Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HTSPOR.COM / Alper ÖCAL

Karadeniz’in kuzeyindeki kulaktan dolma meşhur soğuğu, Ağustos ayında elbette beklemiyordum ama doğrusu İstanbul’un bunaltıcı sıcağından sonra bir nebze serinlik hayâlim de yok değildi.  Borispol Havalimanı’na inildiğinde karşılaşılan iklim, terminaldeki Esenler otogarını andıran keşmekeşe değin Türkiye’ye yabancı değildi. Kiev’in ateşi İstanbul’dan farklı olarak sadece geceleri bir nebze daha düşük.

Dinyeper Nehri’nin ikiye böldüğü kent, sınıf olarak da adeta uçurumun farklı kenarları kadar birbirine uzak. Tüm azameti ve renkli duvarlarıyla şehre eşsiz bir karakter katan katedrallerin büyüleyici kubbelerinin altında orta direk sanki tek tuşla silinmiş. Ya çok zenginler ya çok yoksul. Son 10 yılda ülkeyi kökten değiştiren iki büyük hareket Turuncu Devrim ve Euromaidan’ın bu uçurumu genişletmedeki payı yadsınamaz.

Shakhtar Donetsk bu zıtlığın içinde hiç de sırıtmıyor. Aslında maden işçilerine ait olmasına rağmen, bir oligarkın elinde ülkenin en zengin kulübü haline dönüşen turuncu siyahlılar, Ukrayna milliyetçilerinin ağırlıkta olduğu bölgede Rusya yanlısı olarak görülen bir bölgenin temsilcisi olarak varlığını sürdürmeye çalışıyor.



Malezya Havayollarına ait uçağın Donetsk’te füzeyle vurulmasından sonra 6 Brezilyalı futbolcunun şehre dönmeyi reddetmesi üzerine kulübün başka çaresi kalmayarak merkezini Kiev’e taşımış. Geçici merkezleriyse Başkan Rinat Akhmetov’a ait beş yıldızlı Opera Oteli. Burada konaklayanlar için, spor salonunda koşan ya da pilates yapan kadınlarla ağırlık çalışan Shakhtar oyuncularını aynı anda görmek normal bir günün parçası.

2009 yılındaki açılışında Beyonce’un sesiyle Shakhtar taraftarlarının coşkulu tezahüratlarının içiçe geçtiği, ve henüz 6 yaşındaki kulübün esas evi olan Donbass Arena’nın duvarlarındaysa 60 yaşındaki bir insanın yüz çizgilerinden de belirgin bomba ve kurşun seslerinin yankıları ve kalıntıları var. Ülkenin en pahalı ve modern stadı artık turuncu dumanlı meşalelere, alkışlara ve marşların değil insani yardım gönüllülerine ev sahipliği yapıyor.

Bir dönem yatırım yapmanın en çekici olduğu şehirlerin başında gelen, eski Sovyet bloklarının yanında yükselen binalar ve çok katlı binalarının beraber yükseldiği, yoksul madencilerle yeni yeni açılan havalı mekanlardaki burjuvazinin hareketliliğiyle büyüyen kalabalık Donetsk, artık Rusya yanlısın ayrılıkçılar ve Ukrayna ordusu arasında sıkıştıkça ıssızlaşan bir kent. Ukrayna Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler ile birlikte yayımladığın son verilere göre ülke genelinde 1.4 milyon, sadece Donetsk’ten ise 518,000 kişi tehcir edilmiş.



Maksim isimli fanatik Shakhtar Donetsk taraftarıyla buluşmak için Bağımsızlık Meydanı’na da açılan şehrin kalbi Kresçatnik caddesindeki bir alışveriş merkezinin restoranında sözleştiğimiz gibi beklemeye koyulurken, birkaç dakika sonra karşımda henüz 30’lu yaşlarının başında, ikircikli bakışlarıyla çelimsiz biri beliriyor. Maksim aynı zamanda madencilerin en sadık, ateşli ve marjinal taraftar grubu olan Ultras Shakhtar üyesi.

Donetsk şehrinin Rusya ile güçlü bağları olduğunu, 2004 yılında gerçekleşen Turuncu Devrim’de karşı cephedeki mavi aday Viktor Yanukoviç’e % 90 üzeri oy verdiğini hatırlatıp şu andaki durumu sorduğumda verdiği cevap net. Ukrayna birliğinin bozulmasını istemeyenlerin çoğunlukta olduğunu ve ülkedeki çoğu ultra taraftar gruplarıyla birlikte bu amaç için hareket etiklerini söylüyor. Aralarından çok sayıda kişinin Kiev’de kalarak Ukrayna yanlısı, milliyetçi silahlı Azov birliklerine katıldığını, hatta annesi hasta olmasa bunu kendisinin de yapacağını belirtmekten çekinmiyor.

Yine de ezeli rakip oldukları Dinamo’nun evi olan Kiev dahil, Ukrayna hükümetinin kontrolündeki tüm batı şehirlerinde misafirperverlikten uzak bir havada yaşıyorlar. Lviv şehrinde bu mesafe daha da net hissediliyor. Lviv genel olarak yabancılara karşı mesafeli. Ve bu aralar ülkedeki durumdan ötürü Cumhuriyet Bayramı’nda Ankara’yı andıran, neredeyse her balkonundan Ukrayna bayrağı sarkıtılan, sokaklarda ordu için yardım toplanan, Ukraynaca konuşmayanlara garip garip bakılan, milliyetçilik damarı daha da hararetlenmiş bir şehir.



Futbol taraftarlarının da buluştuğu yerlerden biri olan Lychakivskyi bölgesindeki bir lokantada konuştuğum Vitaliy isimli garson, Shakhtar Donetsk hakkındaki düşüncelerini sorduğumda nefretini gizleme gereği duymadı. Sert bakışları, kendinden emin ve hızlı konuşmasıyla, Karpaty Lviv ile geçen yıl oynanan maçta “Teşekkürler Ukrayna Ordusu” yazılı tişörtleri giymedikleri için Shakhtar’ın Ukrayna’ya ihanet ettiğini söyledi. Futbolla ilgili aşağı yukarı her Lviv sakini benzer duygular içinde ve bu konuda pek istisna yapmıyorlar. Ulusalcılıklarıyla ünlü Karpaty taraftarları 2007’deki bir Dinamo Kiev maçında Nazi bayrağı açmış, 2010 yılında Borussia Dortmund taraftarlarıyla çatışmış. Aralarında ellerinden gelse takımdaki yabancıları ülkelerine göndereceklerini söyleyenler dahi var.

Rinok meydanında gezinirken gördüğüm, önünde kuyruk olan Kryivka barı bu aklın canlandırılmış hâli gibi. “Slava Ukrayini” yani “Yaşa Ukrayna” diye karşılanıp “Yaşasın kahramanlar” denmeden girilemeyen, filmlerdeki 2. Dünya savaşı sığınaklarını andıran, tamamen ahşap duvarlarını dönemin Ukrayna Kurtuluş Ordusu askerlerinin fotoğraflarının süslediği, milliyetçi ve Rusya karşıtı şarkılar söylenen şovenist bir konseptin içinde gerçek otomatik silahların, ve Ukrayna askeri üniformaları insanların bulunduğu bir bar.

İçerideki bu radikal milliyetçi hava, tam da bu sıralarda, ulusal orduyla Rus yanlıları arasında Şubat ayından beri süregelen ateşkesin ihlâl edildiğine dair ajanslara düşen haberler ve Ukrayna ordusunun 4 askerinin Rus yanlısı milisler tarafından öldürüldüğünü, 15’inin de yaralandığını açıklamasıyla daha da yükseliyor.


Ancak ne ironik ki, Lviv’de ayrılıkçı oldukları algısıyla Shakhtar Donetsk’ten adeta nefret edilmesine rağmen kulübün başkanı ve sahibi Rinat Akhmetov, ülkedeki Rus yanlıları tarafından da tehdit olarak görülüyor. Akhmetov’un iç savaş sırasında birleştirici mesajları, ve bilhasasa geçen yıl “halk korku ve terör içinde yaşamaktan bıktı” çıkışıyla Donbass Arena’ya düzenlemek istediği barış yürüyüşü Rus yanlılarının hoşuna gitmemiş ve bir ara kulübün Artema caddesindeki merkezi silahlı kişiler tarafından işgal edilmiş. Üstelik Akhmetov’un mal varlığını kamulaştırmakla da tehdit etmişler.

Shakhtar futbolcuları profesyonel davranıp saklamaya çalışsa da aylardır bu tür ölüm haberlerini dinleyip Avrupa kupası ya da lig maçı oynamaya, halka biraz da olsa normal bir hayat yaşıyorlarmış hissi vermeye çalışıyor.

Ve fakat “Lviv’den defolun” nidalarına maruz kalan bir takımın yıllardır süpürdüğü Ukrayna liginde geçen sezon Dinamo Kiev’in arkasında kalması konsantrasyonlarının doğal olarak ne kadar dağıldığının da kaçınılmaz yansıması. 2013-14 sezonunda Donetsk’te 35,451 ortalama taraftara oynayan Shakhtar’ın savaştan sonra kiraladığı Lviv’deki statta ortalaması geçen sezon 10 bin civarına düşmüş.

Mircea Lucescu’nun “Lviv’de deplasmanda oynuyor gibiyiz ama sanıyorum bir seneyi aşkın sürede bizi sevmeye başlayanlar da var.” demeci fazlasıyla iyimser.

Donetsk halkıyla birlikte Shakhtar Donetsk de kendi topraklarında mülteci. Fenerbahçe için Arena Lviv ne kadar deplasmansa Shakhtar için de durum içten içe farklı değil ve bu yükü her gün taşımak zorundalar.