Bugüne kadar pek çok şöhret İstanbul’un bir zamanlar en güzel oteli olan Çırağan Kempiski’de kaldı. Ama belki de en çok ilgiyi bir Eylül ayının son haftasında otele Bay ve Bayan Hyannis adıyla check-in yapan çift çekti. Ta 1996’da balayı için Çırağan’ı seçen bu çiftin her adımı o zaman da saniye saniye takip ediliyordu, üzerinden yıllar geçtikten sonra yepyeni bir kuşak tarafından yeniden irdeleniyor. Çırağan’a ‘incognito’ kalan bu çift, elbette, John F. Kennedy, Jr ve eşi Carolyn Besette Kennedy’di.
Bay ve Bayan JFK Jr’a olan ilginin nedeni bu hafta yedinci bölümü yayınlanan “Love Story” dizisi. Gerçek hayattan esinlenen bütün Ryan Murphy dizilerinde olduğu gibi “Love Story”nin yayınlanan her bölümünün ardından gazete ve dergilerde gerçekte ne olduğuna, ekrana nasıl yansıtıldığına dair yazılar yayımlanıyor.
Sadece medyada değil, sokakta da bir JFK Jr rüzgarı var. Geçtiğimiz hafta sonu New York’ta JFK Jr benzerlik yarışması vardı mesela. Kadınlar bu dizi yüzünden yıllar sonra Carolyn Besette’in siyah ağırlıklı minimalist gardırobunu keşfediyor. Erkekler şapkalarını ters takmaya başladı; ben de geçenlerde Kangol şapkamı yeniden kullanmaya başladım. Bir de, belki fazla mahrem gelebilir, ama ağdalı geçen uzun yılların ardından erkekte göğüs kılları yeniden moda oldu. Umarım bu modanın devamında Türk erkekleri kaşlarını almayı bırakır.
ANNE TAVSİYESİ
Dizide İstanbul’da geçen balayı sadece bir cümleyle özetleniyor. JFK Jr otele girdikten 12 saat sonra paparazzi’nin kendilerini keşfettiklerinden ve Orta Doğu’da bile tanındığından bahsediyor bir sahnede. Aslında dünyanın daha büyük, mesafelerin daha uzun olduğu, sosyal medya öncesi bir çağda JFK Jr çifti için İstanbul’da balayı güvenli bir sığınaktı.
Bir gün evlenirse İstanbul’un balayı için çok uygun olduğunu JFK Jr’a annesi Jacqueline Kennedy Onassis söylemişti. İkinci kocası Aristotle Onassis’le İstanbul’u ziyaret etmiş ve büyülenmişti.
Ömrü oğlunun düğününü görmeye yetmedi, ama tavsiyesi akılda kaldı ki çift iki haftalığına Türkiye’ye uçtu. Bir hafta İstanbul, bir hafta da Ege’de mavi yolculuk.
JFK Jr’a Çırağan’da kalmasını daha önce otelde kalan ve müdürünü tanıyan gazeteci arkadaşı Christiane Amanpour öneriyor. Otelin müdürünü tanıyan Amanpour dünyanın o zaman için en gözde çiftinin en iyi şekilde ağırlanması için devreye giriyor.
O yıl Çırağan’da çalışan bir tanıdığım “Çok iyi hatırlıyorum,” diyor ve çiftin otel kısmında 532 numaralı “Vezir” süitinde kaldığını, çok mütevazı olduklarını, daha sonra otele gelen pek çok Amerikalı turistin de aynı odada kalmak için ısrar ettiklerini hatırlıyor. Çeşitli kaynaklarda yazılanlara göre Amanpour’un tavsiyesiyle Türkiye’de düğün sonrası geleneksel kahvaltı olarak çiftin odasına taze ekmek, bal ve meyve bırakılmış. Kahvaltı sofrasında meyve geleneğimizi ben de böylece öğrenmiş oldum.
Türk Hava Yolları’nın A 310 tipi uçağıyla İstanbul’a inen Kennedy çifti aslında Türkiye’de çok tanınmıyorlardı. Ama tam da dizide vurguladığı gibi otelde kalan Amerikalı turistler tarafından fark edildiler. Akıllı telefon olmadığı için her gittikleri yerde fotoğrafları çekilmedi. Bazı esnafın onları tanıdığı yazılıyor ama çok inandırıcı gelmedi, çünkü çiftin şöhreti bize pek yansımamıştı. Hep bir Amerikan fenomeni olarak kaldılar.
Yine de kısa süre sonra magazin gazetesi Globe’a da haber uçuyor ve New York’ta yaşayan, JFK Jr’ı sık sık takip eden fotoğrafçı Russell Turiak hemen İstanbul’a gönderiliyor.
Çift ilk akşam, sonradan anlatılanlara göre, akşam 20:30’da otelin lobisinde görülüyor. Otelin lokantası Tuğra’da yemek yiyorlar. Bir başka akşam JFK Jr adının Hafız olduğu söylenen bir taksi şoföründen şehrin en romantik lokantasına götürmesini istiyor. Bugün İstanbul’da bir taksiciye böyle bir soru sorsanız nereye götürür kestiremiyorum, hatta İstanbul’da yolu bulabilir mi ondan bile emin değilim, ama Çırağan’ın taksisi Hafız onları Körfez’e götürüyor. Hatta 14 dolar da bahşiş almış. Belli ki otel concierge’inin tavsiyesiyle bu lokanta seçilmiş.
“Bu kadar kısa mesafede aldığım en yüksek bahşişti,” diye anlatıyor. Ancak İstanbul’da ikinci köprünün hemen ayağındaki meşhur balık lokantası Körfez’le Çırağan’ın arası kısa mesafe değil, 1996’da İstanbul trafik sorunu olmayan bir şehir değildi. 16 km.’lik yola “kısa mesafe” demek zor. Ancak bu ayrıntı bile JFK Jr hakkındaki tevatürlerin birçoğunun fazlasıyla kurgu olabildiğinin bir işareti. Çiftin daha sonra bir gece kulübünde semazen gösterisi izlediğindiyse işletmeci “Emil Gabron” anlatıyor mesela. Bu isimdeki kulüp işletmecisi kim, gerçekten merak ettim.
Çift İstanbul’da tipik turistik aktiviteleri yapıyorlar. Kapalıçarşı, Sultanahmet Camii falan. Otelde onları kaçıran fotoğrafçı Turiak’a da bir başka taksi şoförü yardımcı oluyor. “Turistler nereye gider?” diye sorduğunda onu Sultanhamet’e bırakıyor ve JFK Jr çiftini Sultanahmet Camii’nden çıkarken görüntülüyor. Çiftin o andan itibaren İstanbul’da sarı takside, bir McDonald’s önünde çekilen fotoğrafları var.
Balayının ikinci ayağında Ege’ye gideceklerini de tesadüfen öğreniyor paparazzo. JFK Jr’ın otelin seyahat acentasıyla yaptığı konuşmaya kulak misafiri olup Efes’e, oradan da Kuşadası’na gideceklerini haber alıyor. Çiftin Efes’te de fotoğrafları çekiliyor, ardından Ege sularına açılıyorlar ve iki hafta sonra Türkiye’den ayrılıyorlar.
ROTASI BELLİYDİ
JFK Jr daha doğumundan itibaren Amerika’nın oğluydu. Babası Amerikan Başkanı seçildikten tam 17 gün sonra doğdu, Beyaz Saray’da büyüdü, Avedon tarafından daha küçücük bir çocukken fotoğraflandı, babasının ve amcasının öldürülmesine tanıklık etti.
Kennedy’ler Amerika’nın kraliyet ailesine en yakın takıntılarından biri oldu yıllar içinde. Babanın çok genç bir başkan olup suikast sonucu hayatını kaybetmesi, Jacqueline Kennedy’nin ikinci en genç first lady olup, aynı zamanda bir stil ikonuna dönüşmesi, sonradan yayınevinde editör olarak çalışması, Fransızca konuşması hep toplumun ilgisini çekti.
Uğruna “Sweet Caroline” şarkısı yazılan Caroline Kennedy kamusal alandan özel hayatını uzak tutmayı başardı. JFK Jr’a çizilen yol ise belliydi: hukuk fakültesi, bir türlü kazanamadığı baro sınavı, sonra New York’ta savcılık, yayımladığı siyasi magazin dergisi “George…” Bir sonraki durak elbette siyaset olacaktı. Ancak kendi kullandığı özel uçağın düşmesi sonucu eşi Carolyn ve onun kız kardeşiyle birlikte hayatını kaybetti.
O zamanlar gazetelerde Kennedy ailesinin laneti üzerine yazılar okuduğumu hatırlıyorum. Daha geçenlerde Caroline Kennedy’nin kızı Tatiana Schlossberg henüz 35 yaşında Akut Miyeloid Lösemi’den hayatını kaybetti; hastalığıyla ilgili New Yorker’a çok acıklı bir yazı yazdı.
Ryan Murphy’nin yapımcılığını yaptığı “Love Story”e gösterilen ilgili dünyanın Kennedy ailesine olan ilgisinin hala bitmediğini gösteriyor. Tabii bir de 90’lı yıllar New York’una. Çok uzak olmayan ama bugünden çok daha farkı bir geçmiş var dizide. Calvin Klein dünyanın en gözde moda tasarımcısı mesela, kıyafetleri ve parfümleri ortalığı birbirine katıyor. Carolyn Besette herhangi bir PR şirketi tarafından “marka elçisi” ilan edilmeden Yohji Yamamoto gibi o zamanlar az bilinen tasarımcıların kıyafetleriyle gerçek bir stil ikonu; kendi gardırobunu kendisi seçiyor, kendine özgü ve zamansız bir stili var. Sokaklarda paparazzi var, basılı gazeteler ve dergiler hala hayatımızda. Her hafta bütün dünya ünlülerin fotoğraflarını Instagram’dan değil kuşe kağıda baskıdan takip ediyor. Çırağan Kempinski’nin sadece Arap müşteri kitlesine hitap etmediği o dönem.
İzlediğimiz sadece çok güzel çiftin aşk hikayesi değil, biraz da çabucak geçiveren yakın geçmişimiz.