Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Geçtiğimiz sabah evden çıkarken, akademisyen bir komşum yolumu kesti ve bana “Hafta sonu 10 yaşındaki yeğenimi tiyatroya götürdüm. Oyun o kadar sıkıcıydı ki, onu sonuna kadar salonda kalmaya zor razı ettim. Biletlerimizi alırken bir bayan beni, ‘Benim oğlum bu oyunda çok sıkıldı, sakın girmeyin’ diye uyarmıştı. Keşke onu dinleseydim” dedi. Ardından da ekledi: “Haftalardır yeğenime tiyatro sevgisi aşılamak için oyun oyun dolaşıyoruz ama maalesef hiçbir tiyatrodan onun yüzünün güldüğüne şahit olarak ayrılamadık. Çocuk oyunları bebeklere hitap eden tarzda. Ne olur köşende bunu yaz da, birileri bu meseleye el atsın. Çocuklara tiyatroyu sevdirecek oyunlar yazılsın.”

BEBELERE BALON, ÇOCUKLARA SALON!

Benzer bir şikayet sık sık. özel bir okulda anaokulu öğretmeni olan kız kardeşimden de geliyor. Kendisinin tiyatro tutkusunun benimkinden aşağı kalır yanı yoktur. Çalıştığı okulda dönem dönem çocuk tiyatroları sahneleniyor. Ancak o da, bu oyunların çocuğunun zamane çocuklarının zeka seviyesine seslenmekte yetersiz kaldığından ve hayal güçlerini sınırladığından dert yanıyor. Kısacası; “Bebelere balon, çocuklara kendinden izler bulabileceği bol bol salon” diyor. En son ‘Ay Tedirginliği’ adlı hala görmediyseniz çok şey kaçırdığınız oyunun galasında bir araya geldiğim Emre Kınay’la da ayaküstü bu konuyu konuşmuştuk. Kendisi söyleyecek sözü olan ve bu sözleri hayata geçirmek için elini güle oynaya taşın altına koyan gerçek bir tiyatro emekçisidir. Boş konuşmaz, aksine kelime dağarcığını boşlukları doldurmak için kullanır. Sohbetimiz esnasında, çocuk oyunları konusundaki boşluğun ne kadar canını yaktığı her halinden belliydi. Bana, “Biz çocuklarımızı salak yerine koyuyoruz. Onlara yaş ve zeka seviyelerinin o kadar altında oyunlar sunuyoruz ki, tiyatrodan tanışır tanışmaz soğumalarına neden oluyoruz. Bir gün bu konuyu seninle uzun uzun konuşalım” demişti. Sanırım artık zamanı geldi.

DORMEN SUPERMAN’İ TAHTINDAN EDER!

Buradan, tiyatroya gönül veren herkese sesleniyorum. Ne mutlu ki zamane çocukları oyuna gelmiyor, önlerine oyun diye konan her şeyi beğenmiyor. Onların çoğumuzda maalesef olmayan seçicilikleriyle gurur duyalım ve çocuklara tiyatro sevgisini aşılayabilmek için ne yapmak gerekiyorsa, hep beraber yapalım. Hepimiz işin bir ucundan tutalım. Hani şu “Ben hiç tiyatroya gitmedim” dediğinde Pinokyo gibi burunları uzayan çocukların rol aldığı reklam filmi var ya; amacımız o filmi gerçeğe dönüştürmek olsun. Bu köşeden hep dert yanıyorum; gittiğim oyunlarda 35 yaşın altında çok az seyirci oluyor diye. Bu yarayı sarmak için tiyatroya gönül vermiş yeni nesillere ihtiyacımız var. Ama biz onların yüreklerine doğru notadan ses vermeyi başaramayacak olursak, tiyatro konusunda detone olacaklar. Tiyatroya gönül vereceklerine, gönül koyacaklar.

Geçtiğimiz haftalarda ‘Bugs Bunny’nin buzdaki gösterisi Türkiye’de sahnelendiğinde yer yerinden oynamıştı ya hani; çocuklara bu heyecanın çok daha büyüğünü tiyatro aracılığıyla da yaşatabilir birileri. Mesela bizim kendi de, yaptığı müzikaller de tadından yenmeyen bir iyi ki var Haldun Dormen’imiz var! O, çocuklar için bir müzikal yazsa. Bu müzikalle “Tiyatroda kal” dese çocuklara. Baştan aşağı yıkanmak için sabun tozunun yetmeyeceğini, ruhların temizlenmesi için sahne tozunun şart olduğunu iliklerine kadar bilen biri olarak; Dormen iki günde Superman ve Spider Man’in pabuçlarırnı dama atmazsa, alın size benim için en büyük yemin; daha da gitmem tiyatroya! Ben taşı kuyuya attım, tiyatro için deli olanlar, zırdeli olanlar hadi kuyudaki boşluğu doldurmaya!

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar