Tehlikeli yalnızlık
AK Parti’nin iktidara geldiği günden bu yana dış politikadaki tüm yanlışlarının tek bir nedeni var.
Meseleyi dinamik değil. Statik olarak görüyorlar.
Bir hamle yaparak öne geçtiklerini zannediyorlar ama karşı tarafın buna nasıl bir hamle ile cevap vereceğini hesaba katmıyorlar.
Bu dış politika hastalığının Davutoğlu ile başladığını görmüştüm ve Davutoğlu ile biteceğini zannetmiştim.
Değilmiş.
Bitmedi.
Aynı anlayış sürüyor.
Libya ile yapılan anlaşma ile ilgili olarak “Ya yönetim değişir, ya Serac devrilir ise ne olur” diye sorduğumuzda “Kim gelse fark etmez. Bu anlaşma Libya’nın da lehine, gelen değiştiremez” demişlerdi.
Ama görülüyor ki, işler pek öyle yürümüyor.
Bugünlerde bölgedeki dış politikalar “Türkiye aleyhine olsun gerisi mühim değil” tarzı ile yürütülüyor ve Libya’da da dengeler ile birlikte lehimize olan durum da değişiyor.
Mısır kendi çıkarlarına aykırı olmasına rağmen Türkiye’ye daha büyük zarar verecek diye Yunanistan’la anlaşıyor.
İsrail keza aynı tavırda.
Öyle ki, durumumuz 1. Dünya Savaşı öncesinden beter hale geliyor yavaş yavaş. Öyle ki, 1. Dünya Savaşı öncesinde en azından Almanya bizden yanaydı.
Bu kez Almanya bile Yunanistan’dan yana tavır koyuyor.
Buna bir de Türkiye’nin inatçı olduğunun artık aşikar hale geldiği, ters bir hamle yaparak sorunlu ülkelerden an azından bazılarıyla yeni bir dönem başlatmayacağı herkes tarafından bilinince...
Yani başkaları dinamik, biz ise statik olunca...
Değerli yalnızlık giderek tehlikeli yalnızlığa dönüşüyor.
- Bana katlanan herkese teşekkürler1 yıl önce
- NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?1 yıl önce
- Mirası kim paylaşır1 yıl önce
- Uçlara güç veren bir Anayasa1 yıl önce
- İçimizdeki İrlandalılar1 yıl önce
- Dünün güneşi, bugünün çamaşırı1 yıl önce
- Plan mı pilav mı!1 yıl önce
- Kalksa da görsek1 yıl önce
- İnce dedikodular1 yıl önce
- Oran değil, fark önemli1 yıl önce