Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Mehmet Açar Bir "whimsigoth" filmi

        Alice Hoffman’ın 1995 tarihli romanından sinemaya uyarlanan “Aşkın Büyüsü” (Practical Magic) 1998 yılında gösterime girdi. Eleştirmenler beğenmedi, gişelerde kayda değer sonuçlara ulaşamadı ve pazarlama bütçesi dahil edildiğinde stüdyoya hiç para kazandırmadı. Ne var ki, vizyondan kalktıktan sonra işler yavaş yavaş değişti. VHS/DVD satış listelerinde yıllar boyunca üst sıralarda kaldı. Televizyon kanalları tarafından, özellikle Cadılar Bayramı’nda düzenli olarak yayınlanması, popülerliğini artırdı. Kadın dayanışmasını konu alması nedeniyle yıllar içinde daha çok sevildi. Harry Nilsson’ın “Coconut” şarkısı eşliğindeki gece yarısı margaritaları sahnesi ve erkekler üzerindeki aşk laneti, seyircilerin hafızasına kazındı. Owens ailesinin kadınları, zaman içinde ikonik karakterler haline geldiler.

        REKLAM

        Televizyon satışlarının yıllar boyunca gayet iyi gitmesinin yanı sıra dijital platformlarda da çok seyredilen bir film olarak dikkat çekti. Son yıllarda sosyal medyada gördüğü ilgi de kuşkusuz önemliydi. Çünkü yeni kuşaklar “Aşkın Büyüsü” filminde Owens ailesinin evinin dekorasyonu ve giyim tarzını çok sevdiler. 1990’ların “Charmed” ve “Buffy the Vampire Slayer” gibi popüler TV dizilerinin yanı sıra dönemin pop şarkıcısı Stevie Nicks’le de özdeşleşen bir tarzdı bu…

        REKLAM

        Tarz, yıllar içinde “Whimsigoth” olarak adlandırıldı. Büyülü, tuhaf, masalsı anlamına gelen “whimsical” ile gotik sözcükleri birleştirildi. Whimsigoth, klasik gotik tarzın karanlık, abartılı ve keskin karşıtlığa dayalı yaklaşımına bir alternatifti. Hem moda hem dekorasyon trendlerinde etkisini gösterdi. “Aşkın Büyüsü”ndeki evin o yaşanmış hali, detaylardaki zenginliği yansıtan dekorasyonu ve karakterlerin giysileri sıcak, samimi, çağdaş bir cadı tarzını yansıtıyordu. Whimsigoth, son yıllarda minimalizme karşı yeniden gündeme geldi.

        REKLAM

        İşte tüm bunlar, eleştirmenlerin hiç beğenmediği “Aşkın Büyüsü”nü yıllar içinde sürpriz bir kült filme dönüştürdü. Yapımcılar da bu durumun farkına varır varmaz, devam filmi için hazırlıkları başlattılar.

        Üstelik, sıfırdan yazılacak yeni bir hikâyeye ihtiyaçları yoktu. Alice Hoffman, filmin popülaritesinin artması nedeniyle 2017’den itibaren Owens ailesinin hikâyesini geçmişte ve şimdiki zamanda sürdüren 3 yeni roman daha yazmıştı. Yapımcılar, 2021’de yayınlanan ve ilk filmden yaklaşık 25 yıl sonrasını anlatan “The Book of Magic” adlı dördüncü romanı seçti.

        REKLAM

        İlk filmin yönetmeni Griffin Dunne, 21. Yüzyıl sinemasının ruhuna uygun şekilde koltuğunu bir kadına bırakacağını, projede yapımcı olarak yer alacağını açıkladı. Danimarkalı sinemacı Susanne Bier yönetmen olarak anlaşma imzalarken senaryo, yeniden Akiva Goldsman’a teslim edildi.

        İlk filmin ilgi çekici yanlarından biri, ev içi şiddet temasıyla fanteziyi birleştirmesi, kadın dayanışmasına odaklanmasıydı. Sandra Bullock ile Nicole Kidman’ı yan yana getirmenin iyi fikir olması bir yana teyzeleri canlandıran Stockard Channing (Frances) ve Dianne Wiest (Jet) de filme önemli katkılarda bulunuyorlardı. Filmde beğenmediğim nokta fantezi, komedi ve dram janrlarının birbirleriyle pek de iyi kaynaştırılamamış olmasıydı.

        REKLAM

        İkinci filmde de komedi, aşk ve üzücü olaylar yan yana getiriliyor ama kendi adıma bu kez bir ton sorunundan söz edemem. Asıl sorunun nerde düğümlendiğine gelmeden önce biraz hikâyenin çıkış noktasından bahsetmek gerek.

        İlk filmin hikayesini şekillendiren öğelerden biri, yıllar önceki lanet nedeniyle Owens kadınlarının âşık oldukları erkeklerin ölmesidir. 1998 yapımı filmin sonunda Sally laneti kırdığına inanır ve polis detektifi Gary ile aşkı bulur.

        İkinci film, ilkinin finalindeki duyguyu baştan aşağı değiştirerek açılıyor. Sally’nin (Sandra Bullock) yine büyüden uzak duran o eski haline geri döndüğünü; ilk filmin başlangıçtaki meselesinin hiç değişmediğini görüyoruz. O yüzden, hikâye tekrara düşüyor.

        REKLAM

        Sally, laneti aşabilmek için özel güçlerini bir daha kullanmayacağını söylüyor. Asıl önemlisi, kızları Kylie (Joey King) ve Antonia’yı (Maisie Williams) her şeyden habersiz yetiştirmeyi amaçlıyor. Kendini ve kızlarını büyüden, cadılıktan tümüyle uzak tutarak lanetin etkilerinden kurtulabileceğini düşünüyor. Böylelikle kızlar, sahip oldukları becerilerin farkında olmadan, lanetten habersiz şekilde büyüyorlar. Gillian (Nicole Kidman) ise kardeşi Sally’nin bu kararını hiçbir zaman onaylamıyor. Kızların kendileri ve aileleriyle ilgili gerçekleri bilmeden büyümesine karşı çıkıyor.

        REKLAM

        Hikâye örgüsü, teyze Bridget "Jet" Owens’ın (Dianne Wiest), laneti kaldırmak için Sally’nin çalıştığı kütüphaneden “Book of Raven” adlı bir büyü kitabı almasıyla ilerliyor. Jet bazı sayfaların mühürlü olması nedeniyle laneti kaldıramıyor. Gelişen üzücü olaylar neticesinde Kylie, annesinin kendilerinden sakladıkları gerçekleri öğreniyor ve laneti yok etmek için kitabı alıp her şeyin başladığı yere İngiltere’ye gidiyor.

        “Aşkın Büyüsü 2”nin en büyük sorunu, hikâyesinin hafifliği ve sığlığı… Eskiden beğenmediğim, önemsemediğim hikâyeler için “TV dizisi epizodu kıvamında” derdim. Geçip giden yıllar içinde, TV dizileri giderek derinleşti, anaakım sinema ise sığlaştı… “Aşkın Büyüsü 2” bunun tipik bir örneği…

        REKLAM

        “Bir devam filmi çekmemiz gerekiyordu” zorlamasıyla yazılmış gibi duruyor her şey. Sally’nin büyüyü hayatından dışlaması, kızlarını büyü olmadan yetiştirmesi, aslında iyi bir çıkış noktası olabilirdi. Eğer Owens ailesi kadınları arasındaki çatışma ve çelişkiler derinleşebilseydi… Oysa burada her şey filmin gizli antagonistine karşı verilen dümdüz bir mücadeleden ibaret hale geliyor. Zaten karakterler birbirlerinden ayrılıyorlar. Bir kısmı, ABD’de kalıyor; Sally ile Gillian, Kylie’nin peşine düşüyor. Hikâye bazen 3 ayrı kanaldan akıyor ve bu, filmin lehine olmuyor.

        REKLAM

        Romans motifleri de pek iyi işlemiyor ve “Aşkın Büyüsü 2” romantik bir film haline gelemiyor. İlk filmi yeni seyredenler veya detaylı hatırlayanlar için duygusal açıdan şüphesiz daha etkili olacağı kesin ama kendi adıma filmle bağ kurabildiğimi söylemem mümkün değil. Çünkü filmin hiçbir noktasında gerçek anlamda duygusal derinlik yok.

        Her şey, ilk filme duyulan nostaljiye dayanıyor. Sadece Sandra Bulllock ve Nicole Kidman’ın 28 yıl önceki karakterlerine dönmesi bile seyircileri cezbedecek bir şey aslında. Filmin en önemli avantajı üç farklı kuşaktan gelen oyuncuları…

        REKLAM

        “Aşkın Büyüsü” gibi yıllar içinde kültleşmiş filmlerin devamını çekmek kuşkusuz kolay değil. Yapımcıların öncelikli hedefi, ortaya özgün ve nitelikli bir film çıkarmaktan ziyade “hayranların sevdikleri her şeyi bir araya getirmek” olunca, yazarlar ve yönetmen için kreatif alan giderek kısıtlanıyor. Belli ki, yegâne amaç, hayranlara “sevdikleri dünyaya bir giriş bileti” vermek… Bu da dramatik niteliği ikinci plana atıyor.

        Geçmişte çok daha iyi işlerini gördüğümüz Susanne Bier’in yönetmenliğinde önüne gelen senaryoyu en şık şekilde hayata geçirmek dışında kayda değer bir özellik görünmüyor. Fantezi türü açısından da öne çıkarılacak hiçbir yanı yok filmin.

        REKLAM

        Farklı ülkelerde yapılan basın gösterimlerinin ardından eleştirmenlerin filmi pek beğenmediği ortada… Bana sorarsanız, en doğrusu bu filmi hayranlara emanet etmek ve aradan çekilmek… Peki, onlar ne diyor?

        ABD’deki ön gösterimlere ve sonrasındaki sosyal medya tepkilerine baktığımızda, ilk filmi kültleştiren kitlenin ikiye ayrıldığını görüyoruz. Filmi çok sevdiklerini söyleyenlerin sayısı az değil. Onlar Owens ailesiyle karşılaşmaktan memnunlar. Öte yandan, ilk filme oranla zayıf bulan hayranlar da var. Beğenmeyenlerin Amerikalı eleştirmenlerle kesiştiği noktalardan biri, ilk filmin sıcak kasaba ortamından kopulması…

        REKLAM

        Son olarak şunu yazalım: Gişe başarısı konusunda tahmin yapmak için henüz çok erken olsa da perşembe gösterimleri ve bilet satışları, ilk hafta sonunun beklentileri karşılayacağı yönünde… Bakalım hayranlar, eleştirmenlere inat nereye kadar taşıyacaklar filmi?

        5/10