Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ekonomi kurmayları arasına Prof. Daron Acemoğlu’nu da katmış.

Acemoğlu ile İstanbul’da olduğu sırada görüşmeyip, hemen sonrasında gittiği New York’ta görüşmüş olmasına şaşırmıştım.

Demek ki, görüşmenin maksadı bu imiş.

Sevgili Daron Acemoğlu aslında Türkiye siyasetine ve Türk ekonomisine uzak bir isim değil.

AK Parti iktidarının ilk döneminde, uygulanan ekonomi politikalarına ciddi destek vermişti.

Derviş politikalarının devamı niteliğindeki liberal, özgürlükçü, dışa açık politikalar Acemoğlu’nun kendi ekonomi fikriyatına uygundu.

Bu yüzden de Acemoğlu ile o zamanın ekonomi yönetiminin başındaki Ali Babacan ile Prof. Acemoğlu arasında fikri yakınlığa dayalı bir dostluk da oluşmuştu.

Fakat AK Parti’nin özgürlükçü politikalardan vazgeçmesiyle ve ekonomide kontrolcü bir yapıya dönmesi sonrasında Daron Acemoğlu ile iktidarın bağı koptu.

Acemoğlu, iktidarı eleştirmeye, politikaları yanlış bulduğunu yüksek sesle söylemeye başladı.

Hukuk, Adalet, Özgürlük diye bağırıyordu Acemoğlu.

Zannedilenin aksine uzakta da olsa, Daron Acemoğlu Türkiye ile dertlenen bir adamdı.

Öyle ki, Ali Babacan DEVA Partisi’ni kurarken, Acemoğlu büyük destek verdi.

Babacan “Gel” dese Daron Acemoğlu DEVA Partisi kurucuları arasında yer bile alabilirdi.

Ancak Ali Babacan, Daron Acemoğlu’nun Nobel ekonomi ödülü alma şansına ve akademik hayatına öncelik vermesi gerektiğini düşündüğü için Acemoğlu’nun aktif siyasetin içinde değil akademinin içinde olmasının daha değerli olacağını düşündü.

Ve anlaşılan o ki, gerek İYİ Parti, gerekse DEVA Partisi’nin ekonomi kadrolarının giderek güçlenmesi karşısında CHP de bir hamle yapma gereği duymuş ve Acemoğlu ismini yanına alma almak istemiş.

Oysa Acemoğlu zaten yanlarında idi.

Ve CHP’nin içinde devleti bilen, ekonomiyi bilen isimler zaten vardı.

Derviş politikalarının uygulamadaki mimarı Faik Öztrak gibi birisi varken,İlhan Kesici bir temel direği gibi orada dururken, Hurşit Güneş yanı başında iken ayrıca Kerim Rota, Serkan özcan, İbrahim Çanakçı,Bilgi Yılmaz ve tabii Durmuş Yılmaz gibi isimler zaten mevcutken CHP’nin İYİ parti ve DEVA ile rüzgara karşı yarışa girmesine muhtemelen pek gerek yoktu.

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında olsam ona “Ufuk Akçiğit” ismini daha öne çıkarırdım.

Asıl boşluk oradaydı.

Niye bunu söylediğimi ise zamanla anlarsınız…

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar