Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Marmaray ve metro vagonları şiirlerle süslense harika olmaz mı?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Her sabah işe Marmaray ve metro kullanarak geliyorum. Sabah 30 akşam 30 dakika olmak üzere her gün 1 saatim vagonların içinde geçiyor. Haftada 5, ayda 20, yılda 240 saat eder (umarım matematiğim beni utandırmaz:) Kabaca bir hesapla yılda 12 gün durmaksızın raylar üzerinden giden bir vagonun içinde tanımadığım yüzlerce insanla birlikte neredeyse hiç konuşmadan iki kıta arasında gidip geliyorum! Bir şikayet olsun diye söylemiyorum bunları. Doğrusu Marmaray ve metronun hayatıma kattığı en büyük güzellik beni her sabah ve her akşam trafik stresinden kurtarması oldu. Vagonun içinde geçirdiğim sürede birkaç kitap, yüzlerce makale okudum, birbirinden ilginç onlarca podcast dinledim, yepyeni şarkılar keşfettim… Vagonlardaki ekranlarda dönen videolardan yaşadığım kentle ilgili yeni şeyler öğrendim. Pratik bilgiler, eğlenceli klipler, yeni çıkan ürünlerle ilgili görüyorum… Vezneciler’den Haliç durağına çıkışta tarihi yarımada, Galata, Üsküdar’a doğru Boğaz girişini her sabah farklı bir ışıkla beni büyüleyen manzarasını seyrediyorum. Tüm bunları yazma nedenim dün New York Times’ta okuduğum bir haber! 91 yaşındaki Judith Chernaik, 40 yıl önce Londra’nın yeraltında içinden çıkılmaz bir labirenti andıran tünellerde içinde on binlerce insanla dolaşıp duran metro trenlerindeki yolculuğu daha ‘şiirsel’ yapan bir fikrin mucidiymiş!

        LONDRA METROSU VAGONLARININ ŞİİRLE BULUŞMASININ 40. YILI KUTLANIYOR

        Londra’da yaşadığım yıllarda metro yolculuklarında eğlenceli bir oyundu benim için vagonların içindeki küçük reklam panolarının arasında, bazen bir dörtlük, bazen bir beyitten oluşan şiirleri bulmak… Her vagonda yoktu, içinde şiir olan vagona denk geldiğimde kendimi şanslı hissederdim. Shakespeare’den W.H. Auden’a, Wordsworth’ten adını hiç duymadığım dünyanın dört bir yanında birçok şairin dizeleriyle yolculuk etmek, ‘iki durak arası bir zaman’ hayallere dalmak… İşte, benim gibi binlerce yolcunun, bu şiirsel yolculuklarının nedeni Judith Chernaik’miş!

        40 yıl önce bir akşam Shakespeare’in ‘As You Like It’ oyununun okuma etkinliğine giderken milyonlarca telaşlı yolcunun hayatını değiştirecek bir ilham belirmiş zihninde: “Her gün binlerce insanı taşıyan bu vagonlarda neden şairlerin şiirleri olmasın…”

        Chernaik, konuyla ilgili bir röportajda, ilhamın zihninde nasıl ortaya çıktığını açıklayamadığını söylüyor.

        Londra metrosunu işleten Transport for London’dan Ann Gavaghan, Judith Hanım’ın bu fikri ortaya atmasından önce sanatçıların vagonlarda poster veya duvar resimleri yaptığını ancak ‘vagondaki şiir’lerin insanları en yoğun saatlerde bile ‘yolculuk deneyiminden’ uzaklaştırdığını belirtiyor. Judith Chernaik, bu harika fikirle kendisinin kimsenin hayatını etkilemediğini söylüyor: “Eğer bir şey bu yolculuklarda insanların hayatını etkilediyse bu şiirin kendisindir!..”

        ŞAİRLERİ, ŞİİRLERİ HER GÜN MİLYONLARCA YOLCUYLA BULUŞTURUYOR

        Chernaik, fikrinin hayata geçirmek için yetkililere kafasındaki konsepti özetleyen bir mektup yazmış. Mektup ve fikir metro reklam ekibinin ilgisini çekmiş. Judith Chernaik’e projeyi finanse etmek için 2 bin pound toplarsa, fikrini hayata geçirebileceklerini bildirmişler. Britanya’da kültürel projeleri destekleyen Sanat Konseyi’ne fon başvurusunda bulunmuş. Ve hiç beklemediği yerden bir itiraz yükselmiş. Britanya’nın en sevilen şairlerinden Philip Larkin, projenin ‘solcu bir propaganda çalışması olabileceği yönünde endişesi olduğunu belirtip, Chernaik’in vagonları radikal şiirlerle dolduracağını söylemiş. Judith, projenin amacını anlatan ayrıntılı bir mektupla Larkin’in ikna etmiş. Fonu almış…

        Seçilecek şiirlerdeki kriterler ise oldukça sade; kısa olsun, genellikle reklam için kullanılan alana sığsın ve de şiiri ‘elitist’ gören insanlara dokunabilsin Ve metro vagonlarında yayınlanacak ilk üç şiiri seçmişler. Robert Burns’ün “Sabah kalkmak bana göre değil…” dizelerini içeren bir şiiri, Shelley’in klasik bir eseri ve eşinin hazırladığı kahvaltıyı yeni yemiş bir adamın bakış açısıyla yazılmış William Carlos Williams’ın bir şiiri…

        ‘Şiir Metroda’ projesi daha başlar başlamaz hem yolcular hem de sanatçılar tarafından çok sevilmiş. Şiirleri metroda yayınlanan Blake Morrison, “Şairler olarak bizler genelde küçük bir topluluğa hitap ederiz, bu projeyi dizelerimizi milyonlara ulaştırdığı için çok seviyorum…” diyor.

        SEÇİLEN ŞİİRLER 4 HAFTA BOYUNCA VAGONLARDA 2 BİN NOKTAYA YERLEŞTİRİLİYOR

        ‘Şiir Metroda’ programı için Judith Chernaik ve şairler George Szirtes ile Imtiaz Dharker yılda üç kez bir öğle yemeğinde buluşup Londra Ulaşım İdaresi’nin vagonlardaki 2 bin noktaya yerleştirmesi için 5 ya da 6 şiirden dizeler seçiyormuş. Şiirler en az 4 hafta boyunca vagonlarda yolcularla birlikte ‘seyahat’ ediyormuş.

        9 Şubat’ta Kobayashi Issa’nın haikusu, “Kar eriyor / ve köy dolup taşıyor çocuklarla” ile İngiliz şair Blake Morrison’un ‘Narsist’ adlı kısa şiiri vagonlarda yayınlanmış. (Morisson’un Londra metrosu vagonlarında yayınlanan şiirini, -tüm çevirmelerde özür dileyerek- ChatGpt’ye çevirtirdim: "Yağsızlıktan sustu sanıp kazanı, / Paslı tanka tırmandım, kapağından içeri baktım; / ve işte oradaydım — yüzüm ışıl ışıl, yeniden genç — / dipte biriken o koyu, yapışkan karanlığın içinde…”)

        ORHAN VELİ, EDİP CANSEVER, LALE MÜLDÜR, YAHYA KEMAL’LE YOLCULUK KEYFİ

        Son 40 yılda 700’den fazla şiir Londra Metrosu’nun vagonlarında yayınlanmış. Proje New York, Paris gibi kentlerin metrolarına ilham olmuş. Bugün Paris metrosunda yayınlanması için ülke çapında şiir yarışmaları düzenleniyor.

        Judith Chernaik, artık emekli olması gerektiğini düşünüyor ama bir yandan da Londralıların daha fazla şiir ve şairle tanışmasını istediğini belirtiyor.

        Onun hikayesini okurken her gün 1, haftada 5, ayda 20, yılda 240 saatimin geçtiği; kabaca bir hesapla yılda 12 gün içlerinde nefes alıp verdiğim Marmaray ve metroda hiç şiire denk gelmediğimi fark ettim. Belki benim gözümden kaçmıştır diyeceğim ama olsa mutlaka görürdüm…

        İşte tam da bu yüzden yetkililerin bunu bir düşünmesini istiyorum. Her gün on binlerce insanın vagonlarda Orhan Veli’den Edip Cansever’e, Yahya Kemal’den Behçet Necatigil’e, Nazım Hikmet’ten Sezai Karkoç’a, Cemal Süreya’dan Oktay Rıfat’a, Necip Fazıl’dan Ece Ayhan’a, Lale Müldür’den Murtahan Mungan’a ve genç şairlerin dizeleriyle yolculuk etmeleri sizce de harika olmaz mı?