Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Neredeyse bütün araştırmalarda, “Kendinizi siyasi kimliklerden en çok hangisi ile tanımlarsınız?” sorusuna Türk halkı yüksek oran sıralamasına göre; Atatürkçü, Muhafazakâr, Milliyetçi, İslamcı, Sosyal Demokrat, Sosyalist, Laik diye yanıt veriyor. Yine aynı denek grubuna, “Sizce Türkiye’nin en önemli sorunları nelerdir?” diye soruluyor. Açık ara, yüzde 70’ten fazlası, “ekonomi” yanıtı veriyor. Ardından eğitim, sığınmacı sorunu, adalet, işsizlik, yönetim sistemi gibi yanıtlar veriliyor.

        Özetle, kendisini hangi siyasi görüşten tanımlarsa tanımlasın vatandaşın ezici çoğunluğu şu anda Türkiye’nin önündeki en temel, çözülmesi gereken problemin ekonomi olduğunu söylüyor.

        Hal böyle iken;

        Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ülkenin önünde sorun olarak gördükleri başörtüsü meselesini çözmek için bir yasa teklifi vereceklerini açıkladı. Ardından CHP grubu kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu.

        Bir süredir ekonomik konularda vatandaşın beklenti ve taleplerine yönelik çıkışlar yapan, hatta önemli bölümü, helalleşme konusu dâhil, takdir edilip geniş kitlelerce karşılık bulan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açılımı, birçok kesimde, “Nereden çıktı şimdi bu başörtüsü meselesi”, “Bu sorun çözülmemiş miydi?”, “Ülkenin böyle bir problemi mi var?”, “Eski tartışmalar yeniden hortluyor mu?” gibi tepkilere yol açtı.

        Ben de merak edip CHP’li yetkililere bu teklifin gerekçesini sordum ve bakın ne yanıt aldım:

        “Muhafazakâr kesimde CHP’nin bütün samimi çıkışlarına ve açılımlarına rağmen hala bir şüpheci bakış var. İktidar da bunu bir propaganda aracı olarak kullanıyor. Her yerde, ‘CHP gelirse kazanımlarınızı kaybedeceksiniz. Başörtüsü yasağını geri getirecek; samimi değiller’ gibi argümanlar kullanılıyor. Hem iktidarın elinden bu propaganda aracını alabilmek hem de halka samimi olduğumuzu göstermek için bu teklifi getirdik.”

        CHP yetkilileri, hükümetin bunu reddedeceğini ya da daha ileri bir adımla karşılık vereceğini ancak ikisinin de aynı anlama geleceğini savundu.

        ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

        AK Parti’nin bu hamleye vereceği karşılık aslında önceki gün kulislerde konuşulmaya başlanmıştı. Beklendiği gibi de oldu. AK Parti’nin dünkü grup toplantısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan CHP’nin teklifine, “Samimi değiller. Samimiyseniz gelin Anayasal düzlemde bu konuyu güvence altına alalım” hamlesiyle karşılık verdi. AK Parti grubu, Erdoğan’ın açıklamasını ayakta alkışladı. Erdoğan, grup toplantısı sırasında Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a gerekli Anayasa değişikliği teklifinin hazırlanması için talimatını da iletti. Erdoğan, el yükselterek teklifi daha ileri taşıdı ve aile kurumunu güçlendirecek bir düzenleme yapılmasını önerdi.

        ALEVİ AÇILIMI İSTEDİ

        CHP Lideri Kemal Kılıçdarolu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasının hemen ardından bir tweet atarak, “Başörtülü kadınların hak ve özgürlüklerine kavuşması için önerdiğimiz bu kanuni zırhı sen destekle Erdoğan; eğer arkasından yine kurnaz bir ajanda çıkmazsa tabi ki Alevi vatandaşlarımız dahil, hak ve özgürlükler konusunda getireceğiniz her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.

        AK Parti de CHP’nin verdiği bu kanun teklifinde samimi olmadığını, bunun popülist bir seçim yatırımı olduğunu savunuyor. Açık konuşmalıyım vatandaş ise, “Hoppala! Nereden çıktı şimdi bu başörtüsü meselesi?” diyor.

        Ülkenin önünde ciddi ekonomik meseleler, dünyada ise beklenen büyük bir resesyon ve küresel ekonomik şok dalgası var. Jeopolitik riskler, hemen yanı başımızda Yunanistan’ın silahlanma macerası, ABD’yi kalkan yaparak sergilediği şımarık tavırlar var. Ukrayna savaşı, Rusya’ya uygulanan ekonomik ambargo ve Türkiye’nin yoğun şekilde yürüttüğü terörle mücadele çalışmaları var.

        Bu ortamda siyaset kurumundan beklenen, vatandaşın umudunu artıracak, birlik ve beraberliğini perçinleyecek, gerginlikten uzak, işlevsel, çözüm içeren, yaralara merhem olacak politikalar… Teşbihte hata olmaz derler; mahallede yangın var, siyaset kurumu ise yağmur yağıyor diye şemsiye açıyor.

        Şurası çok net; vatandaş ekonomik problemlerinin çözümünü istiyor, adaletli hakça bir yönetim şemsiyesi altında huzurla yaşamak istiyor. Aksi yaklaşım sergilendiğinde ya da “Bir dileğin var mı?” diye sorulduğunda, Sinoplu Diyojen’in Büyük İskender’e söylediği gibi, “Gölge etme başka ihsan istemem” diyebilir. Benden söylemesi…

        Diğer Yazılar