Epeydir gitme fırsatı bulamadığım Intercity İstanbul Park’a geçenlerde gidebildim. Yaşadığım ve çalıştığım yerlere bu kadar uzak olmasa aslında her gün gitmek isteyeceğim yerlerin başında geliyor.

Yapılması için yıllarca uğraş verenlerden biri olduğum için değil elbet. Gidip o otomobil kokusunu almak, bu şahane yarış pistini üzerine para vererek yok olmaktan kurtaran Vural Ak’la sohbet etmek, her gün muazzam otomobillerle gelişen koleksiyonunu görmek gerçekten keyifli oluyor.

Hele hele Ak’ın benimkini de solda sıfır bırakan otomobil aşkıyla heyecanla anlatması yok mu, pisti ve orada yaptıklarını... Gerçekten çok keyifli. Ancak bu kez Intercity İstanbul Park’a gidişimin nedeni bambaşka. Ferrari Challenge’da yarışan tek Türk sürücü Murat Çuhadaroğlu ile buluşmaya gittim piste.

Murat Çuhadaroğlu, Çuhadaroğlu Holding’in sahibi. Kardeşiyle beraber tabii. Kardeş, tarih meraklısı ve muazzam bir savaş aletleri koleksiyonuna sahip. Bu koleksiyonu sergilediği çok da hoş bir müzesi var Çağlayan’da.

Murat Çuhadaroğlu ise otomobil delisi. Bu delilik onu erken sayılmayacak bir yaşta pistlere taşımış ve Ferrari Challenge’da şampiyonluğa kadar götürmüş. Ama isterseniz önce Ferrari Challenge ne ona bir bakalım...

MÜŞTERİLERE ÖZEL YARIŞ DÜZENLENİYOR

Başladığı günden bu yana aralıksız olarak Formula 1’e katılan tek üretici olan Ferrari, her ne kadar pistlerde F1 ile biliniyor olsa da Enzo Ferrari’den bu yana yarış genetiğini hiç bir zaman arka plana çekmedi.

Bu nedenle de Ferrari pek çok farklı kategoride pist yarışlarında her zaman olmaya gayret ediyor. Ama sadece kendisi de değil, müşterileri de.

Otomobil yarışlarının eski güzel günlerinde, otomobil meraklısı zengin ve köklü ailelerin mensupları, otomobil yarışlarının en önemli unsuruydu. Bunlar fabrikalara ısmarlama olarak yaptırdıkları yarış otomobilleri ile fabrika takımı gibi yarışır ancak bu işi kendi ceplerinden finanse ederlerdi.

Bu adamlar şahane yarışçılardı. Hayatın keyfini çıkartan ve genelde de bu keyfi çıkartmaya çalışırken, pistlerde can veren tutkulu insanlar.

Sonra zaman değişti, üreticiler fabrika takımları kurdular, yarış pilotluğu profesyonel bir iş haline geldi. Bana göre işin tadı biraz kaçmaya başladı.

Ancak Ferrari, yarışmayı seven müşterilerini asla yüzüstü bırakmadı. Giderek profesyonelleşen pist aleminde, amatör ve yarı amatörlere de yer açmayı ve yer vermeyi sürdürdü.

3 FARKLI YARIŞ TİPİ VAR

Ferrari’nin yarışmayı seven, gerçek "Ferrarici" müşterileri için “Corsa Clienti” başlığı altında düzenlediği 3 tip yarış var. Bunlardan biri Murat Çuhadaroğlu'nun da yarıştığı Challenge, diğeri pist için üretilmiş özel Ferrari’lerle yarışılan XX Programı, üçüncüsü ise yarıştan çekilen F1 araçlarını satın alan müşteriler arasında düzenlenen F1 Clienti yarışları.

 

Bunların arasında en yaygın ya da en çok katılımın olduğu yarış Ferrari Challenge. Çünkü nispeten makul fiyatlı araçlarla yapılıyor. Ferrari Challenge 4 ayrı coğrafi kategoride düzenleniyor: Avrupa, Kuzey Amerika, Asya Pasifik ve Birleşik Krallık.

En sonunda tüm bunları en tepede tamamlayan pilotlar, son bir yarışta Ferrari Challenge şampiyonunu belirliyorlar. Kategoriler bununla da sınırlı değil. Ama en iyisi bunları Murat Çuhadaroğlu anlatsın bize:

'300 BİN EURO'YU GÖZDEN ÇIKARMAK GEREKİYOR'

Fatih Altaylı: Murat Bey Ferrari Challenge şampiyonu oldunuz. Beş kez Türk bayrağını dalgalandırdınız. 
Murat Çuhadaroğlu: Evet. Bunu başardım ama yanlış anlaşılmak istemem. Ben kendi kategorimde şampiyon oldum. Bunu vurgulamak lazım. 
F.A.: Yani? 
M.Ç.: Ferrari Challenge’da farklı kategoriler var. Yaş gruplarına göre ve amatörler-profesyoneller olarak. Ben 50 yaş üzeri amatörler şampiyonu oldum. Yoksa bizim gibilerin profesyonel yarışçılarla başetmemiz mümkün değil. Adamlar 5 yaşından beri yarışıyorlar. Onlar bambaşka bir dünya. Zaten bu yüzden farklı kategoriler var. 
F.A.: Siz Avrupa şampiyonu mu oldunuz Dünya mı? 
M.Ç.: Avrupa’yı önde bitirdik. Sonra final yarışlarında Dünya şampiyonu olduk. 
F.A.: Nereden aklınıza geldi Ferrari Challenge’a katılmak? 
M.Ç.: Hep vardı aklımda ama fırsat bulamıyordum. Biraz da çekiniyordum galiba.

F.A.: Çok pahalı bir iş mi bu yarışa katılmak? 
M.Ç.: Ucuz bir şey değil. 
F.A.: Yaklaşık bir bütçe?
M.Ç.: Otomobili ister alabilirsiniz, ister kiralayabilirsiniz. Bir sezonluk yarış masrafları, mutlaka kaza olacaktır, tamir masrafları, bakım masrafları, lastik, yedek parça, mekanik falan deyince yaklaşık 300 bin euro civarı bir bütçe gerekiyor. Biraz altına inebilirsiniz, üstüne de çıkabilirsiniz. 
F.A.: Bu otomobiller yolda gördüğümüz Ferrariler ile aynı araçlar değil. Sadece görüntü aynı gibi ama farklılar değil mi? 
M.Ç.: Hem de çok farklılar. Bütün ayarları fraklı. Bunlar piste uygun hale getirilmiş yol Ferrarileri. Ama tüm ayarları farklı. Yol tutuş özellikleri farklı. Bambaşka diyebilirim.

F.A.:Peki parası olan takımlar daha güçlü ve daha iyi otomobillerle mi yarışıyor? 
M.Ç.: Hayır işin güzel tarafı bu. Pistteki tüm araçlar birbirinin aynı. Motor aynı, motor gücü aynı, ağırlık aynı, her şey aynı. Eşitler arası bir yarış. 
F.A.: Bu zor bir iş değil mi? Az önce pistte iki tur attık sizinle ki, limitlerde kullanamadık. Bizim yaşa gelince zorlamıyor mu fiziksel olarak? 
M.Ç.: Zorlamaz olur mu? O yüzden daha fit olmak için sürekli çalışıyoruz. Sporcu gibi yaşamaya çalışıyoruz bu yüzden. 
F.A.: Yine de bir yarış boyunca zor iş. Kaç tur Ferrari Challenge yarışları? 
M.Ç.: Beş tur atıyoruz. Hafta sonunda bir kaç yarış var. Her yarış beş tur. 
F.A.: Ama siz bir yandan da Endurance yarışlarına da katılıyorsunuz. 
M.Ç.: Doğru Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) 12 saatlik yarışa da katıldım. 
F.A.: Hedef Le Mans 24 Saat mi? 
M.Ç.: Niye olmasın.

Bu sohbet öncesi Murat Çuhadaroğlu ile Intercity İstanbul Park pistinde iki tur attık. Bu yıl yarıştığı 488 Challenge ile değil 458 Stradale ile.

Pistte yarışmak, sokakta serserilik yapmanın önüne geçecek tek şey. Keşke şu güzelim pisti çok daha iyi değerlendirse federasyon ve yarışseverler.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!