Cezasızlık Şımarıklığı!
27 yaşındaki polis memuru Şeyda Yılmaz bir firari tarafından şehit ediliyor…
Firarinin çoğu yüz kızartıcı suçtan 26 kaydı var…
Kayıt sayısını 27 yapan da son ve en korkunç suçu…
Kavun da değiller koklayarak tanıyalım kim olduklarını…
Ama ağır bir gerçeğe yeni kurbanlar vermemek için hepsini tanımamız gerekiyor…
Mevcut Ceza İnfaz Kanunu’nun istemeden bile olsa tersini yaptığı “suçu cezasızlıktan çıkaracak” her formüle varım sıradan bir vatandaş olarak…
Anayasa devleti, kanun milleti hayatta tutar. Hukuk da hepsini birden!
Hak, Hukuk, Adalet kavramını sulandırmadan pratiğe sokmalıyız kamunun vicdanında. En azından şu soruyu hayatımızdan çıkarmak için;
***
Lanetlemeden önce düşünün!
Tarihin lanetlenmiş liderleri vardır yazılı kaynaklarda…
Yüzden fazla isim aklımda. Yaşadığımız çağda bile birkaç tane var…
En ünlülerini say desen; Çılgın Nero, Kazıklı Voyvoda Vlad, Korkunç İvan, Palyaço Anna, Sapkın Caligula hatta Büyük İskender akla ilk gelenler. Hitler ve çağdaşlarını saymıyorum…
Geçen akşam Habertürk TV’de yayına giren “Başka Meseleler” isimli programda hepsini konuşup, psikanalizlerini yaptık…
CaligulaCaligula ve Vlad Tepeş dışındakiler kısmen temize çıktı. Bilim insanları hepsini kendi çağının argümanları ve tıp teknolojisi parantezinde değerlendirdi…
Sadece kendileriyle çağdaş olmadığım için kısmen şanslı hissettim. Kalan kısmi şansımı da şair Cahit Zarifoğlu’nun “Ben bu çağdan nefret ettim/ etimle kemiğimle nefret ettim” dizeleriyle yaşadığımız çağa atfettim…
1990’lı yılları gelmiş geçmiş tüm zamanlardan ayıran vazgeçilmezleri vardır. O yıllarda yapılan müzikten, yazılmış kitaplara kadar…
Yaşıtlarım iyi bilirler. Bugünle 180 derece zıttır doksanlar. Her şeyin ışık hızıyla unutulduğu günümüzün tersine, her güne bir unutulmaz sabitlemiştir o yıllar…
O yıllarda hayatımıza giren yerli ve yabancı isimlerin sonbaharı gibi bir mevsimden geçiyoruz şu sıralar. Genci de yaşlısı da dökülüyor yaprakların…
Metin Arolatİnsanın eksilmesinin ne olduğunu iyi bilirim. Doğanın eksikleri hızla kapattığına da şahidim bir yandan da…
Ama ne bileyim son birkaç zamandır, doğanın bile kapatamayacağı eksikler peyda oldu hayatımızda. Doksanları doğa da unutmak istemiyor sanırım…
Deha (Show TV). Uzun süredir TV hakkında yazmayan beni bile heyecanlandırdı. 20 yıl TV eleştirmenliği yaptım. Sonra bıraktım yazmayı. İzlemeyi de öyle…
Son beş yıldır takip ettiğim dizi sayısı üç ya da dörttür. Bittiğinde hayıflandığım da en çok iki. Mahkum ve Hekimoğlu. Dijitalde takip ettiğim çok iş de yok bu arada…
Ama Deha. Ne bileyim eskiden ilk bölümünü izlediğimde ne kadar gideceğini netlikle kestirdiğim dizilerden çok farklı. Zamansız geldi daha ilk bölümünden bana…
Aras Bulut İynemliSağlam bir ajanda duygusu yaşattı bana bu dizi. Şu sıralar gündemde olan birçok meseleye göz kırptı. Tarihi dizilerden izlemek yerine yazılı kaynaklardan öğrenmeyi tercih eden bendenizi bile raydan çıkardı bir an için…
Esinlenilmiş diye eleştirenler de var. 45 dakikalık diziyi 200 dakika çekmek zorundaysan, bırak esintiyi kasırganın gözüne oturturlar adamı. Deha’nın esintisi bana göre meltem be güzel kardeşim!
Tek tip takıntısının her türünden nefret ederim. Misal bugünlerde eskilerin “Tas Kafa” dediği saç kesiminden nefret ettiğim gibi…
Kötülüğün eşkâlini ver deseler bu saçlardan başlayacağım anlatmaya. Canım kardeşlerim kendinize bu zulmü yapmayın…
- Bazen tarih kendini kaleme alır!1 ay önce
- Trump için erken bir mola fırsatı!1 ay önce
- Deprem Çalıştayı hemen şimdi!1 ay önce
- İnsan insan derler idi...1 ay önce
- Pusulanın aklındaki Ortadoğu...1 ay önce
- Bir diplomat olarak simit!2 ay önce
- Korsan gemileri batarken...3 ay önce
- Nafakayı da hesaplasın bari!2 ay önce
- Bu fikri menüden çıkarın!3 ay önce
- Tur otobüsü olamaz değil mi?3 ay önce