülke ilişkilerinin geleceğini doğrudan etkileyecek başlıklar masada olacak. KAAN’ın ilk nesil seri üretimi için gerekli motor satışının onaylanması ilk sırada. Trump yönetimi zirve öncesinde 700 milyon dolar değerinde General Electric üretimi jet motorlarının satışını Kongre'ye bildirdi. Trump'ın bu haberi bizzat açıklaması en somut kazanım olacaktır. Trump'ın zirvede açıklayabileceği en somut kazanımın bu olması beklenebilir.

        ABD ile olan diğer konular için Ankara’da somut bir gelişme olmayacaktır. Buna karşılık CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ya da Türkiye'nin kısa vadede F-35 programına tam dönüşü gerçekçi beklentiler değil. Her iki konuda da Kongre belirleyici konumda. Zirveden çıkabilecek en olumlu sonuç, yaptırımların kademeli gevşetilmesine ve F-35 konusunda yeni bir yol haritasına ilişkin siyasi irade beyanı olabilir.

        Ancak F-35 konusunda gelişme olsa dahi sanıldığı kadar kolay ve kısa zamanda aşılacak bir husus olmayacaktır. Dolayısıyla Türkiye tüm enerjisini TUSAŞ’ın milli muharip uçağı KAAN’a ve onun motor geliştirme çalışmalarına yönlendirmesi en iyi doğrusu olacaktır.

        Türkiye’nin NATO’da konumu

        Türkiye açısından asıl kazanım Avrupa’nın savunma kapasitesindeki eksiklikleri görünür hale getiren Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle NATO'nun güney kanadının ve savunma sanayi kapasitesi bakımından vazgeçilmezliği olacaktır. Büyük ihtimalle zirve bildirisinde ve liderler söyleminde açıkça teyit edilecektir. Ancak altını dolduracak kararların alınmasının kolay olmayacaktır. AB üyesi ve NATO’da müttefikimiz olan ülkelerin yüzümüze karşı gülümserken arka planda mutlaka başka hesapları olacaktır.

        NATO toplantısında SAFE kapısı aralanabilir mi?

        Ankara’daki NATO Zirvesi’nde savunma sanayi üretimi, ortak tedarik ve savunma harcamaları ana gündemlerden biri olacak. Bu sebeple Avrupa savunma mimarisinde Türkiye’ye yer açılması güç kazanacaktır. Ancak SAFE (Security Action for Europe), NATO değil AB mekanizması. Dolayısıyla sonuç, NATO zirvesinden çok AB Konseyi, Komisyon, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Fransa’nın siyasi tutumuna bağlı olacak.

        SAFE, AB’nin savunma sanayisini hızla güçlendirmek için kurduğu 150 milyar euroluk kredi mekanizması. Mühimmat, füze, hava savunma, deniz sistemleri, dron, siber, yapay zekâ, elektronik harp ve stratejik kabiliyetlerde ortak alımı hızlandırmak için oluşturuldu. Krediyi doğrudan AB üyesi devletler alabiliyor. Üçüncü ülkeler ise ancak belirli şartlarla tedarik zincirine veya ortak alım projelerine girebiliyor. Ukrayna ve EEA-EFTA ülkeleri baştan daha avantajlı konumda.

        SAFE’te iki ana kategori var. Kategori 1 daha hızlı tedarik ve acil ihtiyaç; kategori 2 ise daha stratejik teknoloji, daha sıkı egemenlik ve kontrol şartlarını içeriyor.

        NATO’nun ikinci büyük ordusu, güçlü savunma sanayisi, İHA/SİHA, mühimmat, füze, elektronik harp, deniz platformları ve kara sistemlerinde ciddi üretim kabiliyeti olan Türkiye, Avrupa’nın kapasite açığı yaşadığı alanlarda hızlı üretim yapabiliyor. Avrupa'nın bugün en fazla ihtiyaç duyduğu alanların önemli bölümünde Türkiye zaten üretim yapan birkaç ülkeden biri. Ancak AB üyesi değil, SAFE kredisi alamıyor. Şirketleri ve ürünleri, AB ile özel anlaşma yapılırsa projelere girebiliyor. Fakat işin bir de siyasi boyutu var.

        AB üyesi ülkelerin itirazları önemli. En güçlü itiraz Yunanistan’dan, akabinde Güney Kıbrıs’tan ve bir ihtimal de Fransa’dan gelebilir. Paris-Ankara hattında savunma iş birliği olumlu gelişme olabilir. AB ile güvenlik ve savunma ortaklığı çerçevesi kurulabilirse Kanada gibi AB ile özel SAFE anlaşması imzalanabilir. İkinci ihtimal Türkiye’nin, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın itirazlarını yumuşatma ihtimali ise zor görünüyor. Çünkü Avrupa’nın şımarık çocuğu bu ikiliyi tatmin etmek neredeyse imkânsız.

        Son adım ise Türkiye’nin projelere seçili alanlarda tedarikçi/alt yüklenici/ortak üretici olarak girmesi şeklinde olabilir.

        NATO zirvesinde SAFE için siyasi ivme yakalanabilir. Ancak esas katılım için AB ile ayrı anlaşma gerekiyor. Eğer bu toplantıda şöyle bir karar çıkarsa bu sürece olumlu katkısı olabilir:

        “NATO müttefiklerinin savunma sanayi kapasiteleri, Avrupa güvenliği için ayrım yapılmaksızın kullanılmalıdır. AB-NATO iş birliği, NATO üyesi fakat AB üyesi olmayan müttefikleri dışlamamalıdır.”

        Türkiye Avrupa Güvenlik Mimarisi’nde olacak mı?

        Sonuç olarak Ankara açısından NATO Zirvesi'nin başarısı yalnızca KAAN motoru, F-35 ya da SAFE tartışmalarıyla ölçülmeyecek. Asıl önemli olan, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olduğunun siyasi olarak kabul edilmesi olacaktır.

        Eğer zirvenin ardından NATO ve AB çevrelerinden "Avrupa'nın savunması Türkiye olmadan düşünülemez" anlayışını güçlendirecek somut adımlar gelirse, Ankara açısından en önemli kazanımlardan birisi de bu olacaktır. Aksi halde zirveden çıkacak olumlu açıklamalar, geçmişte olduğu gibi siyasi nezaket metinlerinin ötesine geçemeyecektir.