Filozof Epiktetos, “Her şeyin istediğiniz gibi olmasını dilemeyin, dileyin ki her şey olması gerektiği gibi olsun; o zaman hayatınız huzurlu olacaktır” diyor.
2024’ün son günü 2025 hedefimin hayatımdaki mutlu ‘an’ların sayısını arttırmak olduğunu yazmışım: “Öyle çok büyük mutluluklar peşinde de değilim doğrusu! Bu yıl da ince ince planlanmış ‘janjanlı mutluluklar’ değil aradığım... 'Binlerce yığın aynadan bir kâinat içinde yaşayan ve hepsinde kendisinin bir başka çehresi olan Nuran’ı gören' Mümtaz’ın sevdiği kadınla Boğaz’ın ortasında bir sandaldayken hissettiği gibi ‘Huzur’lu bir mutluluk’ kastettiğim...
Ne kaderimin üstüne çıkmak gibi bir hedefim var ne de bir hayat planım...
Züleyha’nın, bir taş iskeleden, çocuklarla el ele Akdeniz’in mavi sularına atlarken ki heyecanlı, tüm hayatı kucaklayan, umutlu, huzurlu mutluluğu gibi bir yıl olsun yeter…”
2025 boyunca her şey istediğim gibi olmadı… Olması gerektiği gibi mi oldu ondan da emin değilim.
“Nasıl başlayıp nasıl bittiğini hatırlamadığım onca yıldan sonra, her getirdiğine ‘eyvallah’ dediğim hayat, bu yıl bana torpil yapsın” diye dilekler tuttuğum yılların ardından aslında hayatın her yıl bana torpil geçtiğini düşünüyorum bir süredir. Sevdiklerim yanımda, sağlıklıyım… Biliyorum bazılarınız bunu aptalca buluyordur şimdi bu satırları okurken; haklısınız ben de 40 yıl bunun aptallık olduğunu düşündüm… Ama dün bir grup arkadaşımla, buluştuğumuz o evdeki mutluluk ve huzurun hayattaki her şeyden daha değerli olduğunu eninde sonunda anlıyor insan; anlayacaksınız siz de…
EVİNİ TEMİZLEYEN DE VAR KAĞIDA HAYALLERİNİ ÇİZEN DE…
Yılın son günü bir araya gelince herkes sağlıklı, mutlu, huzurlu, hayallerinin gerçekleşeceği bir yıl için neler yapacağını anlatmaya başladı. Geçen 365 günün son saatlerinde, gelecek 365 günden dilekleri gerçekleşsin diye evin kapısında nar kıracağını söyleyen bir arkadaş, “Geçen yıl yaptım, sonuç aldım” dedi. Sonucu açıklamadı ama hepimiz ne olduğunu tahmin ettik zaten…
50’lerin ortasında hala aşkı arayan bir diğeri, “Saat 12’de kırmızı don giyeceğim! Yıllarca bu ritüelle dalga geçtim de n’oldu bu yıl bir de bunu deneyeyim kaybedecek bir şeyim” yok deyip kahkaha attı. Meselenin kırmızı don olmadığını o da biz de biliyoruz ama belki de yanılıyoruz; kırmızı donun kime zararı var!
Yılın son saatlerinde evi köşe bucak temizleyeceğini söyledi bir arkadaşımız, yeni başlangıçlar arıyormuş, bir yerde okumuş temiz evle yıla girmek kötü enerjileri yok ediyormuş. Enerjiyi bilmem ama temiz evin verdiği huzur diye bir şey var doğrusu.
Daha önce hiç duymamıştım bir arkadaşımız saat tam 00.00’da evden çıkıp sonra sağ ayağıyla tekrar eve giriyormuş. “Ritüelimden memnunum, size de tavsiye ederim” dedi.
Züleyha, son birkaç yıldır hayallerini bir kağıda çiziyor; tabii ben de… Berbat bir çizerim, ama yine de o beyaz sayfaya çizdiklerimi görseniz aklınız şaşar. Hiçbir şeye benzemeseler de bir dünya şeyi sığdırıyorum o küçücük kağıda, bu kadar çok hayalim olduğuna şaşarak.
İTALYANLAR MERCİMEK, AMERİKALILAR BÖRÜLCE YİYORMUŞ!
Dün internette gördüm ABD’nin güney eyaletlerinde yeni yılın ilk gönü börülce yiyormuş insanlar, bolluk ve şans getirsin diye… Brezilyalılar temiz bir yıl olsun diye beyaz giyiyorlarmış. Japonya’da tapınakların çanları 108 kez çalıyormuş. İnsanların içlerindeki kötü duyguları arındırsın diye… İspanyollar yılın son 12 saniyesinde, yılın her bir ayında şans getirmesi için 12 üzüm yiyorlarmış. Makarna, pizza ülkesi İtalya’da mercimek yemeği pişiriliyormuş yılın son günü. İskoçlarda yılın ilk günü eve gelen ilk kişinin koyu saçlı olması şans ve bereket getiriyormuş. Güney Afrika’da evdeki eski eşyalar dışarı atılıyormuş; yeni gelen yılda yenilere yer açılsın diye… Kolombiyalılar yılın son günü, yeni yılda bol bol gezmek için, boş bir valizle sokaklarda dolaşıyorlarmış.
Üzerinde mor renkli bir şey olması ya da evin kapısına tuz dökmek yeni yılın mutluluk, sağlık, para, şans getirmesi için yapılan ritüellerden.
UZUN BİR KAHVALTI GİBİ AĞIZ DOLUSU MUTLULUK OLSUN BU YIL
Tüm bunlara varım; mümkün olsa hepsini yapmak isterim. Emin olabilirsiniz bazılarını kesinlikle yapacağım. Büyük mutluluklar değil aradığım, her şeye ama her şeye rağmen uzun bir kahvaltı gibi ağız dolusu mutluluk olsun bu yıl... Günün en alakasız saatinde, olanca bozukluğuyla sesimin, tanıdık bir şarkıya eşlik ettiğim anlar gibi bir yıl olsun... Sol kolumdaki kırık kadar acıtsın en fazla... En akla gelmez şeyler gibi gelip yanı başımda dursun bu yıl... ‘Huzursuzluğun Kitabı’nı yazan Pessoa’nın nezdinde hepimizin ‘kalbindeki sıkıntılı huzursuzluğun’ son bulduğu, ‘yere dökülen bir un tanesinin...’, ‘göğe bırakılmış bir balonun sessizliği’ gibi yumuşacık bir yıl olsun 2025...
Güneşin gökyüzünü kırmızıya boyadığı, yazdan kalma günlerin akşamüstleri gibi yüzümüzün gözümüzün ‘huzur’a bulandığı bir yıl olsun.
Sıcak bir süt içmek için girdiği sütçü dükkanında, hayata yeniden başladığını hisseden, gelecek yeni günler için içinden naralar atmak geçen, o dükkanda çocukluğunu sevincini bulan Sait Faik gibi hisseder herkes umarım...