Bir yanlış özelleştirme hikayesi
Okurlar “Türk Telekom hikayesi nedir yazsanız da okusak” diyorlar bir süredir.
Şirketin bir kez daha el değiştirmesi, Tansu Çiller’in açıklamaları falan derken herkes Türk Telekom’u merak etmiş belli ki!
Hikaye uzun, bu köşeye sığmaz, tefrika olur, yazı dizisi olur.
Ama madem çok istediniz bir özet geçelim.
Türk Telekom, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ait bir Kamu İktisadi Teşekkülü idi. Yani devlete ait bir şirket.
1980’lerde ciddi bir atılım yapmış, kendini modernize etmiş, 1990’ların ilk yarısında ciddi, önemli, dünyadaki benzerleri kalitesinde bir şirkete dönüşmüştü.
Teknolojisi gayet yerinde, köklü, yaygın ve kârlı bir şirketti.
Bu yüzden de herkesin iştahını kabartıyordu.
Öyle ki 1990’ların ortasında şirkete biçilen değer Türkiye’nin o günkü toplam dış borcu kadar hatta belki de fazla idi. (O sırada Türk Telekom’a biçilen değer 25-30 milyar dolar, Türkiye’nin toplam dış borcu ise 26 milyar dolardı.)
Ancak o özelleştirme bir türlü gerçekleştirilemedi.
Ve bu işi yapmak 2005 yılında AK Parti iktidarına nasip oldu.
Türk Telekom’un yüzde 55’i, açık bir ihale sonucunda Lübnan Cumhurbaşkanlığı da yapmış, Hariri ailesine ait Oger Telekom’a satıldı.
Fiyat 6,5 milyar dolardı ama iddialara göre şirketin kasasında 2 milyar dolar nakit vardı.
Kasada para var mıydı, yok muydu görmedim ama bildiğim o sırada şirketin kârı 1,5 milyar dolara yakındı ve şirket 4 çarpanla elden çıkmıştı ve bu fiyat oldukça ucuzdu.
Ama sonuç olarak açık bir ihale olduğu için bir şey demek mümkün değildi.
İki yıl sonra peşin ödeme indiriminden de yararlanan Oger Telekom, borcunun 4,2 milyar dolarlık kısmını da Türk bankalarından aldığı kredi ile ödedi ve şirketin tamamının sahibi oldu.
Sonrası ise tam bir rezalet.
Oger, Türk Telekom’un elindeki varlıkları, aslında kamuya ait olan ve kendisinde sadece kullanma hakkı bulunan gayrimenkulleri, Türk Telekom’un değerli bakır hat altyapısını satmaya başladı.
Eleştirilere karşılık “Modernleşiyoruz. Yatırım yapıyoruz” deniliyordu.
Ve sonuçta Hariri’lere ait Oger, Türk Telekom’un 13 yıl boyunca karını alıp gitti.
Sonunda tüm borçları Türk bankalarına yıkıp Türkiye’yi terk etti.
Derenin taşıyla derenin kuşunu vurmuş, kuşun etlerini yiyip, kemiklerini bırakıp gitmişti.
Kimilerine göre Türkiye’nin bu işten toplam zararı 11, kimilerine 13 milyar dolardı.
Satışı yapan iktidar kanadı ise bunu yalanlıyor, ortada bir zarar olmadığını iddia ediyordu.
Türkiye şeffaflık liginde pek de üst sıralarda yer almadığı için tam gerçeği bilmek çok güç.
Ama son olarak anladığımız şu.
Sadece Türk bankalarının bu işten zararı 5 milyar dolar olmuş.
Memlekete toplam zararını ise muhtemelen hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.
- Bana katlanan herkese teşekkürler2 yıl önce
- NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?2 yıl önce
- Mirası kim paylaşır2 yıl önce
- Uçlara güç veren bir Anayasa2 yıl önce
- İçimizdeki İrlandalılar2 yıl önce
- Dünün güneşi, bugünün çamaşırı2 yıl önce
- Plan mı pilav mı!2 yıl önce
- Kalksa da görsek2 yıl önce
- İnce dedikodular2 yıl önce
- Oran değil, fark önemli2 yıl önce