"Bu dikdörtgende inşaatı bekletin…"
HATAY’da, özellikle de Antakya’da kiminle karşılaşsam aynı cümleyi işittim:
Bu cümleyi söyleyen sadece konunun uzmanı olan hükümet dışındaki isimler değil; bizzat kamu görevlisi olanlardan da işittim…
Nedeni de açık, kaldığım üç gün içinde derecesi az da olsa sürekli sarsıntı hissetmemize yol açan artçı depremler…
Eğer temelinde veya inşaatın beton katmanlarında özel bir teknik uygulanmamışsa bu binaların çatlamasının kaçınılmaz olduğunu bırakın müteahhitleri, işin uzmanlarını deprem bilimcileri, belediye başkanlarını, bürokratlar da söylüyor…
Neden de betonun dün de Malatya'da görüldüğü gibi artçı depremler nedeniyle sallanması, katılaşma sürecinde suyunun kaçarak kırılmaya müsait çatlaklar oluşturması.
Bunun tünel kalıp sistemi ile yapılması halinde sağlam olacağını öne sürenler olsa da işin uzmanları aynı görüşte değil…
Hemen hepsinin önerisi de birbirine benzer:
Uyarıyı yapanların başında da iki gün önce bu sütunda da yer verdiğim Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş geliyor…
Hatay’daki gözlemlerimi dinlerken, sorunun tek başına deprem bölgesi olarak nitelenen Kahramanmaraş, Malatya, Adıyaman Gaziantep, Hatay dörtgeni olarak alınmaması gerektiğine işaret etti.
Son günlerde Kayseri ve bölgesi ile Hakkari’ye kadar uzanan bantta ardı sıra yaşanan depremlere dikkat çekti.
Özellikle de aktif olan Ecemiş fay hattı ve Sarız bölgesi konusunda uyardı…
Bir süredir sosyal medya üzerinden de sürekli uyarılarını dile getirdiğini anımsattı.
Üzerinde durduğu, büyük depremin ardından Kahramanmaraş yöresine yakın kimi faylarda hareketlenme olma ihtimali.
Son günlerde Konya’dan, Malatya’ya Diyarbakır, Bingöl, Adana’dan Hatay’a kadar uzanan hareketlere vurgu yaptı.
Sarız fay hattına yakın geçen ve aktif olan Ecemiş fay hattının stres biriktirdiğini söyledi.
O denli hızlı sıraladı ki sanki elini Anadolu’nun üzerine koymuş, tüm titreşimleri hissediyor ve anında dile getiriyor gibiydi…
Bu noktada sözü inşaat işine getirdi:
Büyük depremlerin ardından bekleme süresinin en az bir yıl olması gerektiğinin genel bir kanı olduğunu da belirtti; bunun gelişmelere göre uzaması olasılığına dikkat çekti.
“Eğer bu inşaatı özel teknik kullanmadan yapıyorsanız, geleceğe sorunu ihraç ediyorsunuzdur” deyip devamını getirdi:
Bu aşamada Hatay- Diyarbakır arasının saç örgüsü gibi canlı faylarla örülü olduğunu vurgulayıp ekledi:
Ancak depremden etkilenen bölgede yapımı süren konutların sayısı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının verilerine göre 122 bine ulaştı...
Buna “Yerinden Dönüşüm” adı verilen vatandaşın devletin katkısı ile kendi evini yerinde yeniden inşa etme projesi de eklendiğinde sayı oldukça fazla.
Nitekim kaldığımız otelin lobisini üzerinde “Yerinde Dönüşüm” yazan tişörtler giymiş onlarca kişi doldurmuştu…
Bu da gösteriyor ki projeye olan ilgi oldukça yüksek; iki hafta önce başlamasına karşın başvuran sayısı 160 bini geçmiş…
Bu kadar çok sayıda evin bir yıl içinde tamamlanması olası mı?
Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren’e göre imkansız.
Neden de mevcut vinç, beton mikseri, beton pompası bir yana, bölgedeki tüm iller de dahil var olan kum ve çakın ocaklarının üretimi bunu karşılayacak boyutta değil…
Eren’in altını çizdiği bir diğer sorun ise nitelikli inşaat işçisi ve ustası bulmak…
“Hepsi birbirinden aday çalıyor; bölgedeki vinç ve dozer, JBC operatörlerinin günlük ücretleri zirveye yaptı” dedi, inşaat sürecinde hızlı hareket edilmemesi gerektiğine vurgu yaptı.
Başkan Eren de artçı depremler devam ederken inşaat yapılmasının doğru olmadığını savunanlardan.
Kayar kalıp sistemi ile dört katlı bir binanın yapımında dahi çatlakların oluşup ilerde sorun üreteceğini düşünenlerden…
Ancak özel betonlar ve sistemler kullanılıp yapılması halinde de en az 6 şiddetinde depreme dayanıklı 4 katlı konut üretme olanağının bulunduğunu da belirtti.
Görünen o ki betonun içine katkı malzemesi de konulup bina yapılabilir.
Ancak onun da maliyeti arttırıcı etkisi kaçınılmaz olacak…
Depremzedelerin ağırlıklı bölümünün konteyner kentlere geçtiği, çadırda kalan sayısının neredeyse yok denilecek rakamlara indiği dikkate alındığında 6 ay daha beklemenin bir sorunu olmasa gerekir.
Depremzedelerle sohbetimde gördüm ki konteyner da olsa, her bir yerin kendine göre sorunları var.
Ancak ileride daha büyük sorunla karşılaşmamak için de bazen zaman en iyi çözümdür…
Malatya'da dün yaşanan 4 üzerindeki iki depremin bir kez daha anımsattığı gibi zelzele değil, bina öldürür...
- Gazze'de ateşkesin garantisi…2 ay önce
- Gazze'li Abdullah'ın rüyası…3 ay önce
- Meclis'in mevcut aritmetiği mi, yoksa kamuoyu yoklaması mı?2 ay önce
- AK Parti'nin 76, CHP'nin ise 56…2 ay önce
- Yasası 'özel', infazı 'genel'…2 ay önce
- Mitolojik olan bitti, meteorolojik başladı…2 ay önce
- Şam'dan, İsrail'e: Egemenlikte pazarlık, toprakta müzakere yok...2 ay önce
- Lafı çok, hareketi yok…2 ay önce
- İnönü'yü devirdi, Özel'i de getirdi…2 ay önce
- Weizman'dan Yılmaz'a, Netanyahu öngörüsü!..2 ay önce