Haydi sandığa
Haydi bugün sandık başına.
Öyle palavra bahaneler falan uydurmayın kendinize bile.
Kalkın gidin sandığa.
İster hayır deyin, ister evet.
Fark etmez.
Sandığa gidin ki yarın şikâyet etmeye veya iyi yapmışım demeye hakkınız olsun.
Anayasa önemli iştir.
Sadece kendiniz için değil, çocuklarınız için, torunlarınız için oy kullanacaksınız.
Burada yapacağınız hatanın bedeli 4 yıl değil, bir ülkenin geleceği olabilir.
Düşünün taşının, okuyun, anlayın, oy verin.
Hiç de kafanıza takmayın.
"Referandum Türkiye'yi böldü" diyorlar.
Yalan.
Türkiye'yi bölen referandum değil.
Türkiye zaten bölündü ama o kadar çok parçaya bölündü ki, ayrılmak mümkün değil.
O yüzden rahat olun.
Referandum bölünmesi ise hikâye.
Aynı evde farklı oy verecek olanlar bile var.
Yarın sonuç belli olur, yine birleşir, bütünleşiriz.
Gidin sadece bir oy verin yeter.
Bizim sorumluluğumuz o kadar.
Ötesi, o oyları isteyenlerin sorumluluğu.
Biz kendimize düşeni yapalım.
Onların durumu zaten malum.
Mağdur
Finalde miyiz, değil miyiz bilmiyorum bu yazıyı yazarken.
Finalde olacağımızı umuyorum, eğer Slovenya karşısındaki oyunu tekrarlamışsak.
Herkesin merak ettiği şu: "Bu takım nasıl oldu da böyle bir form yakaladı?"
Ben size söyleyeyim, bunlar "Türk çocukları" ya, başarının sebebi o.
Biz zannediyoruz ki, bu çocuklar Türkiye için oynuyor.
Yanılıyorsunuz.
Türkiye için oynamıyorlar.
THY'den inanılmayacak olay
Dün bir dostumu karşılamaya havalimanına gittim.
THY, Türkiye'nin en büyük, ulusal bayrağı taşıyan havayolu.
Ama gelen-giden uçakları gösteren tabelaya bakınca yanında "gecikme" yazan seferlerin yüzde 90'ı THY.
Belli ki, ciddi bir sıkıntı var.
Buna mukabil, THY'nin kabin içi hizmet ve rötar dışında müşteri memnuniyeti konusunda inanılmaz bir performansı var.
Bir süre önce THY ile uçuyoruz.
Yanımdaki koltukta tanımadığım biri oturuyor.
Servis sırasında kabin görevlilerinden biri elindeki kola şişesini düşürdü ve patlayan kola yanımda oturan yolcunun üzerini berbat etti.
Servis biter bitmez bir görevli geldi ve yanımdaki yolcuya, "Çok özür dileriz. Size bir form vereceğiz, doldurmanızı rica edeceğiz" dedi.
Gelen forma, ayakkabı dahil üzerindeki tüm giysilerin markasını yazıp verdi adam.
Sonra bana dönüp, "Sanki parasını verecekmiş gibi soruyorlar. Ben de boşu boşuna yazıyorum" dedi.
Dün o beyefendiden bir e-mail geldi.
Şöyle diyor:
"Fatih Bey, hatırlar mısınız bilmiyorum. Uçakta yan yana otururken üzerime kola dökülmüştü.
İnanmayacaksınız ama THY o gün giydiğim giysilerin tamamının parasını ödedi.
Hepsi markaydı ve ciddi rakam tutuyordu. Gerekmez dediğim halde ayakkabılarım dahil hepsini tazmin ettiler.
Bilesiniz diye size de haber verme ihtiyacı hissettim."
Dorusu ben hâlâ inanmakta zorluk çekiyorum.
Eğer doğruysa bravo THY'ye.
- Bana katlanan herkese teşekkürler1 yıl önce
- NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?1 yıl önce
- Mirası kim paylaşır1 yıl önce
- Uçlara güç veren bir Anayasa1 yıl önce
- İçimizdeki İrlandalılar1 yıl önce
- Dünün güneşi, bugünün çamaşırı1 yıl önce
- Plan mı pilav mı!1 yıl önce
- Kalksa da görsek1 yıl önce
- İnce dedikodular1 yıl önce
- Oran değil, fark önemli1 yıl önce