Baskın seçime doğru…
Muhalefeti anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Seçimin tam zamanında yapılması kesinlikle işlerine gelmesine rağmen, “Seçimden kaçmayız. Hodri meydan. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” gibi yaklaşımlarla er meydanı olarak gördükleri seçimden kaçmayacaklarının mesajını veriyorlar. Tamam özgüven iyidir de iktidar her geçen gün başta ekonomik gerekçeler olmak üzere zemin kaybediyor.
Her ne kadar yılbaşında yüksek asgari ücret zammı, EYT, doğalgazda indirim, borç ötelemeleri, dış politikanın etkileri ve diğer müjdeli haberlerin vatandaş nazarında olumlu etkisi olacaksa da bu iyileşme sanal ya da kısa süreli olacaktır. Hükümet, seçimi ne kadar öne alırsa o kadar avantajlı olacağını düşünüyor. Çünkü enflasyon canavarını dizginlemek bu şartlarda oldukça güç. Türkiye’nin sıcak paraya ihtiyacı var. Çarkı döndürmek kolay değil. Üstelik yılbaşında oluşacak olumlu havanın etkisi iki, bilemedin üç ay sürer. Sonrasında yine hayat pahalılığı ve özellikle ücretli kesimde artan şikayetler…
Bu yazının konusu ekonomi değil; sadece tabloyu özetlemeye çalıştım. Hükümet, muhalefetin oyu olmadan Meclis’ten erken seçim kararı çıkaramaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, parlamentoyu feshetmeyi göze alırsa seçim öne alınır ama bu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikinci dönemi olacağından bir daha aday olamaz. MHP faktörünü de göz ardı etmiyorum. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugüne kadar hep seçim zamanında olacak dedi. Ancak bir iki ay öne alınmasına yönelik zorunlu haller var. Ramazan ayı, sonrasında bayram, daha sonra kurban bayramı, hacılar, seçimin ikinci tura kalması halinde kurban bayramına denk gelmesi gibi gerekçeler var. Bunları daha önce kaleme almıştık ama en önemli konu, ekonomi… Hükümet bahar havasıyla bahar aylarının ilk günlerinde seçime gitmek istiyor.
Tek bağlayıcı konu 6 Nisan’da yürürlüğe girecek yeni seçim yasası. Bu mesele AK Parti açısından hayati derecede önemli çünkü yüksek oy oranı olan parti ya da ittifak bu yasayla birlikte yapılan değişiklikle, küçük partilere gidecek milletvekillerini büyük oranda topluyor. AK Parti parlamentoda zor duruma kalmak istemiyorsa, mümkün olduğunca fazla milletvekili çıkarmak zorunda. Açık konuşmak gerekirse bu yasa MHP’den çok AK Parti’nin işine yarıyor. Onun için MHP’nin 6 Nisan’ı beklemek gibi bir ön şartı yok. Yani eski seçim yasasıyla seçime gitmek isteyebilir…
AK Parti’nin, belediye başkanları ve il başkanlarına, “Milletvekili adayı olmak isteyenler yılbaşına kadar istifa etsinler” diye talimat verdiğini daha önce yazmıştım. Aynı durum, diğer partiler için de geçerli. Hepsi, baskın seçime hazırlık yapıyor ve eksiklerini gidermeye çalışıyor. Listeler üzerindeki çalışmalar, 6’lı masanın ortak seçim beyannamesi hazırlığı, cumhurbaşkanı adayı belirleme çalışmaları hızlanmış durumda. Milliyetçi Hareket Partisi’nde de durum farklı değil. MHP il başkanları da milletvekili aday adaylığı için istifalarını vermeye başladı. 26 Aralık MHP'de istifalar için son tarih. 11 büyük ilin başkanı istifalarını sundu. Beklenenden daha erken bir seçim olursa herkes hazırlıklı girmek istiyor. YSK’nın takvimi de hazır gibi. 60 gün önceden hatta 45 gün önceden ilan edilmek koşuluyla seçim yapılması mümkün. Bu nedenle teknik hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor…
İMAMOĞLU’NUN GÖREVDEN ALINMASI
Önceki günkü yazımda, hakkındaki 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezasından sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cezası kesinleşirse görevden alınıp alınamayacağına ilişkin konulara detayları ile değinmiştim. Bu konuda çok arayan, tebrik eden oldu. Okurlarım ve dostlarım sağ olsunlar. Yazımda mevcut belediye yasası ve milletvekili seçilme kriterlerinin bulunduğu kanun maddelerinde İmamoğlu’nun cezası kesinleşse bile görevden alınamayacağını çünkü son kararı verecek Danıştay’ın içtihatlarında, bugüne kadar verdiği kararlarında böyle bir yöntem olmadığını, yasaların da buna cevaz vermediğini uzun uzun gerekçeleriyle anlatmıştım. Hatta son kararı verecek Danıştay’dan bazı isimlerle görüşerek bunu teyit etmiştim. Yazımda buna rağmen cezası kesinleştikten sonra İmamoğlu’nun görevden alınabileceğini de yazmıştım. Buna gerekçe olarak da AK Parti’nin seçime İstanbul Büyükşehir Belediyesi elinde iken girmek istediğinin, bunun avantajlarından yararlanmak istediğinin, belediyenin CHP’de olmasının dezavantajlarını bertaraf etmek istediğinin altını çizmiştim.
Ancak bir konuyu pas geçmişim. Bu konuda uyarılar aldım. Evet İçişleri Bakanı’nın bu konuda yetkisi yok. Sadece soruşturma ya da kovuşturma tamamlanana kadar geçici görevden alma var; o da iki ayda bir gözden geçirilmek koşuluyla. Ayrıca başkanın göreviyle ilgili suçlardan, terör, zimmet… gibi suçlardan söz ediliyor. Yani hakaret suçu, Ekrem İmamoğlu’nun göreviyle ilgili olmadığından bu konuda görevden alma gibi bir konu yok. Karar kesinleşip Danıştay’ın önüne dahi gitse bu konuda görevden alma gibi bir karar çıkması zor. Zor dedim çünkü neyin ne olacağı belli olmaz. En azından kanunen mümkün değil. Hakkaniyetli de olmaz zaten...
Ancak benim yazımda gözden kaçırdığım ya da dile getirmeyi unuttuğum bir konu var ki o da Devlet Memurları Kanunu ile ilgili… Yasa diyor ki taksirli suçlar hariç, bir yıldan fazla süre ile hapis cezasına mahkum olmak, devlet memuru için görevden almayı gerektirir. Bu da zorunlu değil, yetkiye ve inisiyatife bağlı. İnisiyatifi kim kullanabilir peki? Hemen cevap vereyim Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan. Bu konuda tek yetkili Cumhurbaşkanı Erdoğan… Yani taksirli suçlar dışında, bir yıl ve üzeri mahkumiyet kararı (tecil etme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hariç) İmamoğlu hakkında bir yılın üzerinde mahkumiyet kararı kesinleşirse, Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisini görevden alabilir. İmamoğlu kamu hizmetinden men edilmiş sayılır. Yani devlet mantığıyla kamu yararı ve devletin güvenliği gözetilir. Hakaret suçu da olsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görevden alma yetkisi var. Bunu kullanır mı? Hiç şüpheniz olmasın. Dediğim gibi AK Parti seçime İstanbul Büyükşehir elindeyken girmek istiyor. Kritik soru şu: “Seçimden önce istinaf ve yargı süreci tamamlanır mı?” İşte bu soru beni aşıyor… Burada kehanet devreye girer. Kahin değilim ama sürecin tamamlanabileceğini düşünüyorum. Karar ne olur? Bunu da lütfen siz düşünün…