Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Güntay Şimşek THY'den 3 milyar dolarlık motor ihalesi…
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Londra'da düzenlenen Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı, önceki yıllara kıyasla daha düşük katılımla başladı. Buna karşılık, sektör temsilcileri arasındaki görüşme trafiği oldukça yoğundu. Özellikle küresel havacılığın en önemli gündem maddeleri olan uçak motoru tedariki, bakım altyapısı, teslimat gecikmeleri ve jeopolitik gelişmeler, fuarın kapalı kapılar ardındaki görüşmelerine damga vurdu.

        Türk Hava Yolları (THY) üst yönetimi de Airbus ve Boeing'e verilen toplam 400 adetlik dar gövdeli uçak siparişlerinin motor tedariki, uzun dönem bakım anlaşmaları ve bölgesel krizlerin operasyonlara etkisi konusunda motor üreticileri başta olmak üzere sektörün önde gelen şirketleriyle kapsamlı temaslarda bulundu.

        THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker ile Genel Müdür Ahmet Olmuştur ile göreve gelmelerinin ardından ilk röportajı Brezilya'da düzenlenen IATA Genel Kurulu'nda yapmıştım. Yaklaşık 10 yıl boyunca genel müdür yardımcılığı görevlerinde bulunan iki yönetici de şirketin tüm operasyonel süreçlerine hâkim. Bugün küresel havacılığın karşı karşıya bulunduğu motor, tedarik zinciri ve teslimat krizini yönetebilecek tecrübeye sahip isimler arasında yer alıyorlar. Dolayısıyla hem THY'nin önündeki yol haritasını hem de sektörün karşı karşıya bulunduğu riskleri yakından biliyorlar.

        Farnborough Airshow'da kendileriyle küresel gelişmelerin havacılığa etkilerini, savaşların operasyonlara yansımalarını, yolcu talebini ve özellikle sipariş edilen uçakların motor tedarik sürecini ayrıntılı şekilde konuşma fırsatı buldum.

        Havacılık sektörünün uzun süredir yaşadığı uçak teslimatlarındaki gecikmeler THY yönetiminin de gündemindeydi. Farnborough’da Airbus ve Boeing’in yetkilileriyle bu durumu da konuştuklarını ifade ettiler. İki üreticinin son dönemde uçak teslimatlarını altı ila dokuz ay arasında ertelemesi, havayollarının operasyon planlarını doğrudan etkiliyor.

        THY’nin savaşlar sebebiyle kapanan hatlardan ortaya çıkan kapasiteleri nasıl yönettiğini de Prof. Murat Şeker’den dinledik. Çatışma ortamına rağmen şirketin kapasite kullanımı, geniş uçuş ağı sayesinde geçen yılın üzerinde gerçekleşmiş. THY, Ortadoğu’daki seferlerin durdurulduğu dönemde geniş gövdeli uçakların Uzak Doğu ve Güney Asya’ya, dar gövdeli filonun ise Orta Asya, Avrupa ve Afrika pazarlarına yönlendirerek, yaklaşık 37 yeni frekans artışı yaparak çözüm üretmiş.

        Kriz ortamında yolcu uçakları için üretilen çözüm kargo operasyonları için de uygulanarak, yaklaşık 60 yeni kargo frekansı eklenmiş.

        Netice itibariyle THY’nin Ocak-Haziran döneminde, arz edilen koltuk kilometresi kapasitesi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artmış. Kargo tarafında ise tonaj olarak yüzde 20’lik büyüme gerçekleşmiş. Kriz ortamında THY yönetimi her iki tarafta birim gelirleri artırmayı başarmış.

        Petrol Gelirleri Eritiyor

        Körfez’de krizin yeniden canlanmasıyla artan petrol fiyatları havacılık sektörünün en önemli meselesi. Prof. Murat Şeker’in verdiği bilgiye göre, Brent petrol fiyatının varil başına 70 dolardan 80 dolara yükselmesi, şirketin aylık yakıt giderlerini yaklaşık 100 milyon dolar yükseltiyor.

        THY yönetimi, 2026 yılı bütçesinde uçak yakıtı maliyetini 6,2 milyar dolar olarak öngörmüş, fakat yükselen petrol fiyatlarının yıl sonu yakıt maliyetini 8,5 milyar dolara kadar çıkarma ihtimali bulunuyor. Bu da şirket açısından 2 ila 2,5 milyar dolarlık ek maliyet anlamına geliyor.

        THY yönetimi de petrolden gelen bu yükün bir bölümünü artan gelirlerle dengelemeye çalışırken, zorunlu olmayan yatırımların bir kısmını da ertelemiş durumda.

        THY yönetimi, Airbus'tan sipariş edilen 250 ve Boeing'den alınacak 150 dar gövdeli uçak için motor üreticileri CFM International (ABD’den GE Aerospace ve Fransa’dan Safran ortaklığı) ve Pratt & Whitney başta olmak üzere sektörün önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi.

        Bu görüşmelerden çıkan en önemli sonuç ise uzun süredir devam eden CFM müzakerelerinde önemli ilerleme sağlanmış olmasıydı. Bir süredir taraflar arasında sonuçlandırılamayan bazı başlıklarda önemli mesafe alındığını ve yakın zamanda yeniden masaya oturulması konusunda iyimser olduklarını Prof. Dr. Murat Şeker'den öğrendim.

        Bir kulis bilgisini de paylaşayım. THY'nin mevcut ve planlanan filo büyüklüğü dikkate alındığında, motor tedariki ve uzun dönem bakım anlaşmaları kapsamında CFM'in dünyadaki en büyük ve stratejik müşterileri arasına girmesi söz konusu. THY yönetiminin verdiği bilgiye göre şirket, CFM açısından premium müşteri olarak değerlendirilen sınırlı sayıdaki havayollarından biri olma konumuna yükseliyor.

        THY'nin artık Farnborough Airshow'da kendisine ait bir şalesi bulunuyor. Geçen fuarda da aynı noktada yer alan THY'nin hemen yanında ise TUSAŞ'ın şalesi bulunuyor. Prof. Dr. Murat Şeker, Genel Müdür Ahmet Olmuştur, Genel Müdür Yardımcıları Ahmet Harun Baştürk ve Levent Konukcu ile İletişim Başkanı Yahya Üstün'ün ev sahipliğinde, birkaç gazeteciyle birlikte milli havayolunun son dönemde yaşadığı gelişmeleri değerlendirme fırsatı bulduk.

        Görüşmelerde en çok merak edilen konuların başında, İsrail-İran hattında yaşanan gerilim ve bunun yeniden tırmanması halinde THY'nin nasıl bir operasyon yürüteceği geliyordu. Özellikle yabancı sektör temsilcileri ve uluslararası şirket yöneticileri bu konuda çok sayıda soru yöneltti.

        THY yönetimi ise olası senaryolar hakkında tahminde bulunmak yerine, kriz dönemlerinde uyguladıkları operasyon modelini anlattı.

        Prof. Dr. Murat Şeker'in verdiği bilgiye göre Ortadoğu, THY'nin toplam uçuş ağının yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor. Çatışmaların yoğunlaştığı dönemde bölgedeki 26 destinasyon doğrudan etkilendi. Bunların 21'inde uçuşlar kademeli olarak durduruldu. Böylece şirketin toplam kapasitesinin yaklaşık yüzde 6'sını oluşturan bu pazarda kapasite kaybı dönemsel olarak yüzde 60 seviyesine kadar ulaştı.

        Genel Müdür Ahmet Olmuştur ise son dönemde yeniden yükselen gerilim nedeniyle Kuveyt, Erbil, Dammam veBahreyn seferlerini tekrar askıya almak zorunda kaldıklarını söyledi.

        THY yöneticileri, pandemi döneminde edinilen kriz yönetimi tecrübesinin bugün savaş ve güvenlik kaynaklı operasyonlarda önemli avantaj sağladığını vurguladı. Özellikle uçuşların durdurulması ve yeniden başlatılması konusunda şirketin artık çok daha hızlı karar alabildiğini belirten yöneticiler, bu yaklaşım sayesinde Şam, Halep ve Beyrut hatlarında toparlanmanın beklenenden daha güçlü gerçekleştiğini ifade ettiler.

        800 Motor Stratejisi

        Prof. Dr. Murat Şeker, Boeing'den teslim alınacak 150 dar gövdeli uçakta kullanılacak motor tipinin henüz kesinleşmediğini, aynı durumun 2023 yılında Airbus'a verilen 250 adetlik A321neo siparişi için de geçerli olduğunu söyledi.

        Airbus ve Boeing'e verilen dar gövdeli uçak siparişleri toplam 400 uçağı kapsıyor. Her uçakta iki motor bulunduğu dikkate alındığında yalnızca uçaklarda kullanılacak motor sayısı 800'e ulaşıyor. Buna ilave olarak yedek motorlar, uzun dönem bakım paketleri ve teknik destek hizmetleri de aynı proje kapsamında değerlendiriliyor. Böylece hem motor seçimi hem de uzun dönem bakım anlaşmalarında daha güçlü bir pazarlık zemini oluşturmayı hedefliyor.

        Yakın dönemde açılması planlanan ihale, THY tarihindeki en büyük motor tedarik süreçlerinden biri olacak. Genel Müdür Yardımcısı Levent Konukcu'nun verdiği bilgiye göre, toplam ihtiyaç ilk etapta en az 800 motoru kapsayan bir yapı öngörülüyor.

        Prof. Dr. Murat Şeker ise motor tedarikiyle birlikte uzun dönem bakım hizmetlerini de kapsayacak anlaşmanın büyüklüğünün 2,5 ila 3 milyar dolar arasında olacağını ifade etti. Şu detayın gözden kaçmaması lazım: 2,5-3 milyar dolarlık büyüklük motor satın alma bedeliyle birlikte bakım, destek ve servis paketlerini içeren ilk aşama anlaşmalarını ifade ediyor.

        Genel Müdür Ahmet Olmuştur da bu kapsamda Boeing 737 MAX filosunda kullanılacak CFM motorlarıyla ilgili görüşmelerin sürdüğünü, Airbus A321neo filosunda ise Pratt & Whitney ile CFM International arasında değerlendirmelerin devam ettiğini söyledi.

        Benim edindiğim bilgilere göre THY, CFM ile görüşmelerde önemli bir mesafe kat etmiş durumda. Eğer anlaşma sağlanırsa THY, tüm motor üreticileriyle bakım, onarım anlaşmasına sahip olacak.

        Küresel Motor Bakım Ligine Adım

        Sivil havacılıkta küresel rekabet sadece filo büyüklüğü ya da uçulan destinasyon sayısıyla ölçülmüyor. Asıl stratejik ve yüksek katma değerli hamleler, uçakların kalbi sayılan motorların bakım, onarım ve revizyon (MRO) pazarında gerçekleşiyor. THY de CFM International'ın son derece sınırlı "Premier MRO Network"ün katılarak 9. yetkili merkez olmak istiyor.

        ABD’li GE Aerospace ve Fransız Safran ortaklığı olan CFM International, özellikle Airbus A320neo ailesine güç veren LEAP-1A ve Boeing 737 MAX uçaklarında kullanılan LEAP-1B motorlarıyla pazarın ezici çoğunluğunu elinde tutuyor. Ancak CFM, bu yeni nesil motorların ağır bakım lisansını her şirkete vermiyor. CFM, "CFM Branded Service Agreement (CBSA)" adı verilen en üst düzey bakım yetkisini dünyada yalnızca sekiz merkeze veriyor.

        Bugün bu yetkiye sahip kuruluşlar arasında; Air France Industries KLM Engineering & Maintenance, Delta TechOps, Lufthansa Technik, IAG grubunun bakım kuruluşları, Singapore Aero Engine Services, Sichuan Airlines Engine Company ile bağımsız bakım şirketleri StandardAero ve MTU Maintenance yer alıyor.

        THY böyle bir gelişmeye imza attığında Turkish Technic, bu özel ağın 9. küresel üyesi ve bölgedeki en etkin bakım/onarım (MRO) merkezi konumuna yükselecek.

        THY Teknik daha önce Rolls-Royce ile Trent serisi geniş gövde motorlarına yönelik bakım merkezi yatırımı konusunda önemli bir anlaşmaya imza attı. Halihazırda ise Pratt & Whitney ortaklığıyla kurduğu TEC (Turkish Engine Center)bünyesinde önceki nesil CFM56 ve V2500 motorlarına başarıyla bakım yapıyor. Ancak dar gövde filosunun ve bölgesel havacılığın geleceği LEAP motorlarında yatıyor. THY'nin CFM Premier MRO lisansını alması, yalnızca kendi devasa A320neo ve B737 MAX filosunun bakım maliyetlerini düşürmekle kalmayacak; Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya'daki onlarca havayolunun motorlarına da İstanbul'da hizmet verilmesini sağlayacak.

        ***

        Baykar Artık Küresel Oyuncu

        Farnborough Airshow'da Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ile de bir araya gelerek, İtalyan ortakları Leonardo ile yürüttükleri projelerin son durumunu konuştum. Bayraktar, ortaklığın planlandığı şekilde ilerlediğini, bu fuarda yeni bir platform tanıtmak yerine mevcut projelerde gelinen aşamayı ve iş birliğinin ulaştığı noktayı uluslararası kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi.

        Fuarın savunma tarafında en çok konuşulan gelişmelerden biri de hiç kuşkusuz Baykar-Leonardo ortaklığı oldu. İki şirket yalnızca yeni bir proje açıklamakla kalmadı; yüzde 50-50 ortaklıkla kurdukları LBA Systems'in gerekli yasal ve kurumsal süreçleri tamamlayarak tam operasyonel hale geldiğini duyurdu. Böylece Avrupa merkezli yeni bir insansız hava sistemleri şirketi de fiilen faaliyetlerine başlamış oldu.

        Leonardo yöneticileri LBA Systems'i Avrupa ve küresel pazara yönelik kapsamlı bir insansız hava sistemleri üreticisi olarak tanımlarken, Baykar ise sahada başarısını kanıtlamış platformlarını Leonardo'nun görev sistemleri, sensörleri ve elektronik altyapısıyla birleştirerek Avrupa pazarına sunmayı hedefliyor.

        Bu kapsamda Bayraktar TB3 platformu, Leonardo'nun görev sistemleri, sensörleri ve yer kontrol istasyonlarıyla entegre edilerek Avrupalı kullanıcıların ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılmış bir ürün olarak öne çıkıyor.

        Fuarda verilen en önemli mesajlardan biri ise Baykar'ın artık yalnızca bir platform üreticisi değil, Avrupa savunma sanayisinin üretim zincirinin bir parçası haline gelmesiydi.

        Merkezi İtalya'da bulunan LBA Systems, TB2, TB3, AKINCI ve KIZILELMA'yı kapsayan geniş bir ürün ailesiyle faaliyet gösterecek. Şirketin ilk ürünü olarak ise Bayraktar TB3'ün Leonardo sistemleriyle donatılmış versiyonu Astore Levante tanıtıldı. Bu platformun üretim aşamasına geçmiş olması, ortaklığın yalnızca imzalanmış bir iş birliği olmaktan çıkıp somut üretime dönüştüğünü göstermesi açısından önemliydi.

        Nitekim fuarda en fazla dikkat çeken konulardan biri de TB3'ün Astore Levante konfigürasyonuna dönüştürülmesi oldu. Pek çok yabancı savunma analisti ve sektör temsilcisi, bu dönüşümü Avrupa savunma sanayisi ile Türk insansız hava aracı teknolojilerinin ilk kapsamlı entegrasyon örneklerinden biri olarak değerlendirdi.

        Öte yandan yabancı havacılık ve savunma basınının asıl ilgisini çeken konu ise TB3'ten ziyade KIZILELMA-M-346FAiş birliği oldu.

        Leonardo'nun M-346FA savaş uçağı ile Baykar'ın insansız savaş uçağı KIZILELMA arasında gerçekleştirilen insanlı-insansız ekip çalışması (Manned-Unmanned Teaming - MUM-T) testlerinde, pilotun havadaki KIZILELMA'ya görev komutları verdiği ve farklı operasyon senaryolarının başarıyla icra edildiği açıklandı. Bu çalışma, Avrupa'nın gelecekte hayata geçirmeyi planladığı "loyal wingman" konseptine yönelik uçuş testleri gerçekleştirilmiş az sayıdaki somut projeden biri olarak değerlendiriliyor.

        Farnborough'da ortaya çıkan tablo, Baykar-Leonardo ortaklığının yalnızca yeni bir İHA tanıtımından çok daha fazlasını ifade ettiğini gösteriyor. Baykar, bu ortaklıkla Avrupa'nın savunma tedarik zincirine doğrudan girerken, Leonardo da insansız sistemlerde sahada başarısını kanıtlamış hızlı bir teknoloji ortağı kazanmış oldu.

        Buna Baykar'ın Piaggio Aerospace'i bünyesine katması ve İtalya'da oluşturduğu üretim altyapısı da eklendiğinde, şirketin yalnızca ürün ihraç eden bir üretici olmaktan çıkarak Avrupa'da üretim yapan uluslararası bir savunma şirketine dönüştüğü görülüyor. Bu yönüyle Baykar-Leonardo ortaklığı, Farnborough Airshow 2026'nın yalnızca en dikkat çekici savunma iş birliklerinden biri değil; aynı zamanda Türk savunma sanayisinin Avrupa üretim ekosistemine doğrudan entegrasyonunu simgeleyen en stratejik adımlardan biri olarak öne çıktı. Daha da önemlisi Baykar, artık yalnızca ihracat yapan bir Türk şirketi değil, Avrupa savunma ekosisteminin içinde konumlanan uluslararası bir oyuncuya dönüştüğünü göstermesidir.