Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Bir hapşırık insanın canını ne kadar yakabilir ki?

        -“Hapşuuu!”

        -“Çok yaşa…”

        Hapşırmak benim için burada biter! Sen hapşırırsın birisi ‘çok yaşa’ der sonra herkes işine bakar! Maalesef bazı durumlarda her şey burada bitmeyebiliyormuş…

        Züleyha yaklaşık 10 gündür hareket edemiyor! Başta geçirdiği ağır grup yüzünde bir vücut ağrısı çekiyor diye düşünüyorduk. Doktor da öyle düşündü: “Vücudunuzdaki kırgınlığın nedeni grip olabilir…” Grip geçti ama ağrı geçmedi! Yıllar önce bel fıtığından ameliyat olmuş. Ancak bu ameliyat bel fıtığının iyileşmesi için bir çare olmamış. Bel fıtığıyla yaşamaya alışmış. Eğilip kalkarken, yerden bir şey alırken son derece dikkat ediyor. Uzun süreler oturduğunda arada kalkıp esme germe hareketleri yapıyor. Kaslarını güçlendirmek için pilates dersi alıyor. Ve hapşırırken ya bir yere tutunuyor ya da oturuyor! Benim de boynumda ve belimde fıtık var ancak ben daha şanslıyım; hapşırırken “Fıtığım nükseder” diye korkmak aklıma bile gelmiyor. En azında geçen haftaya kadar gelmiyordu!..

        Züleyha’nı MR sonuçlarını değerlendiren doktor bir fıtık yırtığı nedeniyle hareket ederken acı çektiğini anlatıyordu. Yüzünden doktoru dinlerken bile acı çektiği belli olan eşim, çok iyi tanıdığı eski bir düşmanla yeniden karşılaşmış gibiydi. “Neden olmuş olabilir, çok da dikkat ediyor” dedim. Doktor “Her şey olabilir; oturup kalkarken, mutfakta dolaptan bardak alırken hatta hapşırdığında bu yırtık oluşabilir” deyip ekledi: “Gripmişsiniz o sırada hapşırdıysanız belki o tetiklemiştir!”

        Altı üstü bir ‘Hapşuuu!’nun başımıza bu kadar iş açabileceğini aklım almıyor ama işte Züleyha orada gözlerinde derin bir acıyla kımıldamadan oturuyor… Hapşırana neden “Çok yaşa!” dendiğini artık daha iyi anlıyorum…

        VÜCUDUN KENDİSİNİ RAHATSIZ EDEN BİR ŞEYDEN KURTULMA REFLEKSİ

        Manchester Üniversitesi’nden immünolog Prof. Sheena Cruickshank, The Guardian’daki ‘Hapşırma sırrı: Bu ani refleks konusunda ne kadar endişelenmelisiniz?’ başlıklı haberde, “Hapşırma vücudunuzu rahatsız eden bir şeyden kurtulmak için verilen fiziksel bir tepkidir” diyor: “Bazı insanların kesmeyi tercih ettiği burun kıllarının yanı sıra, hepimizin burnunda kendi kendine hareket edebilen ve en küçük farklılıkları algılayabilen bir tür mikroskobik kıl olan siliya bulunur. Dolayısıyla, siliya tarafından herhangi bir şey sıkışırsa, bu sinir uçlarınızda ‘tamam, bundan kurtulalım’ diyen bir tepkiyi tetikler. Bu da hapşırmaya neden olur.”

        Hapşırmaya birçok şey neden olabiliyormuş. Alerjenler, grip ya da nezle virüsleri, toz, kara biber gibi tahriş edici maddeler. Ama tek neden bu da değilmiş. Yüz bölgesindeki her türlü duyusal ve motor fonksiyondan sorumlu olan trigeminal sinir, soğuk havadan kaş almaya kadar her şey tarafından tetiklenip gerekli olmasa da yakınındaki sinir uçlarına hapşırma sinyalleri gönderebiliyormuş. Bazı insanlar parlak ışığa maruz kaldığında bile hapşırıyormuş ki bunun doğuştan gelen, kalıtsal bir durum olduğu söyleniyor…

        -“Hapşuuu!”

        -“Çok yaşa…” arasında geçen sürede vücudumuzda olan şeylerin bir tekinden bile haberdar değildim! Adını bile bilmediğim sinirlerin kendi aralarındaki mesajlaşmalarının Züleyha’nın günlerdir neredeyse hiç kımıldamadan yatmasına neden olmasıyla ilgili kafamdan “Çok saçma” diye geçirirken bir yandan da durumum gerçekliğine şaşırıyorum…

        HAPŞIRMAK KALBİNİZİN DURMASINA NEDEN OLABİLİR Mİ?

        Hapşırmanın insan vücudunun gerçekleştirebileceği en patlayıcı ve güçlü istemsiz hareketlerden biriymiş. Karın ve göğüs kaslarımız akciğerlerimizden havayı dışarı itiyormuş. Son yapılan çalışmalar hapşırmanın yarattığı hava akımının sanılanın aksine çok da hızlı ilerlemediğini ortaya koymuş. Hapşırmanın şiddetiyle kalbimizin durabileceği ya da gözlerimizi açık tutarsak gözbebeklerimizin yerinden çıkacağı gibi inanışlar da birer hurafeden ibaretmiş.

        Prof. Cruickshank hapşırmanın temel bir koruma mekanizması olduğunu belirtiyor. Ancak hapşırmanın yaklaşan tehlike hakkında bize ne söylediği, söyleyebileceği bilim insanlarının hala en merak ettiği konuların başında geliyormuş.

        Hapşırmanın riskleri konusun gündeme geldiğinde öncelikle bazı enfeksiyonlara neden olabileceği gündeme geliyor. Hapşırmanın önemi konusunda çok fazla bir şey bilinmese de nezle, grip (ve covid) gibi üst solunum yollarını etkileyen enfeksiyonların bulaşmasına neden olabildiği söyleniyor. Kızamık, kabakulak, suçiçeği, adenovirüsün de hapşırmayla bulaşabileceği belirtiliyor. Peki hapşırmak bel fıtığına neden olur mu?

        HAPŞIRMAK TEK BAŞINA BİR İNSANIN BEL FITIĞI OLMASININ NEDEN DEĞİL

        Hapşırmanın tek başına bel fıtığına neden olabileceği yönünde bir çalışma yok! Ancak var olan bir bel fıtığını daha da kötüleştirebileceği bir gerçek… Bel fıtığı ve sinir sıkışmasıyla ilgili yapılan bir çalışmada, hapşırma, öksürme ve ıkınmanın yetişkin hastaların bel fıtığı ağrısını kötüleştirdiği ortaya çıkmış. Yukarıda da yazdığım gibi hapşırma sırasında göğüs, karın ve bel çevresindeki kaslar çok güçlü şekilde kasıldığından omurgaya ani bir basınç bindiğinden omurga zayıfsa, zaten hasarlıysa fıtık ve neden olduğu ağrı artabilirmiş.

        Sağlam bir omurganız varsa hapşırmadan korkmanıza gerek yok. Bilim insanları hapşırmanın fıtığa neden olduğu yönünde bir kanıt olmadığını söylüyor. Ancak mevcut bel fıtığınız varsa dikkat!

        Züleyha bunu bildiği için çok dikkat etse de 10 gündür azıcık hareket ettiğinde yüzünde büyük bir acının izleri beliriyor. Onun acısını hafifletmek için yapabileceğim her şeyi yapmaya çalışıyorum ancak maalesef günün sonunda yanında olmaktan öteye gidemiyor. Sonra oturup hapşırmak bir insana neden bu kadar zarar veriyor diye yazılanları okuyorum... Umarım fizik tedaviyle geçecek tüm ağrıları...

        Ben de artık biri yanımda hapşırdığında, “Çok ve sağlıklı yaşa” diyeceğim.