Türk Hava Yolları'nın bugün dünyanın en fazla ülkesine uçan havayolu olmasının arkasında yalnızca yüzlerce yeni uçak, açılan hatlar veya İstanbul Havalimanı yok. Asıl başarı hikâyesi, 2000'li yılların başında sessizce inşa edilen kurumsal dönüşümde yatıyor.
İşte bu tarihi süreci ilk elden anlatan elimde önemli bir kitap var. Klasik anlamda bir “THY Tarihi” veya bir hatırat değil. THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanlığı yapmış Dr. Candan Karlıtekin, 2003-2009 dönemindeki yöneticilik tecrübesi üzerinden, THY'nin küresel bir markaya dönüşümünü stratejik yönetim perspektifiyle anlatıyor.
Karlıtekin, kısa süre önce Telamak Kitap’tan çıkan; “Yirmibirinci Yüzyıl Göktürkleri – Havayolu Sektöründe Stratejik Yönetim: THY Örneği” eserinde yönetim felsefesini ve karar alma süreçlerini aktarıyor. Kitap bir "kurumsal dönüşüm modeli" olarak kurgulanmış. Dolayısıyla üniversitelerde ve ilgili çevrelerde mutlaka yakından incelenecektir.
“Yirmibirinci Yüzyıl Göktürkleri”, Türk Hava Yolları'nın yükseliş hikâyesini içeriden bir tanığın gözünden anlatan önemli bir kaynak. Ancak kitabın değeri, sadece geçmiş başarıları kayda geçirmesinde değil; THY'nin bugününü ve geleceğini anlamak isteyenlere, kurumsal dönüşümün nasıl yönetildiğine dair ipuçları sunmasında yatıyor.
Kitabın en önemli yönlerinden biri, THY'nin bugün ulaştığı küresel konumun kritik eşiklerinde görev yapan bir ismin gözünden süreci anlatması. Özellikle 2000'li yıllardaki büyüme stratejileri ve kurumsal yeniden yapılanma bakımından tarihsel bir kaynak niteliği taşıyabilir.
Çünkü Candan Karlıtekin'in görev yaptığı dönem, THY tarihindeki en kritik kırılmalardan biri olarak öne çıkıyor. Bu dönemde;
Bugün şirketin omurgasını oluşturan birçok stratejik karar bu dönemde alınmıştır.
Karlıtekin'in dönemi neden önemli?
Ayrıca 2003-2009 dönemi yalnızca filo büyümesinin değil; gelir yönetimi, transit yolcu modeli, İstanbul HUB stratejisi, Afrika açılımı, Uzakdoğu genişlemesi, kargo vizyonu ve marka yatırımlarının da şekillendiği yıllar oldu.
Karlıtekin'in kitabı, THY'nin büyümesini şansa bırakmadığını gösteriyor. Zamanlama, profesyonel yönetim, siyasi iradenin stratejik desteği, küresel havacılığın büyüme dönemi ve İstanbul'un coğrafi avantajı dikkatle analiz edilmiş, ardından planlı şekilde uygulanmış.
Dolayısıyla kitap yalnızca bir yöneticinin anıları değil; Türkiye'de kamu kökenli bir şirketin küresel havayoluna dönüşüm sürecine ilişkin birinci elden tanıklık niteliği taşıyor.
THY'yi 1990'dan beri yakından izleyen bir gazeteciyim. Dr. Cem Kozlu döneminde başlayan kurumsallaşma hamlesine de sahada tanıklık ettim. Karlıtekin döneminde ise bu altyapının küresel büyümeye dönüştüğünü gördüm.
Kozlu göreve geldiğinde THY hâlâ büyük ölçüde bürokratik reflekslerle yönetilen bir kamu kuruluşuydu. Önceliği şirket kültürü oluşturmak, müşteri odaklılığı artırmak ve kurumu uluslararası havayolu mantığıyla çalışır hale getirmek oldu. Karlıtekin döneminde ise şirket bu temel üzerinde bambaşka bir yolculuğa çıktı.
Karlıtekin, kitabında Türkiye'de kurumsal havayolu yönetiminin nasıl inşa edildiğini anlamaya yardımcı olacak tespitleri ve yönetim uygulamalarını aktarıyor.
Aslında, “THY'nin Sessiz Devrimi: Candan Karlıtekin'in Anlattıkları ve Anlatmadıkları” ekseninde incelenmesi iyi olur. Karlıtekin dönemini sahada takip etmiş az sayıdaki gazetecilerden birisi olarak bu dönemin daha fazla analize ihtiyaç duyduğunu söyleyebilirim.
Kitapta Karlıtekin, kendisini ön plana çıkarmaktan ziyade kurumsal yapıyı anlatmaya çalışıyor. Bu da kitabı klasik “ben yaptım” tarzındaki yönetici anılarından ayırıyor. Ancak doğal olarak olaylar, onun bakış açısından aktarılıyor.
Geç Alınan Kararlar, Yönetimde Anlaşmazlıklar
Karlıtekin, kendi döneminde yaşadıkları tartışmaları, yönetim kurulunda karar alınmasına rağmen genel müdür tarafından uygulanmayan bazı konulara da bir yönetim vakası olarak yer veriyor. Bu başarıya vesile olan süreç sanıldığı kadar rahat geçmemiş. Hatta Karlıtekin’in görevden alınması bile sürpriz olmuş. Dolayısıyla bu dönemde THY'nin büyümesinde elbette bazı riskler de göze alınmış. Yönetim içinde görüş ayrılıkları yaşanmış. Özelleştirme tartışmaları olmuş, ama THY’nin özel sektör refleksiyle yönetilmesi için halka açıklık oranı yüzde 50’nin üzerine çekilerek siyasi destek ile kurumsal bağımsızlık sağlanmış.
Bugün aynı model aynı başarıyı tekrar üretir mi? Küresel havacılık artık bambaşka sorunlarla karşı karşıya. Motor krizleri, sürdürülebilirlik baskısı, yapay zekâ, jeopolitik riskler ve teslimat sorunları yeni dönemin belirleyici unsurları. Dolayısıyla Karlıtekin'in anlattığı model kadar, bu modelin bugün nasıl güncellenmesi gerektiği de ayrı bir tartışma konusu.
“Göktürkler” benzetmesi
Kitabın başlığındaki “Yirmibirinci Yüzyıl Göktürkleri” ifadesi, THY filosunun dünyanın dört bir yanına ulaşmasını ve Türk sivil havacılığının küresel yayılımını sembolize eden iddialı bir metafor. Doğru seçilmiş bir isim. Çünkü THY'nin son 20 yıldaki küresel yayılımı, bu metaforu büyük ölçüde haklı çıkarıyor.
Göktürkler; dünyanın dört yanına ulaşan, ticaret yollarını kontrol eden, bağlantı kuran bir medeniyet. THY de bugün; kıtaları bağlayan, transit merkezi olan, Türkiye'nin yumuşak gücünü taşıyan bir kurum.
THY’nin 2003-2009 döneminde, yönetim kararlarının siyasi etkilerle değil, hükümetin de desteğiyle tamamen içinde bulunulan küresel ortam, rakipler, jeopolitik avantajlar ve geçmişte yaşanan tecrübeler değerlendirilerek alındığına kitapta önemli ölçüde örnekler var.
Kitapta, THY'nin rakipleriyle karşılaştırmalı analizlerin yapıldığı ve nasıl ilerlemesi gerektiği konusunda ciddi bir emek sarf edildiği de anlatılıyor.
Karlıtekin'in anlattığı dönemde benim de birebir şahit olduğum hususlar var. Bunlardan birisi Star Alliance üyeliği sürecinde Karlıtekin’in davet üzerine THY’de yaptığım bir görüşme olmuştu. Karlıtekin’in, “Star Alliance üye olacağız. İşte gizli anlaşma metni. Buyur oku. Eleştirin varsa şimdi söyle. Yoksa, desteğini bekliyorum.” Sözleri halen daha hafızamda. O gün önümde duran metin, yalnızca bir üyelik anlaşması değildi. THY'nin dünyaya açılma iradesinin de somut göstergesiydi.
2003 sonrasında sivil havacılıkta uygulanan serbestleşme politikalarıyla birlikte iç hat pazarı büyüdü, Anadolu şehirleri dış hatlarla buluştu ve THY'nin agresif büyüme dönemi başladı.
2003-2009 dönemi, Candan Karlıtekin'in Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığı ve THY'nin performans, verimlilik ve uluslararası rekabet ekseninde yeniden konumlandığı yıllar oldu. Filo büyümesi hızlandı. Yeni hatlar açıldı. THY'nin marka dönüşümünün temelleri atıldı. THY'nin bugünkü başarısının kurumsal altyapısı bu dönemde oluşturuldu.
2008’de ise THY, dünyanın en büyük havayolu ittifaklarından Star Alliance'a katıldı. Bu adım küresel oyuncu olma iddiasının en önemli kilometre taşlarından biri oldu.
Operasyonların İstanbul Havalimanı'na taşınmasıyla da THY ikinci büyük sıçrama yolculuğuna çıktı.
THY'yi Kamu Mantığından Çıkarmak
Dr. Cem Kozlu (1988-1991 / 1997-2003) göreve geldiğinde THY hâlâ büyük ölçüde bürokratik reflekslerle yönetilen bir kamu kuruluşuydu. Kozlu’nun önceliği şirket kültürü oluşturmak, müşteri odaklılığı artırmak ve kurumu uluslararası havayolu mantığıyla çalışır hale getirmek oldu. Profesyonel yönetim anlayışı, pazarlama ve marka yönetimi, performans kültürü, bilgi teknolojileri yatırımları, uluslararası havacılık kurumlarıyla entegrasyon, çalışan motivasyonu ve kurumsal kültür dönüşümü Kozlu döneminde başlatıldı.
Özetle Kozlu, THY’yi kurumsallaştırdı; beynini değiştirdi. Şirketin nasıl düşünmesi gerektiğini kurguladı. Karlıtekin ise THY’nin kanatlarını büyüttü. Şirketin ölçeğini değiştirdi.
Karlıtekin döneminde oluşan kurumsal altyapı stratejik büyümeye dönüştürüldü. Bu süreçte Türkiye ekonomisi büyüyor, sivil havacılık serbestleşiyor, iç hatlar rekabete açılıyor, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomik ilişkileri genişliyordu. Devlet, THY'nin büyümesini stratejik olarak destekliyordu. Artık amaç hayatta kalmak değil, büyümekti.
Karlıtekin ile THY'nin filo büyüklüğü, uçulan hat sayısı, yolcu hacmi, marka gücü çok hızlı arttı. Star Alliance üyeliğine giden süreç hızlandı ve küresel HUB stratejisinin temelleri atıldı. Şirket dünyanın en hızlı büyüyen havayollarından birine dönüştü. Kitapta nasıl olduğunun cevabına yönelik önemli tespitler ve vaka anlatımları var.
Bugünkü yönetimin önündeki temel görev ise artık büyümekten çok, bu dev yapıyı yeni teknolojiler, sürdürülebilirlik ve küresel rekabet koşullarında aynı başarıyla yönetebilmek.
THY'nin hikâyesi aslında birbirini tamamlayan dönemlerin hikâyesidir. Cem Kozlu ile başlayan kurumsal zihniyet dönüşümü, Candan Karlıtekin döneminde stratejik büyüme hamlelerine ulaştı. Ardından İstanbul Havalimanı ve bugünkü yeni nesil yönetim anlayışıyla küresel ölçekte farklı bir seviyeye taşındı.
Elbette böylesine büyük dönüşümler tek bir yöneticiyle açıklanamaz. Ancak bazı dönemler vardır ki, kurumların yönünü değiştiren stratejik kararlar o yıllarda alınır. Karlıtekin'in kitabı tam da bu dönemi içeriden anlatıyor.
Bugün THY'nin ulaştığı küresel başarı çoğu zaman yalnızca filo büyüklüğüyle veya açılan yeni hatlarla açıklanıyor. Oysa gerçek hikâye çok daha derinde yatıyor. Kurumsal kültürün inşası, stratejik karar alma mekanizmaları, doğru ortaklıklar ve uzun vadeli vizyon...
Candan Karlıtekin'in kitabı tam da bu görünmeyen mimariyi anlatıyor. Bu yönüyle yalnızca THY tarihine ilgi duyanların değil, kurumsal dönüşümün nasıl yönetildiğini anlamak isteyen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken önemli bir çalışma niteliğinde.
Çünkü büyük şirketleri yalnızca uçaklar, binalar ya da bilançolar büyütmez. Asıl büyüten, doğru zamanda alınan doğru kararlardır. “Yirmibirinci Yüzyıl Göktürkleri” de tam olarak bu kararların nasıl alındığını anlatıyor.