Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Şu hayatta anlamadığım şeyler I var. Kendi küçük dünyamdan başlıyorum anlamamaya; Tüm yaz beklenen tatil öncesi boğaza gelip yerleşen ağrı eşliğinde, halsizlik ve gribal durumun sebebini anlamıyorum.

11 aylık oğlumun neden illa kucağımda durmak istediğini, kucağa her çıktığında aşağı geri inmek için çırpınmasını ve bunun böyle bir kördüğüme dönüşmesinin sebebini anlamıyorum.

İçinde yaşadığım şehrin dönüşümünü anlamıyorum:

Ne tarafa baksam yanındakinden çok daha uzun bir bina inşa edildiğini görüyorum. Bu kadar çok binaya oturacak insan var mı? Bu binalar daha ne kadar uzayabilirler? Eskiden müteahhit dediğimiz şimdi "yaşam mimarı" denen adamlar Tanrı'ya mı ulaşmaya çalışıyorlar; İstanbul'da tekrar bir Babil Kulesi mi yapılmak isteniyor bilmiyorum.

Çevre şehirlerle ilgili soru işaretlerim de var:

İzmir-İstanbul otobanı inşaatının neden bizim çiftliğin bahçesini istimlak etmesi gerektiğini; oradaki o güzelim zeytin ağaçlarının, cevizlerin, incirlerin ve gözümüz gibi baktığımız diğer meyve ağaçlarının ne suçu var anlamıyorum.

Söz konusu otobanın bir parçası olan tünel dağların altındaki su kaynağını piç ettiğinde çevredeki köyler suyu nereden bulacaklar bilemiyorum.

Gündem denen yaratığın davranış kalıplarını anlayamıyorum.

Bu kadar uzun süre tek derdimizin Somali ve şikeden ibaretmiş gibi gösterilmesini hiç anlamıyorum.

Afrika'daki aç çocukları taa çocukluğumdaki bitirilmemiş tabaklardan biliyorum da Somali bu sene ilk defa mı aç kaldı onu bilmiyorum? Bu açlığın ilanı neden ramazan ayına denk geldi? Somalililer ekmeğe mi, süt mamullerine mi yoksa Nihat Doğan'a mı muhtaçlar? Nihat Doğan oralara gidince bir rahat nefes mi aldılar, yoksa daha da mı daraldılar hiç anlamıyorum.

Sadece bunlar değil elbette, başka şeyler de var...

Bugün 20 terörist öldü, 15'i yaralı, 35 hedef bombalandı, 3 şehit verdik, 5 yaralımız var minvalinden çirkin sayılarla skor yarıştırırmış gibi süren bir savaşı anlamıyorum. Hangi taraf daha çok ölürse o mu yenilmiş olacak? Bu sayıları toplayıp nereye koysak rahat edeceğiz bilemiyorum. Bir coğrafyada sakin, sessiz refah içinde yaşayamamamızın etnik sebepleri olduğuna değil parasal sebepleri olduğuna inanıyorum. Bizim birbirimizi öldürdüğümüz kurşunlar hangi silahlardan çıkıyor, bu silahları bize kim satıyorsa sebep oralara yakın bir yerdedir gibi geliyor bana... Ama dedim ya; ben aslında anlamıyorum.

Geçen gün şahane bir kitap buldum adı "S.ktir Et!"; daha başlığını okuyunca bir rahatlık geldi üstüme ve artık anlasam da anlamasam da takmıyorum.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar