Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Nadal bir Grand Slam finalinde yapılması gereken ne varsa alasıyla yaptı. Djokovic karşısında maça değil, her puana odaklanmış bir mental güçle mücadele etti. Ki bu güç ona maç boyunca oyunun kendi yönetimi altında geçmesini sağladı.

4. kez üst üste Roland Garros’u kazanan, tarihin tek tenisçisi olma onuru da cabasıydı... Djokovic ise ilginç bir maç çıkarttı. Turnuva boyunca ve tabii ki kariyerini de katarsak; her topu olağanüstü vuruşlarla karşıya atabilme becerisini burada da sergileyeceğinden hiç şüphe etmedi. Tek farkla; Nadal ile dünkü finali oynayana kadar… Turnuva boyunca dip çizgideki performansı ona o kadar büyük bir ego yükledi ki, durum narsist bir hale dönüşmüştü adeta.

Ancak henüz maçın ilk setinde takke düştü kel göründü. Nadal karşısında alternatif vuruş üretmeden, dip çizgide her topu karşıya atarım düşüncesi ile (returne) başladığı maçta, 6/0’lık ilk set skoru ile adeta şok oldu. Servis karşılama ve dip çizgi geri vuruşlarıyla, Nadal’ı kortta gezdirerek oyunun kontrolünü elinde tutacağını hesaplamıştı. İşte belki de bu maçta ilk defa bir Boris Becker zekasına ihtiyaç vardı. Nadal’ın dip çizgideki olağanüstü vuruş gücünü, servis ve oyun içindeki karşılama vuruşlarıyla çözebileceğini düşünmek, bir stratejik hataydı.

Nadal ise kortun her yerinde, yüksek odaklanma becerisi ile mücadele etti. Djokovic oyun bile kazanamadığı ilk setin ardından kendine gelmeye çabalasa da ikinci sette sadece 2 oyun alabildi. Üçüncü sette aklı başına gelen Sırp raket, file önü dahil alternatif vuruşlarla oyundaki dengeyi kurmayı başardı. Bu arada maç içinde öyle anlar vardı ki, maçın Djokovic üzerindeki sinir katsayısını açığa çıkartmaya yetti… Üçüncü sette oyunlar 3-4 ve servis kendisinde iken, top toplayıcı çocuklara ellerini çabuk tutma adına sinirli tavırlar sergilediği gözlerden kaçmadı. Nadal’ın dip çizgiye düşen top spinli toplarına kendince söylendiği, bir başka andı.

Nadal ise maçın sonuna kadar işine konsantre olmuş bir şekilde maça devam etti. Yine üçüncü sette, skor 5-4 iken Nadal’ın sahasındaki dip çizgiye düşen bir topa çizgi hakeminden bir uyarı gelmeden kule hakeminin aut kararıyla düzeltmesine, en küçük bir mimik bile yapmadan oyuna devam etmesi ilginçti. Aynı durumda Djokovic olsa, bence çizgi hakeminin de Sırp tenisçinin tatsız mimiklerine maruz kalması kaçınılmaz bir durum olabilirdi.

Diğer taraftan pandemi nedeniyle uygulanan günlük 1000 kişilik kısıtlı seyirci uygulaması sonucunda, tek maç olması dolayısıyla toplaşan seyircinin sıcak enerjisi final maçında hissedildi. Sporseverin spor için ne kadar önemli olduğunu da şu mikro virüsten öğrendik. Buna da şükretmek lazım. Ben özellikle tenis, binicilik gibi sporlarda tribünleri dolduranlara "seyirci" ismini yakıştıramıyorum. Çünkü onlar sadece izleyen değil, çoğu bilfiil bu spor branşlarının içinden gelen emektar tenisçiler veya farklı branşlardan sporcular oluyor…

Sonuçta; Nadal 4 kez üst üste ve toplamda 13 kez kazandığı Rolad Garros’ta, tarihin sayfalarına kapak olacak bir başarı hikayesi daha eklemiş oldu. Dahası, Federer’in 20 Grand Slam şampiyonluğunu da yakalayarak kendine özel bir ödül alanı daha açtı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00