Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı Bartın Amasra Taşkömürü Ocağı’nda meydana gelen ve 41 işçimizin hayatını kaybettiği kazayla ilgili detaylar netleşiyor. Bir önceki yazımda kazanın nasıl meydana geldiğini, tedbir eksikliği ve kusurları detaylı şekilde anlatmıştım.

        Amasra Cumhuriyet Başsavcılığı’na ulaşan bilirkişi raporu ve tanık ifadelerine göre olay şöyle gelişti:

        “Eksi 320 kalın damar galerisinde delik delme işleri tamamlanmış ve delikler patlayıcı madde ile doldurulup kazı arını, patlamaya hazır hale getirilmiştir. Patlamanın olduğu eksi 320 kalın damar üst tavan hazırlık galerisinde metan miktarını gösteren sensör CH4-27sensörüdür. 16:00-24:00 vardiyasında bu sensöre ait kayıtlar incelendiğinde;

        - Saat 16:00 ile 17:55 arasında ortamdaki metan konsantrasyonunun yüzde 0.63 ile başlayıp kısa bir aralıkta değişerek yüzde 0.65’te kaldığı görülmektedir.

        - Saat 17:56’da yüzde 0.71 olan metan değerinin artmaya başlayarak, 17:59’da yüzde 1.06’ya geldiği ve ikaz verdiği, saat 18:05’te ise yüzde 1.55’e gelerek gaz izleme sisteminde alarm verdiği kayıtlardan anlaşılmaktadır.

        - Sensörden son ölçüm saat 18:09’da alınmış ve bu değer yüzde 1.69 olarak kaydedilmiştir.

        Sensör kayıtları temel alınmak üzere, patlamanın etkisi, yeryüzünde meydana gelen alarm koşulları ve kurtarma ekiplerinin ocağa giriş süreleri incelendiğinde, patlama olayının 18:09’da olduğu anlaşılmaktadır. Sensör kayıtlarının, kaza bölgesinde bulunan işçi ifadelerinin ve tertiplerin incelenmesi neticesinde, grizu patlaması olayının, eksi 320 kalın damar üst tavan hazırlık galerisinde, patlatma (lağım atımı) olayı birlikte ve eş zamanlı olarak gerçekleştiği, patlatma ile birlikte ortamdaki metan gazının ve kömür tozunun birlikte ve/veya zincirleme olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

        Patlama olayının olduğu galeride vefat eden işçilerin naaşlarının bulunduğu kroki incelendiğinde, kartiyede bulan işçi önde, ayakta çalışan işçiler ise barutçunun arkasında bulunmuşlardır.”

        BÜTÜN MADENE YAYILDI

        Kazanın meydana gelmesinden sonra, kazanın etkileri bütün maden ocağına yayılıyor. Kartiye tavan damar yarı mekanizede ayakta 17 işçi; kartiye kalın damar üst taban hazırlık galerisinde 13 işçi ve 2 nezaretçi; eksi 350 lağımında bulunan 7 No’lu bant düğmecisi 1 işçi; eksi 300 birinci rekupta 1 elektrikçi; eksi 350 birinci rekup kalın damar hazırlık lağımında 6 işçi ve eksi 300 ikinci rekup kalın damar hazırlıkta bir işçi olmak üzere toplam 41 yeraltı çalışanı kazada hayatını kaybetti.

        TANIK İFADELERİ

        Toplamda 53 tanığın ifadelerini başvuruldu ve kendilerine 17 soru yöneltildi. Tanıklardan 19’u, “Maden ocağında meydana gelen kazadan daha önce yangın, su birikimi veya gaz birikimi nedeniyle üretim durdu mu?” sorusuna cevap olarak, “30 Ağustos 2010’da eksi 236 kotta baraj patlaması oldu ve yangın çıktı. Tatil gününe denk geldiği için kimse yaralanmadı. Üretim zamanı hatırlamamakla beraber durduruldu. Bunun dışında çalıştığımız yer, maden ocağı olduğu için ufak çaplı yangın olurdu ama kimseye zarar vermedi” yanıtını verdi.

        13 tanık, “Maden ocağında acil durum eylem planı var mı? Var ise sizlere acil durumlarda neler yapılması gerektiği anlatıldı mı? Bu konuda eğitim verildi mi? Meydana gelebilecek tüm riskler bu planda değerlendirilmiş mi?” şeklindeki soruları üzerine, “Ani bir olay esnasında temiz hava yoluna doğru hareket edilmesi, maske takıp maske istasyonlarına yani maske odalarına gidilmesi söylendiğini, yılda iki gün iş güvenliği kursu verildiğini ancak bu eğitimlerin teorik kaldığını, uygulamalı olmadığını, vefat eden arkadaşlarının 2-3 yıllık tecrübeye sahip olduğunu, onlara daha kapsamlı bir eğitim verilseydi vefat sayısının çok daha az olabileceğini, vefat edenlerin çoğunun maskelerini takamamış halde bulunduğunu” anlattı.

        10 tanık, “Maden ocağında insan nakil bandı var mı? Var ise kaç tanedir?” şeklindeki soru üzerine, “İnsan naklinin ray üzerinde çalışan elektrikli faytonlarla yapıldığı, eksi 236 kot ile eksi 300 kot arasında teleferik sisteminin mevcut olduğunu, eksi 300 ile eksi 350 kot arasını yürüyerek kat ettiklerini, maden ocağında kömürleri nakletmek için nakliye bantlarının mevcut olduğunu, bazen kömür nakil bantlarına işçilerin binmek istediğini, özellikle yorgunluk sebebiyle bu nakliye bantlarına genellikle bindiklerini” ifade ettiler.

        “Maden ocağında aktif kullanılabilir yeterli sayıda vantilatör var mı?” sorusuna verilen cevaplar arasında 7 işçi, “Ocakta yeterli havalandırma olmadığını, vantilatörlerin özelliğini yitirmiş olduğunu, işçilerin izne çıktıklarında bu vantilatörlerin değiştirileceğini söyledi. Bazı tanıklar, arkadaşlarını kurtarmak için maden ocağına indiklerinde vantilatör ve vantüplerin toz patlamasından kaynaklı eridiğini belirtti.

        Tanıklara ilave söylemek istedikleri sorulduğunda, ayak arkasına beton enjeksiyon yapıldığını, ayak altlarına taş tozu serpildiğini ve kömür tozu patlamasının bu şekilde engellendiğini anlattılar. Kimi işçiler 2-3 ay, kimileri ise yaklaşık bir yıldır bu işlemin yapıldığını görmediklerini ifade etti.

        İZLEME MERKEZİ FARK ETMEMİŞ

        İşçilerin önemli bölümü, eksi 350 katta çalışan arkadaşlarının, oranın ekstra sıcak olduğunu söylediklerini, bazen de orada bulunan hava sensörlerine hava tutulmak yoluyla değerlerin düşük gösterildiği konusunda duyumları olduğunu, sensörle arın arasında mesafe olduğunu, (sensörlerin ayak başına veya baca çıkışına uzak oldukları) ve bu nedenle düşük değer verdiğini, arındaki gaz oranı yükselince sensöre ulaşmasının zaman aldığını, bunun için de el dedektörleri kullanılması gerektiği, gaz oranını izleme merkezi göremediği için patlamanın gerçekleştiğini ifade ettiler.

        Yine tanık ve kurtarma personelinin ifadelerinde ocak ana nakliye yollarında bant konveyörlerinin yerinden söküldüğü, yan devrildiği, vagonların uzak mesafelere sürüklendiği, tali havalandırmada kullanılan fantüplerin yandığı, ocak yollarında yer yer göçükler meydana geldiği ve bazı ocak yollarında açık alevli yangınlar çıktığı belirtiliyor.

        Ayrıca merkezi gaz izleme sistemine bağlı sensörlerin çoğundan olayın meydana geldiği saat 18:09’dan sonra veri alınamıyor. Patlama sonrası bu sensörlerin tahrip olduğu düşünülüyor. Bu bilgiler patlamanın şiddetini gösteriyor ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hayati önemini ortaya koyuyor.

        Diğer Yazılar