Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Referanduma Birkaç gün kaldı. Uzun bir yarışın son turunu koşuyor taraflar.

Yapılan halk oyu yoklamaları "evet"ler ile "hayır"ların oranının birbirine

yakın olduğunu gösteriyor. Bu durum bir kaçşeyin göstergesi olabilir:

1- Toplum bu anayasa değişikliği konusunda kesin bir karara ulaşamamıştır.

2- Önüne konan pakete, anayasa değişikliğinden çok iktidarda 8. yılına giren

AKP'ye ne oranda destek vereceğine veya hükümetin önünü keseceğine ilişkin

bir fırsat olarak bakmaktadır.

3- Düşünceler, çıkarlar ve pozisyonlardan (ideolojik-siyasi duruş) oluşan

belirleyicilerden daha çok pozisyonlar öne çıkmıştır. Çünkü ilk ikisi zaman

ve mekana göre daha değişkendir ama pozisyonlar uzun süre, belki ölünceye

kadar tutulan duygusal mevzilerdir. Akli olmaktan çok duygusal olduklarından

uluslaşamamış veya ulusal dayanışmasını yitirmiş toplumlarda derin

çatlaklara ve kutuplaşmalara neden olabilirler. Ne yazık ki bizim

toplumumuzun ulusal dayanışması uzun süredir zayıflamıştır. O nedenle

toplumun bir kesimi, "elde edemedikleri" nedeniyle, bir bölümü de

yitirdikleri nedeniyle tepkilidir. Bu iki kutubun veya tarafın üzerinde

anlaştıkları bir toplum,siyaset ve hukuk düzeni de olmadığından tüm

yurttaşlar kaygılıdır. Değişimden değşişim teklifiyle gelenlerden kuşku

duymaktadırlar. Çoğunluğu ikna edecek bir liderlik ve sistem teklifi de

henüz ortada yoktur.

İşte referanduma bu ortamda gidiyoruz. Parçalı bir görüntü arzeden siyasal

tablo "bölünme"den bu kadar korkan bir toplumun nasıl bölündüğünü

yansıtmaktadır. Herkesin yeni ve daha özgürlükçü bir anayasa istediğini

söylediği ama bu söyleme inanmakta zorlandığımız açıkken referandum

sonrasında böyle bir anayasa için nasıl uzlaşma sağlanacaktır?

Tercih dağılımı % 10-11 oranında "kararsız" olduğunu gösteriyor. Çok açık ki

evet ve hayırların yakın seyrettiği bu ortamda kararsızların karar vermeleri

sonuçları etkileyecektir. Yani hangi siyasi eğilim, kararsızların ne

kadarını kendi lehine sandığa götürebilirse referandumun sonucunu belirler.

Kürt oyları önem kazanmış görünüyor. Normal şartlarda Kürtlerin çoğunluğu

"evet" oyu verirdi. Ama Barış ve Demokrasi Partisi'nin boykotta ısrarı ve

duruşunu daha da sertleştirmesi, Öneli sayıda Kürt yurttaşın sandığa

gitmemesine neden olacaktır. Bu da "evet" cephesini zayıflatacaktır. Yine de

metropol kentlerde BDP, oy verecek Kürt seçmeni sıkıca denetleyemeyeceği

için sandığa gitme eğilimindeki Kürtler boykot kararına ancak kısmen

katılacaklardır.

İşin ilginç yanı AKP seçmeninin %10'luk bir bölümü hala kararsızdır.

Bunların yarısının "hayır" oyu kullanması olasıdır. Eğer böyle olursa AKP

referandumdan istediği sonucu alamayabilir. CHP seçmeninin %93 "hayır" oyu

vereceğini belirtiyor. Sadece %2.5luk bir oran "evet"çi. Bu oran sandık

başında bir miktar büyüyebilir.

Parti mitingleri oldukça coşkulu, önderlerin konuşmaları oldukça sert geçti.

Kullanılan sıfatların siyasal tansiyonun düşürülmesine hizmet etmediği açık.

Neticede bütün parti başkanları fiilen veya potansiyet başbakan adayları.

Onların tavrı ve dili, siyasetin niteliğini belirliyor. O nedenle bu dili

incelikten yoksun kullananların toplum vicdanında fazla prim yapmadığını

söylemek yanlış olmaz. Bu da taktik bir hata demek. Siyasette düşman yoktur.

Yarışılan rakipler vardır.

Ege, Akdeniz ve Trakya'nın %65-70 oranında "hayır" diyeceği anlaşılıyor.

Bu, açıkça AKP'ye ve hükümetine yönelik bir tavırdır. AKP kurmaylarının bu

tepkinin nedenlerini araştırmasında yarar var. Parti başkanları

referandumdan çok gelecek seçimlere yatırım yapan konuşmalar yaptıklarına

göre asıl hedef gelecek yılın yarışı. AKP'ye 3. bir şans vermek

istemeyenlerin sayısı bir hayli fazla.O nedenle AKP'iler seçimlere kadar

neden tepki gördüklerini nerede hata yaptıklarını ciddi biçimde

araştırmalılar. Saptadıkları hata veya algıdan kaynaklanan olumsuzlukları

giderebileceklerse bir şansları daha olacaktır. Ama bunu yapacak esnekliği

ve kabiliyeti gösteremezlerse, düşük gelir ve eğitimli kitlelerin "hayır"cı

tavırları seçimde de devam edecek demektir. Tolumun en kalabalık kesimi de

onlar olduğuna göre gelecek seçimler yeni bir AKP iktidarına gebe

olmayabilir.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar