Dur demek az gelir
BUNDAN 5 yıl kadar önce Habertürk Gazetesi’nde “Ron Mueck” başlıklı bir yazım yayınlandı.
Bu eski yazımı niye koydum biliyor musunuz?
Çünkü, bir grup hastalıklı ruhun saldırısına uğrayan Abdülmecid Efendi Köşkü’nde sergilenen eserler arasında, Ron Mueck’in de bir heykeli vardı.
Ömer Koç koleksiyonunda gıpta ettiğim eserlerden biri olan bu heykel de saldırıya uğrayan eserler arasında.
Ve Nişantaşı’na taşınınca “rafine”, üç beş aydınla tanışınca “entel”, patronla tavla oynayınca “zengin” olduğunu zanneden biri, Abdülmecid Köşkü’nde sergilenen eserler için “Üryanlığın yalın ve müstekreh vurgusu”, “Sevimsiz, irite edici, rahatsız edici, kusturucu, anlamsız, bağlamsız, amaçsız”, “Bir gazete köşesinde yayınlanmayacak kadar berbat” diye yazma “HADSİZLİĞİNİ” gösterdi.
Bu kafanın, “Tükürürüm böyle sanatın” içine diyen kafadan hiçbir farkı yoktur.
Cehaletin, sonradan bile görememişliğin, ezikliğin ve hadsiz ukalalığın “köşe kapmış” halidir.
Bilmediğin, anlamadığın konuda ahkâm kesmenin dayanılmaz zavallılığıdır.
Böyle bir sergi, anlamasanız bile susmanızı, biraz anlıyorsanız “Bu ülkede bunlar da var” diye teşekkür etmenizi gerektirir.
Ötesini yapanın bir eşini bulup çifte koşmak gerekir.
Bu denli “kendini bilmezliğe” “Dur” demek az gelir.
Ancak “Çüşşş” denebilir.
**************
O KÖŞKÜN DEDENLE ALAKASI YOK KIZIM
GELELİM, kendini sultan ilan eden, küçük hanımın iddialarına.
“Dedemin mülkü” dediği Abdülmecid Efendi Köşkü’nün, dedesi olduğu iddiasındaki Sultan Abdülhamid ile hiçbir alakası yoktur.
Köşkü yaptıran ve ilk sahibi Mısır Hıdivi İsmail Paşa’dır. Bildiğim kadarıyla Sanayii Nefise Mektebi’nin mimarlık bölümünün de kurucusu olan mimar Vallaury’ye yaptırılmıştır.
Köşk daha sonra Hıdiv İsmail Paşa’nın vârisi İbrahim Paşa’ya geçmiş, Halife Abdülmecid Efendi tarafından İbrahim Paşa’dan satın alınmıştır.
Halife, binayı tamir ve restore ettikten sonra bir süre kullanmıştır.
Daha sonra Köşk, Yapı Kredi Bankası tarafından satın alınmış, Mehmet Emin Karamehmet’in ve bankanın özel davetlerine ev sahipliği yapmıştır.
Yapı Kredi Bankası’nın satışıyla birlikte Koç Grubu’na geçmiş ve yeniden çok iyi bir şekilde restore edilmiştir.
Memleketteki tüm emlakı dedesinin malı zanneden küçük hanıma duyurulur.
**************
SUUDİ ARABİSTAN’DAN HATIRLATMA
SUUDİ Arabistan’ın “ilerici” prensi, ülkenin “ılımlı İslam”a döneceğini açıkladı.
Kadınlara otomobil kullanma yasağının kaldırılması galiba bunun ilk adımı.
Sonraki adımlar ne olur bilmiyorum ama anladığım kadarıyla Suudiler “ılımlı İslam”ın ya da “İslam’la modern yaşamın” ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar.
Bu nedensiz değil.
Yakın zamana kadar Türkiye, “İslam’la beraber demokrasinin” bir arada yaşayabileceğinin örneği, İslami modern bir toplumun olabileceğinin kanıtı olarak tüm dünyadan ama özellikle de İslam ülkelerinin halklarından büyük takdir görüyordu.
“Örnek İslam ülkesiydi”, kıblesi Mekke olan İslam dünyasının bir anlamda sosyal ve sayısal anlamda 2. “kıblesi” gibiydi.
O haliyle Türkiye çok değerli, çok önemli ve çok örnekti.
Şimdi Türkiye o alandan yavaş yavaş çekildiğini hissettiriyor.
Ve bunun değerini anlayan Suudi Arabistan o yola girmek istiyor.
Elbette ki asla Türkiye olamazlar, elbette ki Türkiye gibi modern ve demokratik bir İslam’a geçemezler.
Ama en azından bize “geçmişteki duruşumuzun” ne kadar önemli ve örnek alınası olduğunu hatırlatabilirler.
**************
HAP, HUP, AGOP
OKUL servislerinde yaşanan rezaletleri sona erdirmek için 4 bakanlığın bir araya gelmesi bana bir hikâyeyi hatırlattı.
Servis meselesine 4 bakanlığın birden bakacak olması bana nedense bu hikâyeyi anımsattı.
**************
TİMUR’UN EŞEĞİ
BUGÜN niyeyse fıkra anlatasım geldi.
Timur ile Nasreddin Hoca anlaşırlar.
Nasreddin, Timur’un eşeğine 3 yıl içinde konuşmayı öğretecektir.
Eğer öğretemezse kellesi alınacaktır.
Bu iş için Timur, Nasreddin Hoca’ya 2 bin altını peşin ödeyecektir.
Timur gidince Akşehirliler Nasreddin Hoca’nın etrafını sararlar.
“Hoca, eşek konuşmayı öğrenir mi hiç. Gitti senin kelle” diye.
Hoca rahatça yanıt verir: “3 seneye ya ben ölürüm, ya Timur ölür, ya eşek ölür. Ama 2 bin altını peşin aldım, keyifle yerim.”
Bu fıkra da nereden çıktı demeyin.
Vardır bir hikmeti...
**************
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
- Bana katlanan herkese teşekkürler2 yıl önce
- NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?2 yıl önce
- Mirası kim paylaşır2 yıl önce
- Uçlara güç veren bir Anayasa2 yıl önce
- İçimizdeki İrlandalılar2 yıl önce
- Dünün güneşi, bugünün çamaşırı2 yıl önce
- Plan mı pilav mı!2 yıl önce
- Kalksa da görsek2 yıl önce
- İnce dedikodular2 yıl önce
- Oran değil, fark önemli2 yıl önce