Değişim şart!
Gitmezsem olmazdı.
Çevremdekilerin ‘o kalabalığa girilir mi’ türü caydırma çabalarına karşın, gezi deyince engel tanımaz annem ve bir grup arkadaşla Alaçatı Ot Festivali’ndeydik. Stratejik yol hamleleri sayesinde pazar sabahı olay mahalline vardık. Evet çok kalabalık.
Üstelik buruşuk yüzlü bir havaya rağmen... Neyse ki yeni düzenlenmiş sokaklarla Alaçatı biraz daha büyümüş.
Öyle Alaçatı bitiyor, mekanlar kapanıyor gibi söylemler gerçeği pek yansıtmıyor! Ancak ot festivalinin bana göre en güzel yanı beldenin yalnızca dükkanlardan, mekanlardan ibaret olmadığını göstermesi. Diyorum ki, Alaçatı’yı özel yapan sadece şık, lüks mekanları değildir. Başta korunmuş mimarisi ve yöresel özellikler, özgün kültürüdür bu beldeyi farklı kılan.
Yüzlerce stantta satış yapan yöre ve çevre halkının keyifli olması festivalin diğer olumlu sonucu. Neredeyse tüm ürünler satıldı. El emeklerini, otlu böreklerini, yiyeceklerini, tatlılarını ekonomik değere çeviren kadınların coşkusu görülmeliydi. Evet bu yıl ‘Ot Festivali’ daha organizeydi. Tecrübe işe yaramış. Muhittin Dalgıç’ı özenle yarattığı Alaçatı konsepti Çeşme belediye başkanlığına taşımıştı. Başkan’ın gün boyunca festivali yakından izlediğine tanık oldum. Ancak Dalgıç bu kez de yoğun ilginin getirdiği sorunları çözmek için de uğraşıyor. Genişleyen sokaklarda yollara konulan ızgaralardan yükselen kokuları insana ‘aman’ dedirtiyor. İş çığrından çıkmasın. Ancak çığrından çıkan başka konular da var. Geçen sezonda yazıp çizdiğimiz şık mekanların astronomik fiyatları mesala Alaçatı’yı içten vuruyor.
Şüphesiz, tam rekabet piyasasında yerel yönetimlerin fiyat dengeleme gibi bir rolü olamaz. Ama öyle projeler geliştirirsiniz ki, var olan dinamikler kendini regüle eder. Ot Festivali de gösterdi ki; Alaçatı özgünlüğünü yitirmeden de büyüyebilir.
Ortalama gelir gruplarının yararlanacağı, aynı estetik bakışla oluşturulmuş mekanlar, gece çarşıları, el emeği pazarları, halk plajları açarak bir denge yaratabilirsiniz. Muhittin Başkan eğer bölgede estetik zevki sadece bir güruhun mutlu yaşayacağı algının dışına taşırsa, o zaman kurduğu konsept yaşar. ‘Alaçatı Modeli’ mühim çünkü tüm yarımadayı kaybetmek üzereyiz.
Her tarafta zevksiz, kişisel beğeniye göre villalar, ikinci konutlar ya da heyyula cinsinden konaklama tesisleri pıtrak gibi çoğalıyor. Sonra ya turist bekliyor ya da yarımada gözbebeğimiz diye avunuyoruz ama gerçekler öyle değil. Kimi yönleri eleştirebiliriz, ben de eleştiriyorum ama sonuçta nihayet elde bir model var.
Ot, çiçek, böcek bahane, mesele doğru yanları birlikte çoğaltabilmekte.
- Her yer İzmir olsa!7 yıl önce
- Lafı bırak sisteme bak7 yıl önce
- 10 yılda 10 seçim7 yıl önce
- Villa fiyatına 1 oda 1 salon7 yıl önce
- Hakiki demokrat7 yıl önce
- Turistten çok angus geldi7 yıl önce
- Üreticinin 'Aysel Ablası'7 yıl önce
- En sıcak nefes7 yıl önce
- Vildan anne7 yıl önce
- İnce sevgi!7 yıl önce