Cin Ali'nin 'MALAFA'sı
Okumayı, Cin Ali’nin maceraları eşliğinde sökenlerdenim ben. Yani ‘Koş Cin Ali koş’, ‘Cin Ali topu tut, pat pat oyna’ gibi cümleler, üzerinden ne kadar uzun zaman geçerse geçsin, belleğinden hiç silinmeyecek nesildenim. Cin Ali, hayattaki çizgisi çok belirgin olan bir çöp adamdı. Saf bir duruşu vardı. Topaç çevirmek, kara gözlü kuzusuyla oynamak, kırlarda gezmek onun mutlu olması için yeter de artardı. Çocukken onu fazla içselleştirenler, onun küçük şeylerle mutlu olmaya dayanan sevgi dolu felsefesine inandı. Başta ben ve birçok çocuk, hayatı boyunca karşılaşacağı bütün çöp adamların Cin Ali gibi içindeki çöpleri dönüştürme kabiliyetine sahip olacağını sandı. Oysa bu, kocaman bir yalandı. Gerçek dünyada kendini adama dönüştürmeyi başaramamış birçok çöp vardı. Bu durumun farkına varan kimi şanslı Cin Ali’zedeler oldukları gibi kalmayı başardı. Kimileriyse, dört bir yanı ruhunu satmış satanlarla dolu feleğin tokadını bir kez yedikten sonra belini doğrultamadı. Bunlar, geçmişte binbir emekle ezberledikleri çarpım tablosunun çarpık hayat tablosunda yeri olmadığına aydıktan sonra, cin olmadan adam çarpmaya kalktılar ve en zayıf noktalarından kendileri çarpıldılar. Sonra ne mi oldular? Her türlü pis tezgâhın döndüğü bu hayatta birer çöp tezgâhtar!
SAHTEKÂRLAR VE SAHTE KÂRLARI
Bahsettiğim tezgâhtarlar, geçenlerde tiyatro sahnesinde de karşıma çıktılar. Hakan Günday’ın aynı adlı kitabından tiyatroya uyarlanan ve DOT tarafından sahnelenen ‘Malafa’ adlı oyunda... Murat Daltaban’ın yönettiği oyun dünyanın en büyük kuyumcusunda yani Antalya’daki Topaz Jewellery Center’da geçiyor. Oyunun anlatıcılığını da üstlenen dört tezgâhtar (Berrak Kuş, Cemil Büyükdöğerli, Rıza Kocaoğlu, Tuğrul Tülek), kuyumcuya uğrayan turistlere mücevher satıyor. Tezgâhtarların ortak noktası; tezgâhtar olmaya giden yola kendi içlerindeki cevheri satarak ya da satmak zorunda kalarak girmiş olmaları. Hiçbiri bu işe, ‘tezgâhtar aranıyor’ ilanına rastlayarak başlamamış. Aksine aranan bir tezgâhtar yolda tesadüfen onları bulmuş ve kendilerine hoş bir tezgâh sunmuş. Eee, çocuklar Cin Ali’yle büyümüşler, saflar! Dolayısıyla işe, tezgâhta sudan yeni çıkmış balık kıvamında satışa sunularak başlamışlar. Üstelik ucuza gitmişler, hepsi kelepir mal! Ama malafayı ellerine alıp torna denen çarklı tezgâhın başına geçtiklerinde, zamanında kendileri için yapamadıkları pazarlığın kitabını yazmaya başlamışlar. Sahtekârlar tarafından kaleme alınan ve sahte kârları anlatan bir kitap... Cin Ali’den ne kadar da uzak...
OYUNCULAR DA SEYİRCİ DE GENÇ
Gelelim oyunla ilgili detaylara... Biliyorsunuz DOT ‘in-yer-face’ akımına bağlı kalarak yani seyirciyle yüz yüze, göz göze, omuz omuza tiyatro yapıyor. Bu da, kendinizi zaten konusuna aşina olduğunuz oyunun bir parçası gibi hissetmenizi sağlıyor. Tezgâhtarların tezgâha getirmeye çalıştığı turistler, seyircilerin arasında oturuyor. Anlayacağınız bütün dünya bir tezgâh, bizler de ya turistiz, ya rehber, ya da tezgâhtar! Kadrosu tamamen gençlerden oluşan oyunun temposu hiç düşmüyor. Gülüyorsunuz, eğleniyorsunuz, düşünüyorsunuz, sorguluyorsunuz, yeri geliyor sahneden yükselen bir küfre içten içe eşlik ediyorsunuz yani gençlik ateşini içinizde hissediyorsunuz. Seyircilerin çoğunun genç olduğunun da altını çizmek istiyorum. DOT’un farkı bu bence; zor olanı başarmak yani gençleri de tiyatroya çeken oyunlar yapmak... Performanslara gelince; Rıza Kocaoğlu herkesten bir adım önde bence! O nasıl bir sahne ışığıdır öyle... Onu izlerken, bazı insanların bazı işleri yapmak için yaratıldığından bir kez daha emin oldum. Ne mutlu ona ve yapmak için yaratıldığı mesleği icra ederken onun gibi devleşenlere, ışık saçanlara...
Finali, oyuncuların oyunda seyircilerden kendilerinden sonra tekrarlamalarını istedikleri cümlelerle yapıyorum. Bu cümleler, ‘Mira Ali Mira’, ‘Şu ahçiğin kaç tetası var?’, ‘Peki senin kaç elin var?’, ‘O zaman tokarla Ali tokarla’ diye sıralanıyor. Tezgâhtarlara ait özel bir jargonu yansıtan bu sözler özetle, ‘Ali; şu turistin iki memesi, senin de iki elin var. O iki elinle taciz et turisti! Etini sütünü güzelce oy, kasana koy’ diyor. Nerede Cin Ali’nin o masum replikleri, nerede bu sözler? ‘Malafa’, 16-26 Aralık arasında dotMARS’ta! 0212 232 44 40 numaralı telefonu arayıp yerini ayırtsın, Cin Ali’nin akıbetini görmek isteyenler...
- Kalacak bir türkü6 yıl önce
- Empati, biraz empati...6 yıl önce
- Aşk bu mu, sevda bu mu hayat bu mu?!!!6 yıl önce
- Farkı netliğinde bir 'ihanet'6 yıl önce
- Burnumuzda tüten sizin damın bacasında tütüyor mu?6 yıl önce
- Siz de bu takımın bir parçası olun!6 yıl önce
- 'Gülelim, güzelleşelim'7 yıl önce
- Hepimiz bu labirentin içindeyiz7 yıl önce
- Şvayk gerçeğe aydı peki ya biz?7 yıl önce
- Eskiden 'Ev alma komşu al' derdik, peki ya şimdi?7 yıl önce