Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Yüzüyle yüzyüze geldim.

Nasıl bir çekmişlik var, bu çekilenlere razı olmuşluk var anlatamam, gözlerinin içi yorgun.

Hemen gördüm, çok yorgun. Her yanı, içi, dışı, ruhu...

Başındaki eşarbı da, üstündeki entarisi de eski... Onlar da yorgun.

Böyle alın yazısı olur mu diye isyan ettim.

Tarladan dönüyor, yorgun çok. Sabah erken saatte kalmış gitmiş, akşama kadar çalışmış, çapa elinde, akşam olmuş evine gidecek, evde de iş çok...

Başlamış yürümeye...

Yoldan geçen traktör durmuş, iyilik için, abla gel seni gideceğin yere götüreyim demiş.

Biz şehirli kadınların yolda görünce kenara çekilip, yan yan baktığımız, "Ay bu da nereden çıktı" dediğimiz, kepçeli arabanın kepçesine oturmuş.

Kadının hayatı kepçe, kimbilir kendi hayatının kepçesinde neler var...

Bir tek yaşama endişesi yok belli, yaşamasa da olur yani...

Kadının öylesine adanmışlığı var ki; kadere, canını mı düşünecek, bizim gibi!

Oturmuş kepçenin içine, tozlu topraklı entarisi ve başındaki yemeni ile, zaten eller de yorgun...

Adam unutmuş kadını, kepçeyi toprağa daldırmış, kadın içinde, toprakla beraber çukura boşaltmış, üzerinden de iki defa geçmiş, ezmiş iyice, toprak yerleşsin diye.

Adam bunu niye yaptı diye adamı kovalamayacağım.

Neden tanrı ona böyle bir kaderi uygun gördü, neden?

Böyle yazgı olur mu? Böyle kader olur mu?

Kadınla beraber günlerdir kepçeden devriliyorum, çaresizlik dibine vuruyor. İsyan içimde büyüyor, her yanım ezik, özellikle ruhum.

Düşünüyorum, düşünüyorum, bir türlü anlayamıyorum.

Hayatla ödeşemiyorum.

Kepçem gitgide daralıyor.

Funda

fkalyoncuoglu@haberturk.com

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar