Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Savaş, nereye kadar ve nasıl?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaş devam ediyor. Başka bir ifadeyle İran, kendi ülkesine yönelik gayrı meşru ve uluslararası hukukun tüm normlarını yok sayan saldırılarla mücadele ediyor.

        Sıcak bir savaşın ortasında geleceğe dair tahminde bulunmanın zorlukları bir yana; anı yakalamak ve anlamak bile kolay değil. Haziran ayındaki 12 günlük savaştan bugüne doğru bakmak, olup biteni anlamamıza yardımcı olabilir.

        Giderek daha fazla kabul gören bir görüş, Haziran savaşı sonrasında Amerikan yönetiminin, İran’ın uzlaşmaya daha kolay razı olacağını düşündüğü. Kendi ifadeleriyle “rejimin katı ilkeleri”nin yumuşayacağını, dolayısıyla da masada işlerin daha kolay yürüyeceğini beklemesi.

        AYAKLANIN ÇAĞRISI VE YAKLAŞAN MÜDAHALE

        2025 yılı sonlarında İran’da ortaya çıkan protesto gösterileri, rejimin bunları kontrol altına alması, ardından Trump’ın “Ayaklanın, yardım yolda” çağrısıyla sokakların yeniden karışması “İran’a müdahale an meselesi” algısını oluşturdu.

        Öyle olmadı, diplomasinin ve müzakerenin yolu açık tutuldu. ABD’nin masaya birden fazla başlık sürmesine karşın, İran’ın “sadece nükleer” üzerinden konuşma talebi sonrasında masa yeniden oluştu. İran’ın istediği ana başlıkla.

        Fakat Umman’dan Cenevre’ye uzanan müzakere süreçlerinde Amerikan yönetiminin Trump başta olmak üzere önemli aktörlerinin verdiği çelişkili mesajlar, “müzakere devam ederken, müdahale gelebilir” tahminini güçlendirdi.

        Nitekim ABD-İsrail 28 Şubat tarihinde pek çok hedef üzerinden İran’a ağır bir saldırı başlattı.

        KİM KİMİ OYALADI YA DA KANDIRDI?

        Amerikan tarafı müzakere devam ederken, İran’ın kendilerini oyaladığını ve Tahran’ın geri adım atmayacağını anladıklarını ifade ederek bu çelişkiyi açıklıyor.

        Gerçek kuşkusuz bundan daha fazlası. Müzakere devam ederken tüm hızıyla gerçekleşen hava ve deniz yığınağı, saldırının pek yakında olduğunu ortayla koyuyordu.

        Peki İran hazırlıksız mı yakalandı? Yani müzakere varken ABD’nin kendisini vuramayacağını mı düşündü? Bu da çok mümkün görünmüyor.

        Sonuç: ABD ve İsrail’in okulları, hastaneleri hedef alıp çocukları katlettiği saldırılar ve İran’ın karşı koymak için yaptığı hamleler.

        AFGANİSTAN VE IRAK ÖRNEKLERİ

        Saldırgan taraf, İran’daki devlet yapısını daha önce Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi çökertmeyeceği, rejimin politikalarını değiştirip yönlendirmeyi hedeflediğini söyledi zaman zaman. Ancak bombardımanın yoğunluğu ve sonuç almakta zorlandıkça daha da artması, gidişatın böyle olmayabileceğini gösteriyor.

        Ufukta bir ateşkes ya da uzlaşma ihtimali şu an için görünmüyor. Tarafların savaşı ne kadar sürdürebileceğine dair tahminler ise birbirinden fersah fersah uzak.

        Bu noktada ABD ve İsrail’in savaş koordinasyonu anlamında uyum içinde hareket etseler bile, çıkarlarının birebir aynı olduğunu söylemek mümkün değil. İsrail, özellikle de nükleer güç sahibi bir İran’ın rejimiyle birlikte yıkılmasını istiyor. Aynı zamanda ona yakın olan vekil güçlerin de mutlak bir yenilgiye uğramasını.

        ABD UCU AÇIK SAVAŞI SÜRDÜREBİLİR Mİ?

        ABD’nin ise, rejimin yıkılmasından çok ülkeyi yönetecek kadronun Çin’e karşı Amerikan çıkarlarına yakınlaşması ve elbette hiçbir şekilde nükleer güç sahibi olmaması gibi bir yaklaşımı var. Ancak saldırılar ağırlaştıkça, bu tezlerin yerini çok daha büyük bir kaosun alması mümkün. İşte Amerikan yönetiminin bu denli ucu açık bir savaşı sürdürmesi sanıldığından çok daha zor.

        Henüz kayıplarına dair gerçek anlamda bir bilgi sahibi değiliz. Ancak ABD’nin verdiği/vereceği kayıplar süreç açısından çok belirleyici olacaktır.

        Sonuçta savaş kısa sürede bitecek gibi görünmüyor. İran’ın savaş stratejisi ve çatışmayı bölgeye yaymasının muhtemel sonuçları, liderlik seçimi ve rejimin geleceği üzerine yarın devam edelim. Sıcak savaşın ortasında olup biteni serinkanlılıkla görmeye çalışmaktan başka çıkar yol görünmüyor.