Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        İstiklal Caddesi'nde 6 canımızı yitirdiğimiz bombalı terör saldırısına yanıt olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye ve Irak sınır hattı boyunca terör hedeflerine yönelik kapsamlı bir hava harekâtı düzenledi.

        Pençe Kılıç adı verilen harekât kapsamında; Suriye’de Kobani, Tel Rifat, Dirbesiye, Derik ve Irak’ın kuzeyinde belirlenen bazı hedefler vuruldu.

        Harekatta Rusya'nın kontrolündeki Suriye hava sahasının da kısmi olarak kullanıldığı belirtildi.

        MSB’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Hesap zamanı! Alçaklardan hain saldırıların hesabı soruluyor!" paylaşımları yapıldı. Hava akınlarında atılan bombaların üzerine, İstiklal terör saldırısında yitirdiğimiz çocuklarımız Ecrin ve Yağmur’un adları yazıldı.

        Pençe Kılıç Operasyonu; teröre ve destekçilerine sarsılmaz iradeyle gereken mesajı verme, kayıplarının acısını yaşayan halkımıza büyük devletin gücünü hissettirme ve vatandaşın yanan yüreğine bir nebze olsun su serpme açısından çok önemlidir.

        Milli Savunma Bakanlığı, komşu ülkelerin topraklarında cereyan eden harekâtın Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51. maddesinden kaynaklı meşru müdafaa hakkı doğrultusunda gerçekleştiğini vurguladı.

        Hem ABD, hem Rusya’nın, dolayısıyla Suriye yönetiminin operasyon öncesi bilgilendirildiği anlaşılıyor ancak ABD kontrolündeki sahanın kullanımı söz konusu olmadığından ABD’ye rağmen harekâtın yapıldığı anlaşılıyor.

        Türkiye, böyle bir terör saldırısından sonra meşru haklarını kullanmak için kimseden izin alacak değil. Ayrıca operasyon PKK/YPG’li teröristlerin üslendiği, eğitim aldığı, lojistiğinin bulunduğu hedeflere yönelik icra edildi.

        HAVA SAHASININ KULLANIMI

        Harekâtla ilgili önemli birkaç detayı paylaşmak istiyorum:

        Diyarbakır ve Malatya'daki üslerden kalkan çok sayıda F-16 uçağı ile Batman’dan havalanan İHA ve SİHA’ların destek verdiği, 70’e yakın muharip hava unsurunun kullanıldığı operasyonda Rusya’nın kontrolündeki Suriye hava sahasının yıllar sonra ilk kez F-16’lara açıldığı belirtildi. Toplamda 700 kilometrelik bir sahada hava harekâtı icra edildi. Erken uyarı uçağı ve yakıt ikmal uçakları devredeydi. Suriye'nin kuzeyindeki Arap Pınarı ilk defa hava harekâtıyla vuruldu. Irak'ın kuzeyinde, sınır hattının 140 kilometre içindeki Asos ile 90 kilometre içindeki Kandil'deki hedefler de eş zamanlı olarak imha edildi. 89 hedef imha edilirken, çok sayıda terörist etkisiz hale getirildi.

        Kayıplar veren terör örgütü, operasyondan sonra sınır bölgelerimize roket ve havan atışları yaptı. Bu saldırılarda üç vatandaşımız şehit oldu. Saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara şifalar dilerim…

        Aldığım bilgilere göre; operasyonun gerek planlama gerekse icra aşamasında çok hassas davranıldı. Masum sivillerin ve yerleşim yerlerinin zarar görmemesi için titiz planlama yapıldı.

        Ayrıca operasyon bölgelerinde Rusya, ABD unsurlarının bulunması ihtimaline karşı da önlemler alındı. Harekâtta kullanılan avcı bombardıman uçaklarının önemli bölümü atışlarını hava sahasına girmeden yaptı. Bazı F-16’lar ise Suriye hava sahası kullanımını sınırlı/yay çizerek/sortide hedefe bombayı bırakıp dönecek seviyede yaptı. F-16’ların görevi başarıyla tamamlayıp zayiat vermeden üslerine dönmesi Suriye hava savunma sisteminin çalıştırılmadığını ya da sistemin aktif olduğu bölgelere girilmediğini gösteriyor.

        Operasyonda kullanılan mühimmatlar da titiz şekilde seçildi. Sivillerin bulunduğu alanlarda yerli üretim Hassas Güdüm Kiti (HGK) bombalar kullanıldı. Sığınak delici olarak bilinen Nüfuz Edici Bomba (NEB) özellikle cephaneliklerin imhasında kullanıldı.

        KARA HÂREKATI

        İstiklal Caddesi saldırısının ardından bir süredir hazırlıkları sürdürülen ancak farklı gerekçelerle talimatı verilmeyen Suriye’deki terör hedeflerine yönelik kara operasyonu da tekrar gündeme alındı. Bir yandan da Suriye’de siyasi sürece geçiş ve Esad yönetimiyle siyasiler dışında görüşmeler devam ediyor.

        Suriye’de siyasi sürece geçiş konuşulurken, olası bir kara harekâtına Esad’ın nasıl baktığı, Rusya ve ABD’nin sergileyeceği tutum da çok önemli ancak Pençe Kılıç Operasyonu’nda hava sahasının sınırlı da olsa Rusya tarafından Türkiye’ye kullandırılması, hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakılması kayda değer bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

        Bu arada sahadaki fiili durumu güvence altına alınan mutabakat ve anlaşmalar var. Hem ABD, hem de Rusya ile varılan mutabakatların dışına çıkmak için bazı müzakereler yapmak, mesafe kat etmek gerekiyor.

        İçişleri’nden gelen resmi açıklamalara baktığımızda; İstiklal saldırısının planlandığı ve terörün kaynağı olan bataklık belli. Buna göre; “Teröristin barındırılması talimatı Kobani’den, eylem talimatı Münbiç’ten ve teröristin saklanması talimatı Kamışlı’dan.”

        Kobani, Münbiç ve Kamışlı... Sınırımıza yakın yerlerdeki bu terör yuvalarını temizlemek için nasıl bir yol izlenecek; kara operasyonu olacak mı? Zaman içinde göreceğiz.

        YENİ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

        İstiklal Caddesi'ndeki terör saldırısı bize bir şeyi daha gösterdi. Terör örgütü PKK ya da destekçileri, başka terör örgütleri, bu tür eylemlerde kendi militanları dışında, dışarıdan devşirdikleri ya da parayla tuttukları katilleri kullanmaya başladı. Hatta terör örgütlerinin işbirliğiyle gerçekleştirdikleri terör eylemlerine tanık olduk. Reyhanlı saldırısı da bunlardan biriydi.

        Türkiye, terörle mücadelede son dönemde önemli başarılar kazansa da sınırlarını daha kontrollü ve denetimli hale getirse de sığınmacı ve göçmenlerin hedef ülkelerinden biri… Bu açıdan Türkiye’nin sığınmacılar meselesiyle ilgili bazı acil tedbirler alması gerekiyor.

        Kimseyi suçlama ya da hedef gösterme niyetinde değilim ancak sığınmacı meselesinin insani yönüyle birlikte yol açacağı güvenlik zafiyeti üzerinde acil olarak hassasiyetle durmalıyız.

        Türkiye’de bağımsız-uyuyan hücreler var mı? Bunlarla ilgili çalışma yapılıyor mu? Geçmişte farklı terör örgütleriyle farklı şekillerde münasebeti olan ancak şu anda Türkiye’de yaşayan kaç kişi var? İstiklal bombacısı, ifadesinde talimatı aldığı terör örgütü yöneticisine aşık olduğunu söylüyor. Giriş çıkışlarda bunların gözden geçirilmesi gerekmez mi? Genel anlamda son dönemde ülkeye giriş yapmış kişiler arasında bir güvenlik taraması ve sorgulaması yapılıyor mu? Ya da Türkiye’de yaşayan ancak sınırın öbür tarafında tanıdığı olanlar, bunları bir şekilde ülkeye sokmaya kalkıştığında ne yapılacak?

        Bu işin şakası yok… Herkese suçlu olarak bakamayız ancak suç potansiyeli olan ve bir şekilde geldikleri ülkelerin yönetim boşluğunda veya kaotik ortamında terör örgütleriyle karşılaşmış kişilerin eski ilişkilerini hatırlayabileceklerini ya da onlara hatırlatılacağını göz ardı edemeyiz…

        İçişleri Bakanlığı’nın son güncel verileri şöyle:

        2022 yılının ilk 11 aylık döneminde sınır dışı edilen düzensiz göçmen sayısı 101 bin 574 oldu. Bu yıl 248 bin 727 düzensiz göçmenin ülkemize girişi engellendi. 2016’dan bu yana Türkiye’ye girişi engellenen düzensiz göçmen sayısı 2 milyon 712 bin 148. 18 bin 773 yabancının sınır dışı işlemleri sürerken, geri gönderme merkezlerinin sayısı 30’a, kapasitesi ise 20 bin 540’a yükseldi.

        Bu yılın başından bu yana 3 milyon 791 bin 198 yabancının adres tahkikatı yapıldı. Türkiye’de yasal kalış hakkı bulunan yabancıların sayıları ve yoğunlukları İçişleri Bakanlığı tarafından düzenli olarak takip ediliyor. Bazı ilçe ve mahalleler yabancıların ikametine kapatılıyor.

        Bu rakamlar bile tek başına Türkiye’nin karşı karşıya kalabileceği güvenlik risklerini net olarak ortaya koyuyor. Şimdi bataklığa çomak sokmuş bir ülke olarak bu risk katbekat fazla…

        Diğer Yazılar