İki kadın bir adamın aşkı, çekilin aradan
LÜTFEN bu yazıyı okumaya başlamadan önce Yıldız Tilbe’den “İki kadın bir adam” şarkısını dinlemeye başlayınız. O zaman daha bir anlam kazanacak. Hatta Yıldız Tilbe’nin bu şarkıyı o dönem Sezen Aksu’nun âşık olduğu Uzay Heparı ile “Bir gün sarhoş olmuştum, Uzay ile yattım” açıklamasından sonra yazdığı konuşulur. Ve daha sonra da Sezen Aksu’nun bu savaşa “Onu alma beni al” şarkısını yazarak karşılık verdiği anlatılır. Ne güzel değil mi? Kadınlar hem savaşıyor, hem üretiyor. Daha çok örnek var tabii. Üç kişilik ilişkiler için yazılan şarkılar bunlarla sınırlı değil. Yazmaya kalksak sayfalar yetmez.
Eh, şimdi ben bu konuya nereden geldim.
“Gönül İşleri”ni izliyorum. Asıl kahraman, iş ortağının, eşiyle birlikte olduğunu öğreniyor. Ve haliyle adamdan boşanmak için harekete geçiyor. Ancak kadının kocası, “Karımı seviyorum. Sen bir hataydın” diyor ve sevgilisinden, yani karısının iş ortağından ayrılıyor. Ancak sevgili pes etmiyor, “Aslında seni karın sevmiyor, ben daha çok seviyorum” diyor.
Klasik sevgili cümlesi. Hastasıyım bu cümlenin. Yahu karısı sevmese neden evlensin ey hanımlar!
Öyle değil mi?
Artık bu cümleyi değiştirin lütfen. Hatta özellikle lütfen senaristler...
Neyse devam edelim. Bölümün sonunda sevgili, “Ailen kocanın benimle birlikte olduğunu biliyor mu?” diye milletin gözüne gözüne sokuyor yaşadığı yasak aşkı. Oysaki, utanması, sıkılması gerekiyor. Ama onun yerine asıl kadın, yani boşanmaya çalışan eş utanıyor.
Neyse dizi bitti, ben de olayı anında unuttum; mu acaba? Maşallah diziler unutturmuyor ki.
Bir gün sonra elimde kumanda, oradan oraya savruluyorum. Evde oturmak dengemi bozmuş olacak, Karadayı’da takılıyorum. Çünkü yine aynen bir gün önceki konu işleniyor. Yani adam, sevgilisinden çocuk bekliyor. Ancak karısının da çalışmamasını, evde oturmasını ve bu olayı da yani imam nikâhlı sevgilisini ve çocuğunu da kabul etmesini istiyor. Üstelik şiddet üstüne şiddet yaşanıyor.
Ardından tam iki gün üst üste, “Ay şiştim, bu bünyeye zararlı” diyerek telefonu elime alıp sosyal medyada bir tura çıkmıştım ki karşıma Acun Ilıcalı’dan çocuğu olan Şeyma Şubası’nın Instagram hesabında paylaştığı giderli bir yazı dikkatimi çekti.
“Değerli halkım” diye başlıyor yazı ve “Acun Ilıcalı sadece çocuğumun babası, benim de değer verdiğim, her zaman mutlu olmasını istediğim arkadaşımdır” diye devam ediyor.
Ve tabii ardından şu anda burada yazamayacağım, hatta telaffuz bile etmeye utandığım bir sürü eleştiri ve yorum yapılıyor fotoğrafın altına, Şeyma’nın değerli halkı tarafından.
Ben nerelere kaçsam, nasıl etsem bilemiyorum. Ekranda, sağımda solumda, telefonda her yerde “iki kadın bir adam” ilişkisi. Kaçmak istememin nedeni, sevgili kontenjanından kadınların kendilerini göstermek için uğraşmaları. Belki uğraşmasalar daha korunaklı olacaklar. Hatırlarsanız bir dönem Deniz Seki-Hüsnü Şenlendirici-Nazire Şenlendirici ile yatıp kalkıyorduk. Hatta öyle ki, Deniz Seki’nin durumu ortada. Bu topraklar iki kadın bir adam muhabbetini sever ama sonu genellikle hep hüsranla biter.
Gerçi hüsran olmayanlar da vardır. Bakınız 28 yıllık evliliklerinden birçok kez Neslihan Yavuzcan yüzünden ayrılma noktasına gelen Zafer Ergin ile Binnaz Ergin hâlâ birlikte. Kaya Çilingiroğlu, Ferrari’yi karıştırıp Feraye dediğinde ikinci kadın ortaya çıktı ve eşi Hülya Avşar’dan boşanıp Feraye Tanyolaç ile evlendi. Tamam şimdi ondan da boşandı ama hâlâ birlikte yaşıyorlar. Ve üstelik neredeyse her gün eski eşi Hülya Avşar ile birlikte. Hülya Avşar ile Kaya Çilingiroğlu yeniden evlenirlerse asla şaşırmayacağım.
Yani adamlar çok kadınlı yaşamayı seviyor. Tabii Yılmaz Vural’ın, “Bir erkeğe verilmiş en büyük ceza, iki kadınla yaşamak” sözünün üzerinden de neredeyse beş sene geçmiş. Üstelik Yılmaz Vural da evliydi ve sevgilisinden çocuk bekliyordu bu cümleyi sarf ettiği zaman.
Ah ahhh! Ne zor ilişkiler. Bir zor ilişkiyi de Süperstar’ımız Ajda Pekkan yaşıyor. Tam da böyle bir konuyla ilgili başı hayli dertte. Hatta en son Tuğçe Çavuşoğlu, “Ajda Pekkan, eşim Çavuşoğlu ile duygusal ve fiziksel ilişkiye girdi” diyerek 250 bin lira manevi tazminat davası açtı.
Aşk mıdır, tutku mudur, savaş mıdır bilinmez. Bunu ancak yaşayan bir kadın bilir. Vallahi bana bakmayın, ben bilmiyorum. Kimseyi de yargılamıyorum. O kişilerin ne yaşadığını, neler hissettiklerini, neler düşündüklerini bilemeyiz. Dört duvar arasında ne yaşanır bilinmez. Bir kadın kendini böyle bir ilişki içine sokuyorsa zaten vardır bir bildiği. Ancak benim tek takıldığım konu, sevgili olan kadınların bu olayı göze sokmaya çalışma çabaları. Ben o kadınlar için üzülüyorum inanın. Yoksa gerisi faso fiso. Biz her zaman boş konuşuyoruz. Sonuç olarak bu ilişkiyi yaşayan insanlar mutlu mu değil mi? Yaşadıkları sıkıntılarla kendileri savaşıyor, biz değil.
Ancak şunu da söylemeden edemeyeceğim; erkekler bu kadınların kendileri için savaştıklarını zannediyorlar, ama bence yanılıyorlar. Kadının kadına ettiği malum. Bence bu kadar göz önünde yaşanan üçlü ilişkilerde savaşan kadınlar var ya, işte onlar aslında kendi hemcinsini yenme derdinde. Belki adamı elde ettikten sonra ondan vazgeçecek. Bunun örnekleri de var beyler, aman dikkat!
Anlayacağınız, bu hikâyeler bitmez. Sadece isimler değişir. Bu arada Şeyma Subaşı’nın Instagram’da paylaştığı “Değerli halkım” fotoğrafından sonra neler olduğunu merak ediyor musunuz?
Ben ettim ve o gece baktım. Kısa bir süre sonra sildi. Çünkü dediğim gibi, değerli halkı biraz belden aşağı vurdu. Ve tabii bu paylaşım geniş çevreler tarafından görüldüğü için hemen herkes bu giderli fotoğrafın, “Hadi artık eşini boşa da benimle evlen” anlamına geldiğine yordu durumu...
FARKINDA mısınız, Asena ne zaman adı sık sık aşk haberlerine karıştığı Berkay ile bir mekânda pişti olsun, eşi Caner Erkin ona hemen araba hediye ediyor. Geçmiş zamanlarda da kırmızı bir Ferrari almışlığı vardı. Şimdi de yeşil Lamborghini marka araba almış. Acaba Asena, arabası değişsin diye mi pişti oluyor dersiniz. Olur mu olur. Çünkü Berkay ile pişti olduğu mekânda o gece Berkay sahneye çıkıyordu. Yani bir kişinin istemediği bir insanla pişti olması için onun orada olduğunu bilmemesi gerekiyor. Yani Berkay’ın orada olduğu biliniyordu.
KISASA kısas. Geçen hafta “Kadın durur durur ve intikamını acı alır” demiştim. Buyurun işte tam da dediğim şeyler oluyor. Sertab Erener hiç olmadığı kadar görünür olmaya başladı. Hem de en âlâsından. Aşk fotoromanları bile çekmeye başladı. E doğal tabii. Bir adım değil, on adım öne geçmesi gerekiyor Sertab’ın. Çünkü 18 yıllık sevgilisi Demir Demirkan’ın “Ben ilişkiyi bitirdim” mesajından sonra Sertab’ın bunları yapması çok doğal.
SİNAN Çetin belli ki, eşinin haberi olmadan bir şeyler peşinde. Ama gazetecileri görünce de kaçma anı “Eyvah ayvayı yedik” tadında. İlahi Sinan Çetin, senin artık bu konunun ustası olman lazım. Yani ben senden hiçbir şey olmamış gibi, “Hanımefendiyle bir reklam konuşması yapıyorduk. Yani tamamen iş” demeni beklerdim. O zaman kimse çakmazdı olayı.
- Adınız artık sadece skor tabelasında değil, kalplerimizde de yazılı4 ay önce
- 12 Dev Adam Riga da devleşti4 ay önce
- Manifest3 ay önce
- Büyülü diyar Kapadokya'da unutulmaz bir gece3 ay önce
- Her ayrılığa sebep aramak zorunda mıyız?3 ay önce
- Ayvalık'ta bir nefes, Cunda'da bir ilham, müzik iyileştirir3 ay önce
- Neden ağlamadın da güldün?3 ay önce
- Kadın bedeninde toplumsal baskının en ağır hali; Kilo ve yaş3 ay önce
- Bize neler edeceksin Eylül3 ay önce
- Anneler, babalar özellikle siz susmayın! Kız çocuklarınızın yanında durun!4 ay önce