Londra yakınlarındaki Farnborough Havalimanı, 20-24 Temmuz tarihleri arasında yeniden dünyanın havacılık, savunma ve uzay merkezi olacak. Ben de 20 yıldan fazla süredir takip ettiğim Farnborough International Airshow’da gelişmeleri yerinde izleyeceğim. Ancak bu defa bizi alıştığımızdan farklı bir fuar bekliyor.
Farnborough denildiğinde bugüne kadar akla ilk olarak Boeing ile Airbus arasındaki sipariş yarışı gelirdi. Hangi üreticinin kaç uçak satacağı, hangi havayolunun milyarlarca dolarlık sipariş açıklayacağı ve yeni yolcu uçakları ile onların gökyüzündeki gösterileri konuşulurdu. İş jetleri de bu fuarda kendilerini dünyaya gösterme fırsatı bulurdu.
Elbette bu başlıklar yine gündemde olacak. Dünyanın en büyük iki üreticisi sipariş defterlerini büyütmek, motor üreticileri yeni teknolojilerini tanıtmak, bazı havayolları da gelecek filo planlarını açıklamak isteyecek. Fakat 2026 Farnborough Airshow’un ana gündemini ticari uçak siparişlerinden daha fazla askeri havacılık, insansız sistemler ve küresel güvenlik belirleyecek.
Çünkü dünyadaki savaşlar yalnızca ülkelerin savunma politikalarını değil, havacılık fuarlarının karakterini de değiştirdi.
Sivil Havacılıktan Savunmaya Kayış
Ukrayna’da devam eden savaş, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Avrupa’nın Soğuk Savaş sonrasındaki en büyük savunma bütçelerini devreye alması, Farnborough’nun dengesini de değiştirmiş durumda. Fuar yönetimi geçmişte yaklaşık yüzde 60 sivil havacılık, yüzde 40 savunma ağırlığıyla şekillenen yapının artık neredeyse dengelendiğine dikkat çekiyor. Zaten fuarın bu yıl öne çıkardığı üç ana sütun da bu değişimi açık biçimde gösteriyor: Havacılığı geliştirmek, savunma teknolojilerini ileri taşımak ve bu iki alanla giderek daha fazla iç içe geçen uzayda öncü olmak.
Bunlara küresel güvenlik, yapay zekâ, tedarik zinciri, sürdürülebilirlik, finansman ve geleceğin iş gücü gibi başlıklar eşlik ediyor.
Kısacası Farnborough artık sadece uçakların sergilendiği ve satıldığı bir organizasyon değil. Bir sonraki savaşın hangi teknolojilerle yapılacağının, ülkelerin savunma ihtiyaçlarını kimlerden karşılayacağının ve geleceğin hava gücünün nasıl şekilleneceğinin tartışıldığı stratejik bir platforma dönüşüyor.
Yeni Aktör Ucuz ve Akıllı Dronlar
Bu yılın en fazla konuşulacak konusu insansız sistemler olacak. Ukrayna sahasında ortaya çıkan tablo, savaşların yalnızca yüz milyonlarca dolarlık savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve seyir füzeleriyle yürütülmediğini gösterdi. Birkaç bin dolarlık dronların bile milyonlarca dolarlık tankları, radarları ve mühimmat depolarını etkisiz hale getirebildiği görüldü.
Dolayısıyla artık mesele yalnızca daha gelişmiş bir insansız hava aracı üretmek değil. Çok sayıda, düşük maliyetli ve kolay üretilebilen sistemleri sahaya sürebilmek önem kazandı.
Farnborough’da yapay zekâ destekli dronlar, sürü sistemleri, otonom görev kabiliyeti, insanlı-insansız müşterek harekât ve karşı-dron teknolojileri öne çıkacak. Türkiye de her yönüyle bu alanda oldukça başarılı ve gelişmiş ürünlere sahip. Ancak Türkiye’nin bu kabiliyetlerini fuara ne ölçüde yansıtabileceği merak konusu.
Mesela Boeing’in geliştirdiği MQ-28 Ghost Bat gibi insansız yardımcı savaş uçakları ile Anduril ve Helsing gibi yeni nesil savunma şirketlerinin çözümleri Farnborough’da daha yakından izlenecek.
Önemli bir ayrıntıya dikkat çekmem gerekiyor. Geleceğin savaşını yalnızca en ileri teknolojiyi geliştiren değil, bu teknolojiyi hızlı, ucuz ve yüksek adetlerde üretebilen ülkeler kazanacak. Savunma sanayisinde yeni anahtar ifade artık “ölçekli üretim”. Çünkü elinizde dünyanın en gelişmiş sistemi olabilir; ancak yeterli sayıda üretemiyorsanız savaşın devamlılığını sağlayamıyorsunuz.
Altıncı Nesil Uçak mı, Uçan Savaş Sistemi mi?
Farnborough’nun önemli gündemlerinden biri de İngiltere, İtalya ve Japonya ortaklığında yürütülen GCAP (Global Combat Air Programme/Küresel Muharebe Hava Programı) olacak. İngiltere’nin daha önce Tempest adıyla başlattığı çalışma ile Japonya’nın F-X projesinin birleştirilmesiyle oluşturulan GCAP kapsamında, 2035’te hizmete girmesi hedeflenen altıncı nesil savaş uçağı geliştiriliyor.
Programın üç ortağı, fuardan kısa süre önce yaklaşık 4,6 milyar sterlin değerindeki geliştirme sözleşmesine imza attı. İngiltere de GCAP’ın tasarım ve test aşaması için önümüzdeki dört yılda 8,6 milyar sterlin kaynak ayıracağını açıkladı. Dolayısıyla Farnborough’da projenin geleceğinden ziyade yeni sözleşmenin sanayi ortakları arasında nasıl paylaşılacağı, üretim modeli ve başka ülkelerin programa katılma ihtimali konuşulacak.
Avrupa’daki diğer altıncı nesil savaş uçağı projesi ise Fransa, Almanya ve İspanya’nın yürüttüğü FCAS/SCAF (Future Combat Air System/Geleceğin Hava Muharebe Sistemi). Dassault Aviation ile Airbus arasındaki iş paylaşımı ve projenin liderliği konusunda yaşanan anlaşmazlıklar sebebiyle bu programın takvimi ve geleceği üzerindeki soru işaretleri henüz tamamen ortadan kalkmış değil.
Aslında her iki program da klasik anlamda yalnızca yeni bir savaş uçağı geliştirmeyi hedeflemiyor. Pilotlu savaş uçaklarının insansız yardımcı platformlar, yapay zekâ destekli görev sistemleri, gelişmiş sensörler ve elektronik harp kabiliyetleriyle birlikte görev yapması planlanıyor.
Bu nedenle altıncı nesil savaş uçaklarını yalnızca hız, irtifa ve manevra kabiliyeti üzerinden değerlendirmek yanlış olur. Geleceğin hava gücünü belirleyecek unsur, platformun ne kadar hızlı uçtuğundan çok ne kadar fazla bilgi toplayabildiği, bu bilgiyi ne kadar hızlı işleyebildiği ve diğer sistemlerle ne ölçüde paylaşabildiği olacak.
Bu sebeple F-35 ve Eurofighter Typhoon gibi mevcut savaş uçakları fuarın önemli aktörleri olmayı sürdürecek. Fakat salonlarda ve toplantı odalarında esas olarak bu uçaklardan sonra gelecek yeni savaş mimarisi konuşulacak.
Türkiye Sahada Değil, Masada Olacak
Türkiye’den bu yıl herhangi bir hava aracı Farnborough’da gösteri uçuşu yapmayacak. Dolayısıyla HÜRJET, HÜRKUŞ, KAAN, ATAK, ANKA, AKINCI veya KIZILELMA’yı Farnborough semalarında görmeyeceğiz.
Ancak Türkiye’nin fuardaki varlığını yalnızca uçuş gösterileri üzerinden değerlendirmek de doğru olmaz. Türkiye, güçlü bir şirket heyetiyle Farnborough’da olacak.
TUSAŞ ve Türk Hava Yolları şale bölümünde yan yana yer alırken; ASELSAN, TEI, Kale Jet Engines, Alp Havacılık, Aksa Aerostructures, Coşkunöz Aerospace, HMS Makina, Efor Global Savunma, Transvaro, Turbomak, Varzene Metal ile Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği salonlarda temsil edilecek.
Bu tablo, Türk havacılık ve savunma sanayisinin geldiği nokta açısından önemli. Çünkü Türkiye artık yalnızca yabancı üreticilere gövde parçası veya metal aksam sağlayan bir ülke değil. Radar, aviyonik, elektro-optik sistem, elektronik harp çözümü, motor, insansız hava araçları ve özgün platformlar geliştiren bir yapıya doğru ilerliyor. Ancak fuara kalabalık katılmak da tek başına yeterli değil.
Fuar kapsamında yeni ihracat sözleşmelerinin imzalanması, küresel tedarik zincirlerine daha yüksek katma değerle girilmesi, geliştirilen sistemlerin yabancı platformlara entegrasyonu ve uzun vadeli sanayi ortaklıklarının kurulması yönünde atılacak adımlar kıymetli olacaktır. Asıl başarı da bu temasların somut anlaşmalara dönüşmesiyle ortaya çıkacaktır.
Bu fuarda TUSAŞ’ın KAAN, HÜRJET, HÜRKUŞ, ANKA ve AKSUNGUR projelerine yönelik temasları; ASELSAN’ın radar, elektro-optik ve elektronik harp sistemleri; Kale Jet Engines ve TEI’nin motor teknolojilerindeki kabiliyetleri dikkatle izlenecektir. Türkiye açısından Farnborough’nun en önemli tarafı, ürün sergilemekten ziyade bu ürünleri uluslararası anlaşmalara dönüştürmek olacak.
Yolcu Uçağında Sürprizler Olabilir
Savunma ağırlığının artması, sivil havacılığın gündemden düştüğü anlamına gelmiyor. Airbus ile Boeing’in dar ve geniş gövdeli uçak siparişleri için rekabeti sürecek. Motor üreticilerinin yakıt tüketimini düşürecek yeni teknolojileri, sürdürülebilir havacılık yakıtları, açık fan mimarisi ve hidrojen çalışmaları da ele alınacak.
Fakat sivil havacılığın önündeki önemli sorun henüz aşılmış değil. Üretim ve teslimat krizi devam ediyor. Havayollarının uçak talebi güçlü olmasına rağmen üreticiler motor, parça tedariki ve nitelikli iş gücü sıkıntısı sebebiyle siparişleri zamanında teslim edemiyor. Bu nedenle fuarda kaç uçak satıldığından çok, mevcut siparişlerin nasıl ve ne zaman üretileceği daha fazla gündeme gelecek.
Elektrikli dikey kalkış ve iniş araçlarında da (eVTOL) benzer bir tablo var. Birkaç yıl önce rengârenk maketler ve iddialı sipariş açıklamalarıyla gündeme gelen eVTOL şirketleri, şimdi sertifikasyon, finansman ve seri üretim sınavıyla karşı karşıya. Farnborough’da bu alanda artık hayallerden ziyade hangi projenin gerçekten uçabileceği ve ticari operasyona başlayabileceği sorgulanacak.
Farnborough’da Cevap Aranacak Soru
Yirmi yıldan fazla süredir takip ettiğim Farnborough’da yeni uçak modellerini, Airbus-Boeing rekabetini ve milyarlarca dolarlık siparişleri izledim. Bu defa ise fuarın koridorlarında askeri havacılık, insansız sistemler, yapay zekâ, elektronik harp, hava savunması ve üretim kapasitesinin konuşulmasına şahit olacağım.
Gökyüzünde yine ağırlıklı olarak savaş uçakları gösteri yapacak. Ticari uçaklar sergilenecek, gösteri uçuşları gerçekleştirilecek ve yeni siparişler açıklanacak. Fakat asıl mücadele kapalı salonlarda, şirket şalelerinde ve ülkeler arasındaki görüşmelerde yaşanacak.
Farnborough 2026’da herkes aynı soruya cevap arayacak: Bir sonraki savaş hangi sistemlerle ve nasıl yapılacak?
Türkiye açısından cevaplanması gereken soru ise biraz daha farklı: Geliştirdiğimiz platformları, motorları, radarları ve insansız sistemleri küresel pazarda ne ölçüde kalıcı ihracat başarısına dönüştürebileceğiz?
Bu hafta Farnborough’da benim de dikkatle takip edeceğim asıl mesele, Türkiye’nin ulaştığı teknolojik seviyeyi ne ölçüde kalıcı ihracat sözleşmelerine ve uluslararası ortaklıklara dönüştürebileceği olacak…